TRENDLER

Ev Ödevi ve Mizaç

Görüntülenme 1381

0
Ev Ödevi ve Mizaç

Eğitim ve psikoloji alanlarında özellikle gelişim dönemlerine ilişkin olarak literatürde yapılan açıklama ve yorumların ortak özelliği, ziyadesiyle genelleme içermesidir. “Ergenler genellikle…”; “sınav kaygısının nedenleri… “; “3-6 yaş arasında çocuklar…” ve benzeri genellemeler bu çerçevede ele alınabilir. Her bir çocuğun parmak izi kadar farklı olduğundan yola çıkan disiplinlerin kuramda ve uygulamada bireyi bu denli bir toptancı yaklaşımla ele almaları dikkat çekicidir. Çocuğun doğuştan getirdiği bireysel farklılıklar, içine doğduğu aileyle olan etkileşimi, sosyal ve fiziksel çevrenin etkileri düşünüldüğünde genelleme yapmanın imkansızlığı ortaya çıkacaktır.

Ev ödevine ilişkin çalışmaların büyük bir kısmı ödevin akademik başarı üzerindeki etkisinin son derece az olduğunu ortaya koyarken, dikkate değer bir kısmı da uygun koşullar sağlandığında ev ödevinin öğrenci başarısında etkili olduğunu ifade ediyor.

Tertemiz 1 (1991) tarafından yapılan bir diğer araştırmada ev ödevine ayrılan farklı sürelere rağmen deney ve kontrol gruplarının unutma puanları benzer bulunmuştur. Ayrıca dünyadaki yaygın uygulamalara ters olarak, Türkiye’de yaş yükseldikçe ev ödevine ayrılan süre azalmaktadır. 2011 TIMSS Fen araştırmasında da ev ödevinin etkisine ilişkin bir bulgu yer almaktadır. Şöyle ki ev ödevine ayrılan süreyle TIMSS’ten alınan puan arasında ters orantı vardır. Yani alınan örneklemde az ödev yapan öğrenciler daha başarılı görünüyor.

Tüm bu araştırma sonuçlarına ince eleyip sık dokuyarak bakmak yararlı olabilir. Çünkü araştırmaların örneklem seçiminden, kontrol değişkenlerine kadar belirsizlik içeren çok husus bulunuyor. Her görüşe göre araştırma sonucu bulmak mümkün. Ödevlerin seviye üstü veya altı olması, öğretmen tutumları, ebeveyn beklentileri, yapılan ödeve geri bildirim verilip verilmemesi, ödevin ne denli yaratıcı olup olmadığı gibi birçok faktör tam olarak açıklığa kavuşmuyor. Daha önemlisi ödevin ne için yapıldığı konusu da net olarak ortaya konulmuş değil. Başlıca nedenler akademik başarının artması, öğrencinin sorumluluk kazanması, ebeveyn ve öğretmen ile öğrenci arasındaki iletişime hizmet etmesi olarak sıralanabilir. Ancak geribildirim temelli sağlam bir ödev politikası oluşmadığında bu üç amaç da hayata geçemiyor. Ödevden bağımsız olarak eğitim sistemimizin çıktı ve ürünleri ulusal ve uluslararası veriler açısından çok zayıf. Bu bağlamda ödevin etkisini konuşmanın işlevselliği büyük bir soru işareti taşıyor.

Tüm bu eleştiriler ışığında eğitim öğretimin geneli için olduğu gibi ödev için de yeni bir paradigmaya gereksinim var. Çok basitçe ifade etmek gerekirse her çocuğun ödevle ilişkisi farklı. Dokuz tip mizaç açısından bakıldığında öğrenciler tiplerine göre; kendini göstermek için, görev olarak algıladığı için, performans kaygısından dolayı, sevgi nesnesi olarak kabul ettiği için, başkalarına tahakküm için, eğlence için, sırf bilme arzusu için ödev yapabilir. Bu bağlamda tüm çocukları tek tip olarak kabullenip, “çocukların ödev yapması için yedi öneri” gibi genellemelerin yararı olmadığı açık. Söz konusu bireyselleştirmeyi sağlayabilecek model, yöntem ve teknolojilere ihtiyaç bulunuyor. Dokuz tip mizaç modeli bu anlamda yeni bir ufuk açabilir.

Tertemiz, N. (1991). Ödevin başarıya etkisi. Eğitim ve Bilim, 15(81), 49-57

Etiketler
Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!