Ergen Beynini Anlamak

0
3407

Ergen beyni muazzam ve sürekli gelişen bir organ. Ve içinde olan biten çok fazla şey var: Sosyal farkındalık, risk alma, akran baskısı… Tüm bunlar, bu dönemde yoğun olarak hissedilir.   

Yakın zamana kadar, beynin yalnızca çocukluk çağında aktif olarak geliştiği düşünülüyordu. Ancak son yirmi yılda yapılan araştırmalar sonucu, beynin ergenlik döneminde de – ortaokul yıllarından ilk yetişkinliğe kadar devam edebilen bir dönem boyunca – geliştiği keşfedildi

University College London’da bilişsel sinirbilim profesörü olarak görev yapan Sarah-Jayne Blakemore, “Şimdiye kadar, beynin çocukluk çağından sonra büyük bir gelişme göstermediğini zannediyorduk,” diye açıklıyor. 

“Ama durum böyle değilmiş”, diyor ve hem eğitimcilerin hem de çocukların bu gerçekten çok fazla şey öğrenebileceğini ekliyor. 

Blakemore’un, Inventing Ourselves, The Secret Life of the Teenage Brain (Kendini Bulmak, Ergen Beyninin Gizli Yönleri) adlı yeni bir kitabı çıktı. (Henüz Türkçe’ye çevrilmedi.) Kitapta, ergenlerin nasıl düşündüğüne, problem çözdüğüne ve öğrendiğine dair bilimsel temelli içerikler mevcut. Blakemore ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ana başlıklarını yazının devamında bulabilirsiniz. (Yazarın “Büyüme Çağındaki Beyinlerin Esrarengiz İşleyişi” isimli TED Konuşmasını dinlemek için: https://www.egitimpedia.com/ted-konusmalari-buyume-cagindaki-beyinlerin-esrarengiz-isleyisi/)

Ergen beynini anlamak eğitim açısından çok faydalı olabilir. Araştırmalarınız sırasında öğrendiğiniz ve eğitimcilerin de bilmesi gerektiğini düşündüğünüz unsurlar neler? 

Uyku. Sirkadiyen ritmin önemli olduğu gerçeği. Vücut saati ergenlik döneminde değişiyor. Ergenlik yıllarında vücut saati iki saatlik bir kayma gösteriyor, yani ergenlerin uykuları yetişkilere oranla birkaç saat daha geç geliyor. Bu nedenle, sabahları çocukluk döneminde hissettiklerine ve yetişkinliğe adım attıktan sonra hissedeceklerine oranla çok daha yorgun hissediyorlar kendilerini.

Bu da okulu etkiliyor, çünkü okul sabah çok erken bir saatte başlıyor. Okullar normalde saat 8.30’da veya daha erken bir saatte açılıyor. Bu saatlerin, bir ergenin “gecesinin yarısına” tekabül ettiğini söyleyebiliriz. Biyolojik açıdan baktığımızda, bu saatlerde hala uyuyor olmaları gerekiyor.

Elbette, toplumumuz iş günlerinde çocukların okulda olması üzerine kurulduğu ve ebeveynler de işe giderken çocuklarını evde yalnız bırakmak istemediği için, bu durumun çözülmesi ve değişmesi epey zor. Ancak, okul saatleriyle oynayarak okula daha geç saatte başlamalarının çocukların eğitim ve sosyal-duygusal sonuçları açısından bir faydası olup olmadığını gözlemlemeye çalışan birkaç okul mevcut.  

Ergenlerin de beyinlerinin içinde olan bitenleri öğrenmeleri gerektiğini ifade ediyorsunuz. 

Ergen beynini anlamanın, ergenlerin öğrendiği müfredatın bir parçası olması gerektiğine inanıyorum. Kendi beyinlerinin nasıl işlediğini ve değiştiğini bilmeliler, çünkü belli bir şeyi neden hissettiklerini bilmeleri ve anlamaları onları güçlendirecektir.  

Akran etkisine karşı neden daha duyarlı olduklarını; risk almaya neden meyilli olduklarını anlamalılar. Ergenlik yılları zihinsel hastalıklara karşı savunmasızlık açısından en önemli dönemlerden biri. Zihinsel rahatsızlıkların çoğunun ilk olarak ergenlik çağında – 24 yaşından önce – ortaya çıktığını biliyoruz. Farklı duygularla ve muhtemelen zihin sağlığı problemleriyle baş etmeleri açısından, ergenlerin hissettikleri ve düşündükleri şeylerin biyolojik ve duygusal sebeplerini anlamaları çok büyük önem taşıyor.  

Evet, beynimiz 20’li yaşlarımızın ortasına kadar gelişmeye devam ediyor. Peki bu, öğrenmenin yetişkinlik dönemine oranla bu dönemlerde daha kolay olduğu anlamına mı geliyor? Gelişim ile esneklik (plastisite) arasıdaki ilişki nedir? 

