Eğitimpedia Yazarı – Müjdat Ataman: Özet

0
989

“Biri onların dünyasına gelmiş çok güçlüymüş. Dünya tehlikedeymiş, bir canavar gitmiş oraya. Biri kötülük yapmış sonra o da yapamazsınız demiş. Özel giysisi ve aracı varmış. Dünya zor durumda onu sen kurtarırsın demiş. Süper aracına binmiş ve gitmiş. Dünya kurtulunca hepsi mutlu olmuş.” Alıntı, ilkokula yeni başlamış bir öğrencinin izlediği bir filmi arkadaşına anlatışından… Bu dağınık anlatım tarzı biz öğretmenler için hiç şaşırtıcı değil. Çocukların dil gelişimine paralel olarak anlatımları da gelişmekte. Anlam bütünlüğü oluşturmak, olaydaki zaman eklerini uygun kullanmak ve olayları oluş sırasına göre sıralamak çocukların genelde zorlandıkları bir alan. İlkokula yeni başlayan öğrencilerin özellikle kendilerine komik gelen bir fıkrayı nasıl da yarım yamalak anlattıklarına, daha doğrusu anlatamadıklarına tanık olmuşsunuzdur. Onlar anlatırken içimizden “ne zaman bitecek acaba” diye düşünürüz. Küçük yaş gruplarının zorlandığı içeriği özetleme becerisi, üstünde durulmadığında, çalışılmadığında büyük yaş gruplarında problem olarak karşılaşılan bir durumdur.

Bizim öğrencilik yıllarımızda öğretmenlerimizin kullandığı bir çalışmaydı özet yazdırma. Özetleme, bilişsel süreçleri harekete geçirme açısından başarısı belli olan, bugün de sahip olduğumuz ama nedendir bilinmez çok az kullanılan bir tekniktir. Alımlanan bir şeyin (öykünün, hikayenin, filmin, konunun, dersin, deneyimin) olabildiğince az sözcük kullanılarak ve farklı sözcükler seçilerek anlamlı bir şekilde yeniden ifade edilmesidir özetleme çalışması. Belki de bizim dönemimizde, sadece tek biçimde uygulandığı için özet çalışması yazılı anlatı olarak görülür. Oysa özet yazılı olabileceği gibi sözlü, görsel ya da sanatsal bir biçimde de yapılabilir.

Yüksek lisans öğrencisiyken kimi derslerde okuduğumuz akademik makalelerle ilgili özet çıkarmamız istenirdi. Ben dahil tüm arkadaşlarım bu konuda oldukça zorlanırdık. Hele de bu özet ödevine eklenen “kendi sözcüklerinizle” tümcesi bizi daha da sıkıştırırdı. Oysa biz lisede biraz girişten, biraz gelişmeden biraz da sonuçtan cümleler aşırarak kendimizce gayet güzel özetler yapardık. Lisede yaptığımız özetler okunmadığı, bu nedenle de geri bildirim verilmediğinden biz kendimizi başarılı görürdük. Yüksek lisansta, kalem elimde özet yazmayı beklerken düşünmüştüm, ben özet çıkarmaya dair ne biliyordum ki? Lisans, yüksek lisans düzeyinde bir dolu insan benzer sorunu yaşadığımıza göre hepimiz için temel problem aynıydı. Hep özet yazdığımızı hatırlıyor ama bu konuda hiç strateji öğrenmiyorduk. Yapılandırılmış bir özet programımız yoktu.

Özet çalışmasına öğrenciler henüz okuma-yazma bilmiyorken sözel olarak başlanabilir. Biz bu derste ne yaptık sorusu bile basit anlamda bir özetleme çalışmasıdır. Öğrencilerin dersin adımlarını sıralı olarak söylemesini özete giriş olarak görebiliriz. Özet çıkarma, bütünü süzmeye yardımcı olacaktır. Bu bütünü süzme sırasında öğrenciler temel adımları belirleyecek ve bu temel taşları sıralayacaklardır.

“Cümlede anlam” konusunda bir ders anlatmıştım, ardından tiyatro sporunda öğrendiğim bir tur aklıma gelmiş, öğrencilere benim bu 40 dakikalık dersimi kim üç dakikada tahtada sunabilir, diye sormuştum. Drama alanında kendini güçlü gören öğrencilerden biri gönüllü olarak tahtaya gelmiş, sınıftaki masa ve sıraların arasındaki koridorlar arasında hızla yürüyerek, benim el kol hareketlerimi hızla yaparak, hatta derste hapşırmamı bile kopyalayarak dersi özetlemişti. Bu komik anlatının içinde gerçekten de 40 dakikalık dersin basit bir özeti vardı. Bu çalışmanın üstüne, peki bu dersi kim bir dakikada sunabilir dediğimde daha çok parmak kalktı. Üç dört gönüllü öğrenci işin içine biraz da mizah katarak koca dersi bir dakikaya sığdırmaya çalıştı. Her gönüllü öğrenci mutlaka dersle ilgili kısa bir özet sunuyordu.

Lisede tarih dersleri veren bir öğretmen arkadaşımın dersine konuk olmuştum. Osmanlı tarihi konusunda Orhan Bey’i işlemişti. Dersin son iki dakikasında onlara küçük bir kağıt vererek bu dönemde yaşayan bir gazetecisiniz, Orhan Bey dönemini haber olarak gazetenize taşımak istiyorsunuz. Bu konuda bir haber yazmanızı istiyorum diyerek öğrencilerle işlemiş olduğu Orhan Bey döneminin özetini almıştı. Haber yazdırmak da iyi bir özet yaptırma çalışması olarak kullanılabilir.

Bir fen bilimleri öğretmeni, yaptırdığı deney sonrası deneyin özetini öğrencilerden pantomimle sunmalarını istemişti. Başta komik gibi görünen böylesi bir çalışma öğrencilerin titizliği sayesinde oldukça anlaşılır ve içine sanat formu katılan bir özete dönüşmüştü. Benzer bir şekilde yine bir deney çalışması öğrenciler tarafından çizilerek anlatılmıştı. Bu çizimlerde de deneyin adımları özet olarak sunulmuştu.

Öğrencilere özet yaptırmanın farklı ve eğlenceli bir sürü yolunu deneyebilirsiniz. Bunların içinde benim en keyif aldığım özetleme şekli de anlatılan konunun yemek tarifi şeklinde yazdırılmasıdır. “Malzemeler ne ve hangi adımlarla bu yemek yapılıyor” sorularını ders için öğrencilere sormak, öğrencilerin derste öğrendikleri konuyu farklı bir bakış açısıyla sunmaları anlamına gelecektir.

Özet yazdırmaya dair bilinen ve en sık uygulanan teknik, yazılı özet çalışmasıdır. Belirli aralıklarla böylesi çalışmalarda öğrencilere rehberlik etmek, belki de bir dersi tamamen öğrencilerle “özet nasıl yapılır” konusunda tartışarak geçirmek öğrencilerin bu anlamda gelişimlerine katkı sağlayacaktır. Özetin yapısında var olan bütünü parçalarına ayırma ve yeniden gözden geçirerek anlatma çalışması, bilginin uzun süreli belleğe atılması açısından da çok değerlidir.

Müjdat Ataman

Okul Müdürü

www.mujdatataman.com

[email protected]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here