Eğitimpedia Yazarı – Müjdat Ataman: Örtük Öğrenme – Rol Model Olma

0
378

Yıllar önce bir sahaftan cumhuriyetin ilk yıllarına ait, okullarda kullanılan bir Türkçe kitabı almıştım. Okuma metinlerinin olduğu kitabın bir sayfasındaki çizimde, çocuk halının üstünde oyuncağı ile oynuyor, anne koltukta oturmuş gazete okuyor, baba da mutfakla salon arasında onlara bakıyordu. Babanın üstünde mutfak önlüğü vardı. Okuma metninin kadın ve erkeğin evdeki rolleriyle ilgisi yoktu ama sanırım arka plana böylesi biz çizim özellikle konulmuştu. Eğitimde örtük öğrenme, müfredatta olmayan ama süreç içinde kendiliğinden gelişen öğrenmeye verilen isimdir.

Okul ve sınıf yaşantısı sürecinde öğrenciler MEB tarafından oluşturulan programın yanı sıra sosyal ve toplumsal yaşantıları sonucu ortaya çıkan etkileşimle de öğrenme sağlarlar. Bu öğrenme, okulun bulunduğu yerle, sosyo ekonomik yapıyla, öğrencilerin birbiriyle ilişkisiyle, yönetici ve öğretmenlerin tavrıyla da ilişkilidir denilebilir.

Lisans derslerinde öğrendiğimiz bu kavram, öğretmenliğe başladıktan sonra günlük koşturmaca rutini içinde bir daha aklımıza gelmez. Biz kazanımlarımıza yoğunlaşırken öğrencilerin bizle olan etkileşimleri ile ortaya çıkacak gizli öğrenmelerini çok da fark etmeyiz.

Okul içindeki birçok etkileşimden doğabilecek örtük öğrenmelere müdahil olmasak da öğrencilere rol model olan davranışlarımızla bizimle olan etkileşimleri içinde edinecekleri örtük öğrenmelere etkimiz olabilir.

Basit bir örnekle iki öğrenci konuşurken araya girip onların konuşmalarını keserek öğrencilerden birine bir şey söylemek, öğrencilere alt mesaj olarak konuşmaların istenildiği zaman kesilebileceği mesajını verecektir. Bu yaklaşımın yansıması iki öğretmen konuşurken sık sık öğrencilerin araya girmesi olarak karşımıza çıkar. Sınıfta bir öğrenciye soru sorduğumuzda öğrenci hemen yanıta başlamayıp biraz düşündüğünde bizim hemen bir başka öğrenciye söz vermemiz alt mesaj olarak sorduğumuz soruların yanıtlarını beklemeye sabrımız olmadığını gösterecektir.

Benim de öğrencilik yıllarımda sıklıkla yapılan hatalardan biri, bireysel öğrenci uyarısının tüm sınıfın duyacağı şekilde yapılmasıdır. Oysa uyarmak istediğimiz öğrencinin yanına giderek sadece onun duyacağı şekilde geri bildirim verebiliriz. Bu bireysel uyarı dili, öğrencilerin toplumsal yaşamları için önemli bir mesaj olacaktır.

Okul yemekhanelerinde sıraya girmeyen öğretmenler ve yöneticiler öğrencilere ne yazık ki statüye bağlı olarak sıra beklemek konusunda bir alt mesaj vermiş oluyor. Düşünsenize okulun yetişkinleri de ayrıcalıklı davranmayıp öğrencilerle sıraya girse ve öğrenciler buna tanıklık ederek büyüse gelecekte ne çok şey değişebilir.

Öğrencilerle kurduğumuz iletişimdeki doğrularımızın, öğrencilere verdiğimiz bilgilerden çok daha değerli olduğunu düşünüyorum. Onlarla kurduğumuz incelikli dil, öğrencilere saygı duymak, onlarla konuşurken göz hizasına gelerek konuşmaya devam etmek, konuşmalarını kesmemek, kibar olmak, teşvik edici davranışlarda bulunmak, samimi ve doğal olmak, onlardaki değişiklikleri fark etmek, olumlu geri bildirim vermekten çekinmemek, hep ne yapmadıklarını söyleyen değil aynı zamanda neyi iyi yaptıklarını söyleyen olmak, tutarlı olmak, derste mizahı kullanmak, onlara inandığınızı fark ettirmek, onlarla beraber heyecanlanmak, demokratik katılımı artırmaya çalışmak öğrencilere müfredatın katamayacağı bir çok şeyi kazandırabilir.

“Yere çöp atmayın” demek yerine terdeki çöpleri alarak çöp kovasına atmak nasıl etkiliyse kitap okuma konusunda öğrencileri zorlamak yerine, sınıfa okuma kitabıyla girmenin, boş zamanlarında okulda kitap okumanın öğrencileri okumaya daha çok teşvik edeceğini düşünmüşümdür.

“Şiddetsiz dil” konusunda okulumuz öğretmenlerinin alacağı bir eğitim öncesi, bu konuda eğitim verecek olan alan uzmanı ile odamda eğitimin içeriği ile ilgili konuşuyorduk. Bu arada cam olan odamın dışında iki öğrenci işaretlerle benimle konuşmak istediklerini belirtiyorlardı. Ben elimle biraz bekleyin işareti yaptım, konuğumla konuşmaya devam ettim. Dışardaki öğrenciler içeri girme konusunda ısrarlarını devam ettiriyorlardı. Bu yoğun çaba sonrası konuğuma bir dakika diyerek, öğrencileri içeri davet ettim. Öğrenciler öğle arası dans odasını kullanıp kullanamayacaklarını sordular, müzik öğretmenleriyle konuşmalarını, öğretmenlerinin dersi yoksa ve izin verirse odayı kullanabileceklerini belirttim. Öğrenciler çıkınca konuğumla konuşmaya başlamadan kendimce bir espri yaptım, “Şiddetsiz iletişim kurdum değil mi?” Konuğum gülümsedi, ben ne olduğunu sordum. Biraz ısrar edince öğrencileri neden içeri aldığımı sordu, çok zorladıklarını iletince, onlara bu davranışımla nasıl bir mesaj verdiğimi paylaşınca şaşırdım. “Benim konuşmam ve toplantım önemli değildir, sizin istekleriniz daha değerlidir ve beni istediğiniz zaman bölebilirsiniz.” Öğrencilerle iletişim konusunda iyi olduğunu düşünen ben, bu örnek sonrası neden çok daha dikkatli olmam gerektiğini fark etmiştim.

Müjdat Ataman

Okul Müdürü

www.mujdatataman.com

[email protected]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here