Eğitimpedia Yazarı – Murat Moroğlu: Bir Kitap… Bir Cümle… Çok anla(m)…

0
1555

2010 yılında yüksek lisans derslerinden bir tanesi “Nitelikli Çocuk Edebiyatı” dersiydi. Ankara Üniversitesi’nde Prof. Dr. Sedat Sever ile birlikte, odasında beş ya da altı kişi bu dersi alırken bu alana yıllarımı vereceğimi bilmiyordum. Nitelikli çocuk edebiyatı nedir, özellikleri ve kazanımları nelerdir derken, birçok kitap okuyup raporlaştırıyorduk. O çalışmalardan o kadar etkilendim ki yaratıcı drama atölyelerinde nitelikli çocuk edebiyatı örneklerinden bazılarını kullanmaya başladım. Böylelikle çocuklara hem yaratıcı drama hem de nitelikli çocuk edebiyatıyla ulaşmaya çalışıyordum. Hala da böyle devam ediyor atölyelerim. Zaman içerisinde birçok şey fark ettim nitelikli çocuk edebiyatı kitaplarında. Ancak bu yazıda bu özelliklerden sadece bir tanesi üzerinde duracağız: Cümleler…

Her gün defalarca kuruyoruz değil mi cümleleri? Ama bazıları var ki çok etkileniyoruz. Biraz zamandan, biraz mekândan biraz yaşadığımız “şeylerden” kaynaklanan bu etkilenme, biraz da cümlenin ağırlığı ve içsel dokunuşuyla ilişkilidir. Bu yazıda okuduğumda çok etkilendiğim birkaç kitaptan birkaç cümle okuyacaksınız. Sadece benim değil, atölyelerin ilk dakikalarında okuduğumda da bu kitaplardan ve bu cümlelerden etkilenen çok fazla insan gördüm. Bu cümlelerden etkilenen bu insanların yaşları da çok farklıydı. Okulöncesinden, yetmiş yaşına kadar… Çünkü nitelikli çocuk edebiyatı yazarları, eserlerine “öylesine” bir cümleyi “öylesine” yazmamaktadırlar. Her cümlenin anlamı, hikâyenin devamına göre bir yazılış nedeni vardır. Çünkü yazarlar bilirler ki bu cümleleri okuyacak olan kişiler daha anlamlı bir dünyayı diğer insanlara sunacak olan kişilerdir. Bu cümleler iyi, anlamlı ve dokunaklı kurulmalıdır ki okuyucular etkilenebilsinler.

Bu yazıda belirtmek istediğim cümleleri seçerken çok zorlandım. Birçok kitap ve cümle vardı çünkü. Hepsini kullanmak istedim vazgeçmek veya tercih etmek kolay olmadı. Hatta sadece bu konuda birkaç yazı daha okuyabilirsiniz ileride. Nitelikli çocuk edebiyatının en önemli özelliklerinden bir tanesidir cümleler. Basit bir düşünceyle; sözcük dağarcığı ve dil gelişimi, sözel ifade becerisi, toplumsal duyarlılık, tonlama ve vurgulama gibi birçok kişisel gelişimin yolunu açmaya yardımcı olur cümleler. Yani sadece öykünün kurgusu için değildir. Şimdi gelin bazı kitaplardaki bazı cümleleri yazıp/okuyup etkileri üzerinde duralım.

“Neyse ki pek çok şey,

sadece bir arzuyla başlar:

Bir sır hiçbir şey anlatmamayı seçtiğimizde başlar.

Bir dostluksa, her şeyi anlatmak istediğimizde.”

Yukarıdaki cümleler Silvana Tavano’nun Nasıl Başlar? kitabından… Kitap “başlamak” üzerine bir felsefe kitabı. Yaşamla ciddi bir bağ kurulmuş kitapla. Çocuğu, yaşama hazırlamaya çalışan bir kitap. Bireyin “sır” ve “dostluk” kavramlarını irdelemesini, bu kavramlar üzerine düşünesini istemekte. Arzu duygusuyla bir tanımlama yapılmış. Başlangıçlar için arzulamak, heves etmek önemlidir değil mi?

