REKLAMI KAPAT
TRENDLER
Seyyah Öğretmen - Şahin Çevik
Seyyah Öğretmen - Şahin Çevik

TÜM YAZILARI

Temel Eğitime Katılma Oranında Dünyanın En İyisi Küba

Görüntülenme 138

0
Temel Eğitime Katılma Oranında Dünyanın En İyisi Küba

Küba’nın mevcut halini betimleyebilmek için geçmişini iyi okumak zorundayız. Küba’nın bugünü İspanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin ve Rusya ile çok ama çok ilgilidir. Eğer bunun nedenlerini incelemezsek Küba hakkındaki yorumlarımız, ‘’ Eski arabaları da çok güzelmiş ‘’ romantikliğinin ötesine geçmeyecektir. Güney Amerika’nın neredeyse tamamında olduğu gibi Küba’da da İspanya’nın etkileri hala daha ön planda.

Bir ada ülkesi olan Küba, Christoph Colomb’dan önce Güney Amerikalı köylü yerlilerin yaşadığı bir beldeydi. Christoph Colomb 1400’lerin sonlarında adaya geldi ve ‘’Burası artık İspanyol toprağıdır,’’ dedi. İtiraz edende çıkmayınca Küba resmen İspanya’nın bir parçası oldu. Öyle ya o zamanlarda keşif-fetih işleri böyle yürüyordu. Christoph Colomb ile Küba’nın tarihi ya da talihi yazılmaya başlandı.

1492’den 1898’e kadar geçen sürede Küba, İspanya koloni bölgesi olarak kaldı. Bu zaman diliminde dili, dini, töresi, kültürü değişen Küba her bakımdan küçük bir İspanyol bölgesi gibiydi. 1898 yılında başlayan Amerika- İspanya savaşından sonra Küba, İspanyollara vergi ödememeye başladı. Yani bir bakıma bağımsızlığını ilan etti. Amerika, İspanyollar kadar sert davranmadı. Mesela ülkenin bayrağına, diline, dinine hiç karışmadı. Ne kadar da demokratik değil mi? Amerika’nın istediği tek şey paraydı. Kübalı devlet yöneticileri de mecburen uluslararası ekonomik tetikçilik işlerine boyun eğdiler. Ülkenin tüm yer altı ve yer üstü kaynaklarını zamanla Amerikan şirketlerine sattılar. Adadaki Amerikan varlığı 1959 yılına kadar giderek daha da çok hissedildi. ‘’Amerika Birleşik Devletleri bir ülkeyi gözüne kestirdiği zaman ekonomik tetikçilerini gönderir, sonra ülkenin yer altı kaynakları için karşılıklı anlaşmalar sağlanır. Amerikalı şirketler hiçbir zaman para ödemez. Onun yerine otoyollar, alt yapı vs. yapar. Sonra hedef ülkeye otomobil de satarlar. Son tahlilde hedef ülke daha da fakirleşir. Kazanan kapitalizmin yani Amerika olur, ‘’ diyor John Perkins, ‘’Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları’’ kitabında.

İtalyan zeytinci, Güney Amerika kumarhaneler kralı olmak isterse

Yüzyılın başlarında Amerikalı şirketler Küba’nın geleceğini daha çok kazanç için planlarken, 1959 yılındaki Fidel Castro ve silah arkadaşlarının devrimi gerçekleşmeseydi Las Vegas’ı kumar cenneti olarak bilmeyecektik. Büyük ihtimalle hiç bilmeyecektik. Dünyanın kumar cenneti Havana olacaktı. Hem havası ve suyu da çok güzel… Havana ile Las Vegas arasında yapılan karşılaştırma rastgele yapılmış bir yorum değildir. Godfather 2 filminde Vito Carleone’nin oğlu Michael Corleone 1953 yılında Amerikan kumar piyasasını elinde tutan ve Havana’ya kumar yatırımları yapmak isteyen kişi olarak bir dizi görüşmeler yapar. (Bakınız: https://www.youtube.com/watch?v=OM9sIbddq24)

