Eğitimpedia Yazarı – Seyyah Öğretmen: Eğitimi Güçlü Bir Silah Olarak Gören Ülke

0
1051

‘’Dünyayı değiştirmek için kullanabileceğimiz en güçlü silah eğitimdir.’’ Silah kelimesi ile eğitim kelimesini yan yana kullanmanın rahatsız edici bir tarafı var, bunu kabul ediyorum. Öte yandan bu sözü söyleyen kişinin hayatına bir bakıp daha sonra birlikte karar vermeyi de istiyorum. Haydi başlayalım!

Bu, Nelson Mandela’nın hikayesi… Güney Afrika yaklaşık 500 yıl boyunca başta Hollanda ve İngiltere olmak üzere batının sömürgesi oldu. Ülkenin değerli olan her şeyi, Avrupa’da yaşayıp yere tükürmeyen insanların hizmetine sunuldu. Bu süreçte Batılı milyonlarca insan gerek devlet eliyle gerekse kendi tercihleriyle Güney Afrika’ya yerleştiler. Öyle ki şu anda sadece Güney Afrika’da 15 milyon kadar Batılı (beyaz) yaşamaktadır. Zengin ve fakir arasındaki uçurum tahammül edilemeyecek boyutlarda denebilir. Ekonomik uçurumlar dünyanın birçok yerinde var ama Afrika’daki bu uçurum, ırk uçurumuyla nerdeyse birebir örtüşüyor. Zengin siyah, fakir beyaz elbette vardır ama bunu Güney Afrika seyahatim süresince bunu hiç gözlemlemedim. Bu ekonomik panoramanın eğitimle alakası ne ola diyorsanız buyurun…

Nelson Mandela dünya genelinde barışın sembollerinden birisidir. Hikâyesi 20 yaşlarında genç bir avukat iken Güney Afrika’nın Johannesburg şehrinde başladı. Siyahların hemen hemen her alanda ikinci sınıf insan konumunda olması genç avukatın ruhunu çok sarstı. Daha küçük bir çocukken itiraz eden kişiliğinden dolayı içine doğduğu kabilenin reisi olan babası ona Rolihlahla (sorun çıkaran) lakabını takmıştı. Şehre geldiğinde ise siyahilerin çaresizliğini fark etti. Kendisi aldığı eğitim sayesinde dünyayı, tarihi, coğrafyayı bilen bir kişi olarak kısa sürede ırkçı durumlara karşı gelmeye çalışan küçük gruplardan birisine dâhil oluverdi (1944).

Siyahiler yüzyıllar boyunca sömürü düzeninde yaşamış olduklarından ve Afrika’nın birçok yerinde İngiliz ve Fransız sömürgelerinde yer yer özgürleşme hareketleri gerçekleştiğinden dolayı Güney Afrikalı siyahiler de kimi boykot ve isyanlarla beyaz ırkın sadece renginden dolayı üstün olmasını reddediyordu. İrili ufaklı birçok siyahi fraksiyon vardı ve bazıları silahlı mücadele istiyordu ama Mandela ve çevresi, akılcı, sakin bir yol izleyerek kitleleri etrafında toplamayı başardı. Tabi bu başarı cezasız kalmadı ve Mandela 1962 yılından 1990 yılına kadar hapishanede kaldı.

Esasen ömür boyu hapis cezası almıştı ama bu süreçte dışarıdaki öfkeli siyahileri çok kontrollü bir şekilde yöneterek Hollanda menşeili yönetimi af çıkarmaya mecbur bıraktı. Halkın meşru talebi, demokratik seçimler ve Mandela’nın özgür kalmasıydı. Batılı yönetim iç savaş korkusundan dolayı talepleri kabul etti. Mandela barışçı söylemini ilk mitinginde yine dile getirerek “Sizi affediyorum” dedi. Bu mesaj Mandela’nın siyahiler üzerinde yaratmak istediği barışçıl iklimi daha da perçinledi ve Nelson Mandela ülkenin ilk ve meşru siyahi avukatı olduktan sonra 10 Mayıs 1994’te ülkenin ilk siyahi cumhurbaşkanı olmayı da başardı.

