Eğitimpedia Yazarı – Aysun Yağcı: Etüt Mucizesi

0
2993

İşte yine oyundan çıkmayı tercih ettiğim günlerden biri. Böyle günlerde tüm kimliklerimden soyunup ifrit olduğum şeylerden, “yeter artık” noktalarımdan bahsetmek istiyorum. Eğitim dünyasında çoğu zaman inanmadığım şeyler üzerine düzenleyici sistemler geliştirirken buluyorum kendimi.

Yağmurlu, sisli, karanlık bir okul gününün son ders saati. Zümrelerden matematik. Öğretmen arkadaşlarım odama geldiğinde: “Hocam nasılsınız?” diye soruyorlar. Bu soruya karşılık olarak “Etütler hakkında gerçekten ne düşünüyorsunuz?” diyorum. Öğretmenlerden biri hemen yüzünü ekşitip “Kim çıkardıysa!” diyor. Diğeri heyecanla bir dershane ismi veriyor. İlk onlar kullanmıştı bu kelimeyi: “BİREBİR ETÜT”. O anda yanıp sönen neon ışıklarıyla bir dershane tabelası canlanıveriyor gözümün önünde.

Bu birebir etüt çılgınlığının diğer adı “soru çözüm saati”. Daha doğrusu öğretmene soru çözdürme saati. Eskiden öğretmenler velilere şöyle şikayetlerde bulunurlardı: “Yapamadığı soruları sormuyor, halbuki sorsa…” Şimdiyse bir öğrenciye es kaza “Yapamadığın soruları getir çocuğum!” dediğinizde, biliş üstü bilgisi aşırı gelişmiş olan öğrenci kitabın tamamını getirip önünüze koyuveriyor.

Mucizelere inanır mısınız? Kim inanmak istemez ki? Farz edelim ki bir okulda haftada on saat matematik dersi var, öğrenciler on saatte öğrenemediklerini sekiz saatlik bir okul gününün üstüne gördükleri o dokuzuncu sihirli saatte birden öğreniveriyorlar. O an tam anlamıyla bir aydınlanma yaşanıyor.

Veli okul kaydına geliyor. Çocuğunu vereceği okulu tanımak için sorduğu ilk soru şu:

–          Etüt var mı?

–          Var.

–          Oh! Yok diyeceksiniz diye çok korktum.

–          Hatta biz dersleri kaldırdık, hepsini etüt yaptık.

–          Anlamadım!

–          Anlaşılmayacak bir şey yok.  Tüm dersler etüt oldu, etütte anlamayanlara ders veriyoruz. Şaka şaka!

–          Peki etütler zorunlu mu?

–          Elbette, etüde kalmayan öğrencileri velilerine şikayet ediyoruz.

–          Güzel. Benim de tam olarak istediğim buydu.

 

Bir sınıf düşünün ki öğretmenin odağı konu yetiştirmek, öğrencininki de zilin ne zaman çalacağı olsun. Bu iki odak hangi noktada ve zamanda kesişir? Cevabı çok basit: Tabi ki etütte. Zamanı ise elbette sınav öncesi. Hatta sınavdan bir gün önce okulun en popüler öğretmeni siz olabilirsiniz. Bunun tadını çıkarın çünkü üçüncü yazılılar da bittiğinde üniversite sınavında soru çıkmayan ders öğretmeni muamelesi görmeniz pek ala mümkündür.

Buraya kadar çok karamsar bir tablo çizdiğimin farkındayım. Hatta etütlerin çok yararlı olduğunu savunanlarınız da olacaktır. Ben de yararsız demiyorum zaten. Sadece ona yüklediğimiz anlamı sorguluyorum. Zaman zaman yaptığımız işleri sorgulamalıyız ki uğruna zaman ve emek harcadığımız hayallerimiz değer kaybına uğramasın. “Anlam” ı kaybetmeyelim ki yola devam edebilecek gücü bulabilelim kendimizde. Siz ne dersiniz?

 

Aysun Yağcı

aysunyagci@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here