“O andan sonra güneş parlamaya, bulutlar gökyüzünde uçuşmaya başladı. Herkes kızın gülümseyişindeki gücü hissetti ve bu neşeli gülümseme bütün hızıyla sessiz düşlemlerin arasına karıştı.”

Bu cümleler, Andre Neves’in Bulutların Arasında kitabından… Gülümseyişteki güç ve sessiz düşlem sözcükleri çocukların hatta yetişkinlerin bile sözcük dağarcığını geliştiren ve düşündüren sözcüklerdir. Gülümseyin ve gücünüzü hissettirin…

Alın size toplumsal soruna ve duyarlılığa yönelik bir cümle… Sokakta yaşamak zorunda bırakılan çocukların varlıklarını yine çocuklara fark ettirme cümlesi…

“Ya milyonlarca insanla dolu büyük bir şehirde yaşasaydım?

Tek başıma.

Öyle yaşayan çok çocuk var. Yalnız başına…

Sokaklarda, köprü altlarında…

İşte o zaman başka bir yerde yaşamayı hayal ederdim.”

Çocuğu yaşama hazırlamaya çalışan cümleler var demiştik. Örnek, Anna Llenas’ın Boşluk adlı kitabından. Kitap yaşamda oluşan ve devam edecek olan “boşluklar” üzerine. Bireye “birçok boşluğun olacak bazen mutlu bazen hüzünlü bazen umutsuz olacaksın ama boşluklarının olması seni geliştirebilir” mesajını veriyor.  Bunun üzerine kitabın bir sayfasında;

“İşte böylece boşluk yavaş yavaş,

giderek küçülmeye başlamış…

Neyse ki hiçbir zaman tamamen yok olmamış.”

Gözlemlemek, yaparak-yaşayarak neden sonuç ilişkisi içinde bilgiye ulaşmak temel sorunsalımız. Bunun üzerinde çok duruyoruz, sürekli konuşmalar yapıyoruz çocuklarla ama istediğimiz noktaya gelemiyoruz bir türlü. Tam bu noktada nitelikli eserlerin nitelikli cümlelerini kullanabiliriz. Örneğin;

“Küçük kız bütün bir yazı minik çakıl taşlarına,

dingin denizdeki sandala,

turuncu-beyaz şezlonga sırüstü uzanıp

gökyüzünü seyrederek geçirmişti.”

Seyretmek, o anda orada olmak, gökyüzüne bakarak değişimleri gözlemlemek ve gökyüzünün değişebileceğini fark etmek… Esra Ercan Bilgiç’in Bazı Kuşlar Uçtu kitabından…

İnsanların (yaşları ne olursa olsun) yaşamak istemeyeceği bir duygudur, en sevdiklerinin ölmesi, onları bir daha göremeyecek olmaları… ama yaşamın en önemli gerçeğidir ölüm. Çocuklarımızla konuşmaya çekindiğimizi bir durumdur. Ancak Pimm Van Hest’in yazdığı Annem Her Yerde kitabı bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan bir tanesi. Annesinin yokluğunu anlayamayan, kabullenemeyen bir çocuğa söylenecek içli ve anlamlı bir cümle;

“Büyükbaba Yolanda’yı bahçeye çıkardı.

Bak tatlım, şuradaki gülleri senin yaşındayken annen dikmişti.

Her sene açarlar. Şimdi bile açmışlar. O gittikten sonra bile.

Bu da demek ki annen bizimle hala.

Büyükbaba, sevgiyle en güzel gülü kopardı ve Yolanda’ya verdi.

Bunu yatağının yanında bir vazıya koy.

Böylece annen çok yakınında olacak.”

Annesi güldü, gül de annesi”

Şimdilik bu kadar olsun. Nitelikli kitaplardaki cümleler bitmez. Belki de dönüp tekrar bakabiliriz kitaptaki cümlelere ya da almayı düşündüğümüz kitaplarda bizi etkileyen bir cümle okuduktan sonra alıp/almamaya karar veririz.

 

Murat Moroğlu

Yaratıcı Drama Eğitmeni

Instagram: murat.moroglu

[email protected]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here