Fotoğraf: Şahin Çevik

1993-1994 yıllarında devrim ve reformlar üst üste geliyor, ülkenin barışçıl iklimi herkesi etkiliyordu. Öyle ki Mandela siyahiler için yaptığı mücadele ile ve selefi Klerk de siyahileri eşit kabul eden yasayı onayladığı için aynı yıl Nobel barış ödülünü birlikte aldılar. Buraya kadar olan kısım birçok Afrika, Güney Amerika, Pasifik ülkelerinde olduğu gibi bir özgürleşme sürecidir ama Güney Afrika’yı farklı kılan birkaç özel şey var.

Bunlardan birisi, 1994 yılına kadar siyahilerin okulları ve müfredatları beyazlar ile aynı olmaması. Çünkü siyahlar normal bir insan olarak kabul edilmiyordu. Siyahları ikinci sınıf tutmak için devlet eliyle bir eğitim düzeneği kurulmuştu. Mandela tabii ki ilk olarak bu düzenekle savaşacak, eşit eğitim imkânları sağlayacak, siyahilerin de tercih ettiği mesleği yapabilmesini sağlayacaktı. Asıl hedef ise Afrikalılara bir kimlik kazandırmak olacaktı. Beyazların karşısında bir kimlik…

Yukarıda anlatılanlar ne kadar barışçıl ve iyi olsa da yüzyıllardır biriken öfke elbette bir anda ortadan kalkmadı. Johannesburg şehrinde bulunan Phoenix College’in müdürü Sethulo Mlalazi ile Ocak 2018’de yaptığım bir röportajda, ülkenin en büyük eğitim hedefinin siyahlar ile beyazlar arasında dengeyi sağlamak ve sürdürülebilir hale getirmek olduğunu söyledi. Şu anda görüyoruz ki Güney Afrika, liderinin ağzından çıkan sözlere sadakatini koruyor.

Şahin Çevik öğretmenlerle röportaj yaparken…

Ülkede barış iklimi var. Nelson Mandela 5 yıl önce öldü, ancak resmi olarak eşit imkânlara sahip olan siyahiler ile beyazlar arasında gözle görülen bir uçurum var. Aynı yerde yeme yemiyor, aynı yerde eğlenmiyor ve genelde çocuklarını aynı okula göndermiyorlar. Bu gözle görülen halden çıkmanın tek yolu bütün fertlerin hemzemin olmasıdır ve bu da ancak ve ancak eğitim ile mümkündür.

Fotoğraf: Şahin Çevik

Beyazlar yukarıda da belirttiğim gibi ekonomik olarak çok iyi durumdalar ve fark çok kolay bir şekilde anlaşılabiliyor. Saydığım sebeplerden dolayı eğitim meselesi ülkenin en önemli meselesi diyebilirim. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde de eğitim seferberliği ilan edilmiş, Mustafa Kemal Atatürk bu konu ile bizzat ilgilenmişti. Öğretmenlerin saygınlığı ve refahı özenle vurgulanmış, kurtuluşun eğitimle olacağı toplumun tüm kesimleri tarafından ortak akıl olarak kabul edilmişti. Sanki biraz benziyor. Umarım bizdeki gibi bir çözülme süreci yaşanmadan, eğitim siyasal kavgalara malzeme edilmeden süreç ilerler.

Şu andan Güney Afrika’da öğretmenler ülkelerine hizmet ettikleri için çok mutlular ve refahları oldukça iyi. Başka ülkede çalışmak ister misin?’’ diye sorduğum öğretmenler içinde  “Evet’’ diyen olmadı. Siyasal otorite ve halk bu konuda kenetlenmiş ve uzun vadede toplumsal düzenin yeniden sağlanabilmesi için eğitimi tek çıkar yol olarak görüyorlar.

 

Şahin Çevik (Seyyah Öğretmen)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here