Eğitimpedia Yazarı – Recep Karataş: Çocuklarda Psikolojik Dayanıklılığı Artırmak

0
2517

Yazıya bilindik bir hikayeyle başlamak istiyorum. Hani şu kozasından çıkmaya çalışan kelebeğe iyi niyetle yardım emek isteyen adamın hikayesi. Kozasından çıkmaya çalışan kelebeğin işini kolaylaştırmak için kozadaki deliği büyüterek kelebeğin kozasından kolayca çıkabileceğini düşünür kahramanımız. Fakat kozasından zamanından önce çıkarıldığı için bedeni hala kuru ve kanatları buruş buruş olan kelebeğin ne kadar çabalasa da uçamadığını görür ve çok üzülür. Oysa tüm iyi niyetiyle kelebeğe yardım etmek istemişti. Ama bilmediği şey; kelebeğin kozadan çıkmak için çırpınması, çabalaması gerektiğiydi. Böylece bedenindeki sıvı, kanatlarına yürüyecek ve güçlenecekti. Böylece kendi çabasıyla kozasından çıktığında, uçmasını sağlayacak tüm şartları tamamlamış olacaktı. Adam bu iyi niyet gösterisiyle, kelebeğin çırpınmayla bedenindeki sıvıyı kanatlarına göndermesini, bunun onu güçlendirmesini ve böylece uçabilmesini sağlayacak doğal süreci ortadan kaldırmıştı. Kendi çabasıyla kozasından çıktığında uçabilmesine olanak veren bu şartların engellenmesi kelebeğin ölümüne neden olmuştu.

Çocuğumuzu hayata hazırlarken biz anne babalar da hikayedekine benzer yanlışlara düşebiliyoruz  bazen. Çocuğumuz zorluk yaşamasın veya kendini başarısız hissetmesin diye gelişimi adına yapması gerekenleri dahi onun adına yerine getirmek gibi ciddi hatalar yapabiliyoruz. Ne tür sonuçlar doğuracağının farkında olmayarak ve tamamen iyi niyetimizden doğan bu tür davranışlarımız, çocuğumuzu zorluklar karşısında dayanıksızlaştırdığı ve kırılganlıklarını arttırdığı gibi gerekli yaşam becerileri edinmesini de engelliyor.

Tam bu noktada öne çıkan psikolojik dayanıklılık kavramına biraz daha yakından bakmakta fayda var. Psikolojik dayanıklılık; zorluklara rağmen yaşam aktivitelerine etkin katılımı, yaşam koşullarını değiştirebileceğine inanmayı ve bu uğurda çaba harcamayı, güçlüklere meydan okumayı içerir. Zorluklarla karşılaşıp, bu zorluklardan önemli hasar almadan güçlenerek çıkan insan halini anlatır bir bakıma. ‘Pozitif Psikoloji Ekolü’ psikolojik dayanıklılık kavramını ele alırken; kişiyi dayanıklı kılan şeylerin geliştirilip geliştirilemeyeceği, öğretilip öğretilemeyeceği üzerinde durur. Bu alandaki kimi boylamsal çalışmalarla da kişiyi psikolojik yönden dayanıklı kılan dinamiklerin geliştirilebileceği ve bu dayanıklılığı arttıran özelliklerin kişiye öğretilebileceği ortaya konmaktadır.

Psikolojik dayanıklılığın gelişmesini sağlayan etmenlere baktığımızda; hayata daha iyimser bakan kişilerin psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğunu, sorunlarla karşılaşıldığında çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemenin kişide dayanıklılığı artırdığı görülür. Değiştirilemez yaşam olaylarını olduğu gibi kabul etmenin kişide dayanıklılığı artıran bir diğer önemli bir faktör olduğu söylenebilir. Ayrıca yaşadığı zorluklara karşı kurban rolüne girmeyip sorumluluk alarak mücadele etmek de dayanıklılık ile yakından ilişkilidir

Psikolojik dayanıklılık düzeyi düşük ve yüksek olan bireylerin karşılaştırıldığı bir çalışmada; kişilik özelliği olarak psikolojik dayanıklılığın gelişiminde, bireyin baş edebileceği düzeyde  stresli durumlarla karşı karşıya kalmasının dayanıklılığının artmasında etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Alan araştırmaları, psikolojik dayanıklılığın çocukluk döneminde gelişen bir kişilik özelliği olduğunu ve bireyin karşılaşmış olduğu karmaşık yaşam deneyimlerinin sonucu olarak ortaya çıktığını göstermektedir. Psikolojik dayanıklılığın gelişmesinde etkili olan durumların erken çocukluk döneminde maruz kalınan ebeveyn tutumlarıyla da bağlantılı olduğu bilinmektedir.

Peki anne babalar olarak çocuklarımızın psikolojik dayanıklılığını artırmaya yönelik neler yapabiliriz? Çocuğumuzun psikolojik dayanıklılık geliştirmesini sağlayan etkenlerin başında duygusal olarak olumlu, dengeli ve güvenilir bir yetişkin olarak onlarla kuracağımız güçlü ve güvenli bağlar gelmektedir. Ayrıca psikolojik dayanıklılık özelliğinin ortaya çıkması için, çocuğun baş edebileceği düzeyde yaşamsal zorluklar, baskı veya risklerle yüz yüze gelmesine izin verilmesi gerekmektedir. Yani çocuklarımızın güçlükler karşısında dayanıklı bireyler olup olmayacakları biraz da onları bu güçlüklerle ne düzeyde baş başa bıraktığımızla ilgilidir.

İngilizcede ‘no pain no gain’ yani “acı yoksa kazanç da yok” diye bir deyim vardır. Türkçede ‘Emeksiz yemek olmaz’a karşılık gelen bu söz, psikolojik dayanıklılığı kavramsal olarak tanımlayan Batı kültüründe fazlasıyla yer alır ve gençlerde bilinç yaratması adına filmlerde/dizilerde sıkça kullanılır. Bu kavram, ulaşılmak istenen güzelliklere emekle, çabayla ve biraz da acı çekerek ulaşmanın önemine vurgu yapar.

Anne babalar emek vermeyi, çaba göstermeyi ve sebat etmeyi çocuğa öğreterek psikolojik dayanıklılıklarının gelişmesine katkıda bulunabilir. Çünkü çocukların hayattaki çabaları ve uğraşları, onları bir sonraki adıma hazırlayarak gerekli güce ulaşmalarını sağlar. Zorluklarla mücadele etmeyi öğrendikçe kendi ayakları üzerinde durmayı başarırlar. Kendi ayakları üzerinde durması ve bir birey olarak kendi kendine yetebilmesi için bırakın çocuklarınız biraz da kendi kanatlarıyla uçsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here