TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Okulum Güzel Okulum

Görüntülenme 1613

0
Okulum Güzel Okulum

Stadyumda desteklediğimiz takım gol attığında hiç tanımasak da yanımızdakilere sarılarak seviniriz; sıkça gittiğimiz lokantada garson, “Her zamankinden değil mi?” dediğinde yüzümüzde gülümseme belirir; mahalle bakkalına girdiğimizde, biz söylemeden alacağımız gazetenin bilinip tezgah üstüne konması iyi hissettirir; çalışma arkadaşlarımızdan birinin sabah iş yerinde annemizin hastalığı ile ilgili soru sorması düşünüldüğümüzü gösterir. Ait olmaya dair duygulardır bunlar ve bizi mutlu eder. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi listesinde, güvenlik ihtiyacının hemen üstündedir ait olma. Varlığını çok düşünmediğimiz bu duygunun yokluğu dokunur insana.

Köklü bir okulun mezunuysanız yıllar sonra katılabileceğiniz pilav, kuru fasülye ya da gevrek gününüz olabilir ve yakanızdaki okul rozetiyle eski dostlarınızla özlem giderebilirsiniz. Bu durum o sosyal topluluğun parçası olduğunuzu gösterir. Sınırlı sayıdaki okul için geçerlidir ve ancak mezun olduktan sonra yılda bir gerçekleşir. Okul yaşamı içinde, mezun olmadan önce ait olma duygusunu yaşıyor muyuz? Öğretmenlerin ve öğrencilerin beraber nefes aldıkları okullarda ait olma duygusu ne derece yeşerebilir, ne derece yeşermelidir? Benim gözlemim, yıllardır bu duygunun sadece okulların spor takımlarında ya da dışarıya açılan turnuvalarında yer alan öğrenciler tarafından hissedildiğine dair. Bu tür organizsayonlarda olmayan öğrenciler içinse ait olma duygusundan söz etmenin çok da anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Bazı okullarda ait olma duygusu satılan okul tişörtleriyle ve montlarıyla sağlanmaya çalışılıyor. Üstümüze giydiğimiz okul montu, bizi içinde bulunduğumuz sosyal grubun bir parçası olarak gösterse de gerçek anlamda aitlik duygusunu hissettirmiyor.

Kafka’nın Gregor Samsa karekteri, yabancılaşma için en önemli örnektir denebilir. Bulunduğumuz ortamdan uzaklaşma isteği, bireyselleşme, bağ kuramama, tek başınalık günümüzde sıkça karşılaştığımız yabancılaşma yolundaki benzer yüzlerdir. Kapitalist toplumsal sistemin yarattığı bu durumla günümüzde sık sık karşı karşıyayız. Okullarımızın hızla akıp giden döngüsünde ilişkilere, dünyaya ve yaşama yabancılaşıyoruz. Öğrencilerin ve öğretmenlerin bir çoğu, yaşadıkları okulların parçası olamıyor ve belki de olmak istemiyor.

Herman Melville’nin Katip Bartleby öyküsünde, Bartleby, yanında çalıştığı avukatın isteklerine “tercih etmiyorum” (I would prefer not to ) diyerek karşılık verir. Bu tercih etmeme durumunun diğer adına varolan gerçeklikten kaçış da diyebiliriz. Okullarda da öğrencilerin birçok şeyi tercih etmediklerini, sadece sistemin istekleri doğrultusunda okullarda bulunduklarına inanıyorum. Teknolojinin gelişimiyle birlikte bireyselleşme de artıyor ve gün geçtikçe sosyal grup olmanın en iyi yaşanabileceği yer olan okullarda, öğrencilerin okulla bağları iyice kopuyor. Çocuklar ait hissetmedikleri ortamlarda bulunmak istemiyorlar.

