Eğitimpedia Yazarı – Murat Moroğlu: Bir Kitap… Bir Cümle… Çok anla(m)… (2)

0
2167

Nitelikli çocuk edebiyatı kitaplarındaki en önemli noktalardan bir tanesidir, cümleler. Bunu, bu serinin ilk yazısında belirtmiştim. Cümleler, yaşlar büyüdükçe çoğalır. Sözcük sayıları artar, sayfada kapladıkları alan genişler. Bu temel bilgileri hemen herkes bilir. Ancak son yıllarda çok anlamlı ve önemli gelişme gösteren nitelikli çocuk edebiyatı kitapları; sözcük ve/veya cümle sayısını artırmadan yaş seviyelerini yükseltti. Artık öyle kitaplar, cümleler, sözler ve görseller var ki yaş cetvelinin bir anlamı kalmamış durumda (özellikle 4 yaş için yazılan kitaplarda daha geçerli bir durum). Geliştirilen bu özellikle de nitelikli çocuk edebiyatı kitapları yetişkine de hem düşünsel hem de duygusal olarak katkı sunmaya dolayısıyla yetişkin dünyasına da girmeye başladı.

Önceki yazımda cümleleri “Nasıl Başlar?”, “Boşluk”, “Başka Yerde Yaşasaydım”, “Bazı Kuşlar Uçtu”, “Bulutların Arasında” ve “Annem Her Yerde” adlı kitaplardan seçmiştim. Bu yazıda farklı kitaplardan ve zorlanarak seçtim çünkü birçok anlamlı cümleyi seçememiş oluyorum. Sanırım bu bağlamda bir yazı daha ufukta görünüyor gibi. Geçelim cümlelere…

İlk cümle, Şafak Okdemir’in, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Şehir Çocukları ya da Çocukların Şehri kitabından. Çocuk dünyasına, birlikteliğe inanan ve farklılıkları şiirsel bir dille anlatan etkileyici bir kitap. Aşağıdaki cümlelerle; çocukların doğayla buluşması gerektiğini, onlar için en anlamlı öğretmenin “doğa” olduğunu hem çocuklara hem de yetişkinlere anlatmış yazar.

“Yolları izlese çocuklar.

Şehirden uzaklara,

tarlalara gitseler.

Derelere inseler.

Akarsular nerelerden geliyorlar,

görüp öğrenseler.

Sular akar akar da,

nereye varır,

peşine düşseler.

İkinci cümle, Leen Van Den Berg’in Final Yayınları’ndan çıkan Fil’in Sorusu adlı kitabından. Fil’in kafasında dönüp duran bir sorusu vardır ve cevabını bulamamıştır. Bu soruyu her yıl yapılan toplantıda arkadaşlarına soracaktır. İşte “Birini sevdiğinizi nasıl anlıyorsunuz?” sorusuna verilen müthiş cevaplardan birkaçı:

“Onu çok seviyorum,” diye öksürdü hasta adam, “öyle ki, o değil de, hasta olan ben olduğum için seviniyorum.”

“Sözcüklere ihtiyacımız yok,” dedi yıldızlar. “Birlikte yüzyıllarca sessiz kalabiliriz.”

Üçüncü cümle ise, Elena Ferrandiz’ in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Pupa’nın Paltosu adlı kitabından. Kitapta anlatılanlar bireye temel bir eleştiriyle başlıyor diyebiliriz; korkular… Hepimizin birçok korkusu vardır. Bu korkular iyi bir betimlemeyle, insanların nerede ve nasıl yaşadıklarına bakılmaksızın “ortak” unsur oluveriyor kitapta. Peki, nedir bu korkular? Cümlelerde geçenler ise şöyle;

“KORKULAR’a iyice sarınıp, sarmalanır, öyle çıkardı sokağa.

Yalnızlıktan korkardı.

Onu sevmeyenlerden korkardı.

Onu sevmelerinden korkardı.

Kanatlanıp uçmaktan.

Bir şeylerin bir anda değişmesinden korkardı.”

Bir yetişkin olarak bunların kendi korkularımız olduğunu da rahatça söyleyebiliriz sanırım.

Dördüncü cümle ise, Agnes de Lestrade’ in Aylak Kitap’tan çıkan Büyük Sözcük Fabrikası adlı kitaptan. Öyküde birbirlerine âşık olan iki çocuğun yaşadıkları anlatılıyor. Kitap gerek başlangıcındaki farklılıkla gerek görselleriyle çok yaratıcı çünkü çok klasik bir konu olan aşk, farklı bir bakış açısıyla yeniden okuyucuya sunulmuş. Ancak kitapta öyle bir cümle var ki sınıfsal farklılıklara yeniden ve özeleştiri yaparak bakmamızı sağlıyor:

“Gürbüz onun en büyük rakibiydi. Onun (Gürbüz) ailesi çok zengindi. Ama Özgür ondan (Gürbüz) bunun için nefret etmiyordu.

Zenginler ve fakirler… Sanatın her dalında binlerce örnek verilerek işlendi bu konu. Burada da nitelikli bir çocuk kitabında işlenmesi gerektiği gibi ele alınmış; insanın başka bir insana statüsüz bakabileceği ve değerlendirebileceği…

Geldik son cümleye…  Britta Teckentrup’un Küçük Fare ile Kırmızı Duvar adlı Beta Kids Yayınları’ndan çıkan kitabından. Duvarlarımız var ve onları zaman zaman aşamıyoruz. Aşsak belki de kendimizi daha özgür kılıp daha anlamlı anlar yaşayacağız. Kendimizi biraz daha anlamlı “gerçekleştirebileceğiz” belki de. Son yıllarda okuduğum en anlamlı kitaplardan oldu bu kitap düşündürdükleriyle… Kitapta aslında olmayan bir duvarın bireyleri nasıl hapsettiği anlatılmakta. Bu duvarı aşmaya çalışan Küçük Fare’ye, Mavi Kuş’un anlam dolu söyledikleri:

“… Sen merakla bakıyorsun. Kendin için gerçeği bulacak kadar cesursun. Hayatında pek çok duvar olacak, Minik Fare. Bazıları başkaları tarafından yapılacak ama çoğunu kendin yapacaksın… Ama zihnini ve kalbini açarsan, o duvarlar birer birer kaybolur ve daha önce hayalini bile kurmadığın güzellikler keşfedersin.”

Çocuklara nitelikli kitapları okumadan önce defalarca okuyup o gizli cümleyi bulmak dünyanın en ciddi işlerinden bir tanesi. O cümlelerle hep karşılaşmanız ümidiyle…

 

Murat Moroğlu

Yaratıcı Drama Eğitmeni

Instagram: murat.moroglu

[email protected]

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here