Yapar yapmasına da diğer açgözlü Amerikalı işadamlarının aksine direnişçilerin başarılı olması durumunda işlerin çok kötüye gideceğinin endişesini de hep yaşar. Nitekim haklı da çıkar. Devrimden önce Havana Hilton Oteli olarak bilinen yapı, devrimin silahlı mücadelesinin komuta merkezi haline getirilmiş, otelin adı Hotel Liberte (Özgürlük Oteli) olarak değiştirildi. Sonuç olarak Kübalı gerillalar, Amerika’ya karşı üstünlük kurup bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Hiç gecikmeden devletin organizasyon şekli ilan edildi ve Küba sosyalizmle yönetilmeye başlandı. Normal şartlar altında Amerika kendisinden sadece 150 km uzaktaki bir ada ülkesinde bunların olmasına asla izin vermez ama Küba, 1959’dan 1991‘e kadar Rusya’nın açıktan maddi ve manevi desteğiyle varlığını sürdürdü. Sonuçta dünya savaşlarından sonra Amerika ve Rusya arasında her alanda savaş silahsız da olsa devam ediyordu. Küba üzerinden Amerika’ya gözdağı vermek de ayrı bir güzel gelmiş olmalı Rusya’ya.  

1991 yılında SSCB dağıldıktan Küba aslında biraz yalnız kaldı. Amerikan ambargosu yaklaşık 30 yıldır halkı daha da fakirleştirdi. Küba da internet yok, beslenme sıkıntılı, ülkeye araba satılamıyor. Amerika bunu istemiyor çünkü. Haliyle ülke muhtemelen en zor dönemlerinden birini yaşamaya devam ediyor. Küba’nın İspanya, Amerika ve Rusya ya da SSCB ile ilgisi buralardan geliyor.

Fotoğraf: Şahin Çevik

Bir de Arjantin var. Bu devletler içinde Arjantin’in, Küba üzerinde çirkin amaçları hiç olmadı. Arjantin konuya eş durumundan dâhil oluyor. Küba’nın direniş komutanlarının en önemlilerinden birisi Che Guevara, 23 yaşında tıbbiye son sınıfta okurken çok sevdiği arkadaşı Alberto Granada ile bir motosiklete atlayıp Amerika kıtasını dolaşmaya karar verdi. Güney Amerika’da fakir köyler, cüzzamlı hastalar, Amerikan şirketlerinin sömürüsünü gördü. Seyahatine devam ederken 1955 yılında Fidel Castro ile tanışarak direniş hareketine dâhil oldu. Direniş 1 Ocak 1959’da yönetimi ele geçirerek sosyalist pratiği yaşatmak için devletin organizasyon şeması oluşturuldu. Che Guevara sağlık ya da eğitim bakanlığı görevini yapsaydı ben daha mutlu olurdum ama ülkenin üretim kaynaklarının başına Fidel Castro’nun en güvenilir adamının konulması da mantıklıydı.

Şehirlerin ana caddelerinde AVM yok, okul var

Che Guevara her ne kadar sanayi bakanlığı görevine gelse de tıp ve eğitim konularıyla hep doğrudan ilgilendi. Bugün baktığımızda Kübalı doktorları birçok alanda dünyanın en iyisi olarak görüyoruz. Bunun bir nedeni olmalı. Doktorların yetişmesi de temel eğitimle alakalı olduğuna göre ülkedeki eğitim politikalarını anlamak iyi olabilir.  

Gerçekten bunu gözlerimle görmesem inanmam zor olabilirdi. Küba’da çocuklar okula gidiyor. Şehirlerin ana caddelerinde AVM yok ama okul var. Havana’da bizim İstiklal Caddesi’ne benzeyen bir cadde vardır. Üzerinde çok okul gördüm. Devlet bu konuyu çok önemsiyor. Aileler de çocuklarını okula gönderme konusunda çok istekli. Bunun üzücü bir nedeni olsa da durum bu şekilde. Devlet çocukların temel ihtiyaçlarını okullarda sağlıyor. Beslenme, giyinme, sağlık taramaları gibi… Aileler kendi imkânlarıyla çocuklarının bu ihtiyaçlarını gidermekte zorlanıyorlar. Çocukları okula göndermek zorunda kalıyorlar. Olaya değişik açıdan bakarsak aslında harika bir şey, ‘’Herkes okula gidiyor, ne güzel işte’’ de denebilir.

Amerikan ambargosunun Küba devletini bazı politikalara mecbur bırakmasının sinir bozucu tarafını da tartışabiliriz. Ya da Amerikan devletinin canını sıkan Ernst Hemingway, Che Guevara, Nazım Hikmet ve Fidel Castro, Havana’da aynı masada akşam yemeği yedikten sonra Ernst Hemingway ve Che Guevara yakın gelecekte CIA tarafından infaz edildi. Nazım Hikmet ömrünü hapislerde ve sürgünlerde geçti. Fidel Castro’nun ülkesi de da on yıllarca ambargoya maruz kaldı. Bunları da tartışabiliriz.

Bize de olduğu gibi…

 

Şahin Çevik

 

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!