Okulla bağ kurmak için büyük adımlar atmaya da gerek yok, ama bir yerden başlamaya gerek var. Sabah okula girdiğiniz kapıda sizi bekleyen ve size adınızla seslenip “günaydın” diyen yöneticiler, okul kütüphanesine gittiğinizde en sevdiğiniz yazarın yeni kitabının çıktığını müjdeleyen kütüphane görevlisi, okuldaki dolabınızı istediğiniz gibi tasarlamanıza izin veren öğretmen, okulda alınacak kararlarda öğrencileri dinleyen yönetim, katıldığınız okul dışı bir turnuvanın sonucunu merak eden ve bahçede bunu size soran öğretmenler… Bunları gerçekleştirmek zor olmasa gerek. Okul yönetimine/karar alma süreçlerine öğrenci katılımının sağlanmasıyla bazı şeylerin daha hızlı değişeceğine inanıyorum, çünkü bu durumda okullarda söz sahibi olamayan öğrenciler, isteklerini daha rahat ifade edecekler. İsteklerini daha rahat ifade eden öğrenciler de kendilerini bulundukları okulun parçası hissedeceklerdir. Kimi okullarda öğrenci meclisi ya da öğrenci birliği bulunuyor ama ne yazık ki bu öğrenci birlikleri ya da temsilcileri karar alma süreçlerine genelde katılamıyor, -mış gibi yaparak sadece bulunuyorlar.

Okulla bağ kurulmasının karşılıklı olması önemlidir. Okula karşı aidiyet duygunuz varsa, okulun da size karşı aynı duyguda olması gerekir. Öğrencilerin ve öğretmenlerin kendilerini bulundukları okula ait hissetmelerinin bir yolu da okulda ritüeller oluşturmaktır. Öğrencilerin ve öğretmenlerin heyecanla bekledikleri özel anlar yaratmak, okula giderken mecburiyeti ortadan kaldırmaya da yardımcı olacaktır. Ritüeller oluştururken, ritüellerin bir parçası olan kutlama işini de elimize yüzümüze bulaştırmamalıyız. Yetişkinler istiyor diye kutlananan özel günlerin çoğu, okulda yaşamın merkezinde olan çocuklar için çok anlam ifade etmiyor. Bazı çok kültürlü özel okullarda kutlanan “Hallowen”ı öğrenciler heyecanla bekleyip, özel kostümlerle okula gitmeyi iple çekiyorken, 23 Nisan için aynı heyecanı yaşatamıyoruz. Bu durum 23 Nisan’ın sorunu değil, bizim sorunumuz. 23 Nisan’larda saatlerce ayakta beklemeyi, iki öğrenciden şiir dinlemeyi, günün anlam ve önemini anlamayacakları düzeyde müdürden dinlemeyi hangi öğrenci tercih eder ki?

Anlayışımızı değiştirmeliyiz, değişmeliyiz. Öğrencilerin keyifle katılacakları, okula gitmek için istek duyacakları etkinlikler düzenlemeliyiz. Bu etkinlikler de anlamlı olmalı, çeşitli okullar, okulun yüzüncü gününde sadece okulun her yerine 100 yazarak bunu sağlayabileceğini sanıyor ama yanılıyor. Öğrenciler de en az bizler kadar anlam arayışındalar, bu nedenle oluşturulacak etkinliklerin odağında da öğrenciler olmalı. Öğrencilerle birlikte oluşturulacak anlamlı okul ritüelleri ve kutlamaları, sosyal yaşamı zenginleştireceği gibi aidiyet duygusunu da geliştirecektir.

Okullar aidiyet duygusu yaratmaya çalışırken de dikkatli olmalı çünkü bir gruba ait olmanın sosyal yaşama olumlu etkileri olduğu gibi ait olma duygusunun tehlikeli bir yüzü de vardır. Bu duygunun derinleştirilmesi, farklı biçimlendirilmesi sonucu, uzak durmaya çalıştığımız ötekileştirme, diğer sosyal grupları yadsıma, küçümseme, aşağılama boyutuna geçilebilir. Ait olma duygusunun ne derece tehlikeli boyutlarda yaşanabileceğini tanıklık etmek isterseniz Die Welle (Tehlikeli Oyun) filmini izleyebilirsiniz. Bu filmde ırkçılığın bir okulda nasıl yeşerdiğini ve içinde bulunduğu toplumu nasıl kolayca ele geçirebildiğini görebilirsiniz. Ne yazık ki biz toplum olarak buna çok açığız.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre öğrencilerimizde “kendine saygı” ve “güven” duygusunun gelişmesini istiyorsak, öncelikli olarak ait olma duygusunu oluşturmalıyız. “Okulum güzel okulum” diyebilmenin yolunun, okulların “öğrencim benim öğrencim” diyebilmesinden ve öğrencilerine değer vermesinden geçtiğini farketmeliyiz. Okulunu seven çocukların yolu, okulların sevdiği çocuklardan geçiyor.

 

 

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

 

Etiketler
Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!