Beyin, ergenlik döneminde hem yapı – beynin bileşimi, gri ve beyaz madde miktarı –  hem de işlevsellik – faklı şeyler yaptığınızda nasıl işlediği – açısından çok büyük değişimler gösteriyor. 

Bu, öğrenme ve esneklik için ne anlama geliyor, diye soracak olursak, çok sayıda araştırmaya dayanan genel bir fikir var: Ergenlik yıllarında gördüğümüz bu gelişim, beynin ya da en azından beynin bazı kısımlarının esnek olduğunu kanıtlar nitelikte. 

Ergenlik döneminde beyin, çevresinden çok etkilenir ve bazı becerileri öğrenmeye daha yatkındır. Sosyal bilgi için özellikle hassas bir dönemdir. Yani beyin, diğer insanları, fikirlerini ve duygularını anlamaya ergenlik zamanında başlar. Bu dönemde beyinlerimiz, sosyal hiyerarşiyi anlama konusunda oldukça iyidir.  

O halde, bu dönemde akranların ve arkadaşların çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. 

Arkadaşlıklar, ergenlerin hayatlarındaki en önemli faktörlerin başında geliyor. Ergenler, özellikle risk alma gibi konularda, arkadaşlarından fazlasıyla etkilenirler. Sigara veya alkol içmek, kendi başlarınayken alacakları riskler değildir. Akran grubu tarafından dışlanma korkusu, ergenlerin tipik davranışlarını ortaya çıkaran en büyük tetikleyicilerden biri bence. 

Okullar, öğrencilerin öğrenmelerine ve zorbalığı bırakmalarına yardımcı olmak veya sağlık sorunları hakkında farkındalığı artırmak için bu sosyal tetikleyicileri kullanabilir mi?

Bunun örneği var. Çevresi geniş çocukları zorbalığın ve sosyal dışlamanın negatif etkileriyle ilgili eğitmeyi başardığınız; onları zorbalık karşıtı bir kampanya yönetmeye teşvik ve motive ettiğini takdirde, zorbalık ve dışlama oranlarının büyük oranda düştüğünü gösteren araştırmalar mevcut. Ayrıca, zorbalığa ve dışlamaya karşı bu hassasiyet bir sonraki yıl da öğrenci davranışlarında gözlemlenebiliyor. 

Genç insanlar tam olarak bunu önemsiyor. Arkadaşlarının ne düşündüğünü ve sosyal normları dikkate alıyorlar. Bu nedenle, risk alma veya zorbalıkla ilgili insanların tutum ve davranışlarını değiştirmek için belki de buna odaklanmalıyız. Ve öğretmenler de bu modeli okullarda kullanabilir.

Peki, sosyal medya tüm bunları nasıl etkiliyor? 

Ergenler için sosyal gruplarına ve arkadaşlarına dahil olmak çok önemli. Bu nedenle arkadaşlarının kendileri hakkında ne düşündüğüne de çok değer veriyorlar. Instagram, Snapchat ve Facebook gibi platformlar, ergenlerin sürekli sosyal iletişim kurma isteklerini uygulamalarına imkan tanıyor. Ve bu imkandan hiç uzak durmuyor ergenler, geceleri bile. 

Sosyal medyanın gelişen beyni nasıl etkilediğine dair henüz çok fazla çalışma yok, ancak uyku üzerindeki etkileri konusunda epey ikna olmuş durumdayım. Birlikte çalıştığım genç insanların çoğu, geceleri telefonlarını ellerinden bırakmıyor. Telefonlarını kapatmıyorlar. Sessize almıyorlar ve gece gelen mesajlara dahi cevap veriyorlar. Bu elbette uyku kalitesini etkiliyor ve uykunun zihinsel sağlık ve öğrenme için ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. 

Bir sonraki araştırmanız ne üzerine olacak? 

Bireysel farklılıklara büyük ilgi duyuyorum. Ergenlik döneminde herkesin beyni farklı şekilde gelişiyor. Bunun sebebi ne? Bazı insanların beyinleri neden diğerlerine göre daha hızlı gelişiyor? Sebep genetik faktörler mi, çevre mi, sosyo-ekonomik durum mu, yoksa kültür mü? Belki besin değerlerinin ve egzersiz sıklığının bile katkısı olabilir bu duruma. Tüm bu çevresel faktörlerin beyin gelişimini nasıl etkilediğini çok merak ediyorum. 

Kaynak: https://www.kqed.org/mindshift/51237/why-teens-should-understand-their-own-brains-and-why-their-teachers-should-too?fbclid=IwAR2fNU2QndA06kwzaMfykJiwliPRogKI6Tdo5KEcgP7NM-hyhaiHckJxDlY

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here