TRENDLER

Gözden Kaçırılan Otizmli Kızlar

Görüntülenme 1219

0
Gözden Kaçırılan Otizmli Kızlar

New York’ta dünyanın sadece otizmli kadınlara ayrılmış ilk ortak mekânı olan Felicity House’ta otizmli kadınlar bir araya geliyor, resim yapıp el işleriyle uğraşıyorlar. Hayatlarının büyük bir kısmını, beyinlerinin neden ve nasıl farklı çalıştığını anlamaya çalışarak geçiren Bu kadınlar için kendileriyle benzer deneyimler yaşayan diğer kadınlarla bir arada olmak harika bir fırsat.

Yirmi yaşlarındaki Lauren, “Burada insanlarla tanışıyorum, kimseye kendimi açıklamam gerekmiyor,” diyor. Emma da, “Kimseaklından ne geçiyor diye sormuyor” diye ekliyor.

Kadınların sohbeti lise yıllarına kayıyor, okuldayken otizm spektrum bozukluğuyla yaşamanın nasıl bir şey olduğunu konuşuyorlar.

Allison, “Testlerde iyiydim ama diğer konuları o kadar iyi idare edemiyordum” diye hatırlıyor.

Felicity House’a gelen kadınların çoğu otizmli olduklarını geç öğrendikleri için okulda ve evde daha rahat etmelerini sağlayacak temel müdahale şansını kaçırmışlar. Yalnız olmalarından öte, kimi zaman “kayıp kuşak” olarak anılan grubun bir parçasını oluşturuyorlar.

Kadınlarda otizm tanısı erkeklere göre çok daha az ve genellikle daha ileri yaşlarda konuyor. Geçtiğimiz yirmi yıl içinde çocuklara konan otizm tanısında çok büyük bir artış var. 2000-2012 yılları arasında, otizm tanısı konan çocukların sayısı iki kat arttı, 68 çocuktan birine otizm tanısı konuyor. Ne var ki bu tanıların büyük bir oranı, kızların dört katı kadar fazla tanı konan erkek çocukları kapsıyor.

Yapılan yeni bir araştırma, otizmin kızlarda ve erkeklerde aynı belirtileri gösterdiğine dayanan yanlış varsayım nedeniyle, otizmli kız çocuklarının otizm tanılarında çarpıcı bir şekilde gözden kaçtığını ya da bu kız çocuklarına yanlış tanı konduğunu ortaya koyuyor.

George Washington Üniversitesi, Otizm ve Nörogelişimsel Bozukluklar Enstitüsü başkanı Kevin Pelphrey, “Kızlarla oğlanların okulda ve evde benzer sorunlar yaşamasına rağmen bu sorunların temelindeki beyin fonksiyonlarının farklı olduğunu bulduk” diyor. “Bu bulgu, otizm semptomlarında bazı farklılıklar olduğuna ve cinsiyete dayalı tedavi ihtiyacına dikkat çekiyor.”

İkisi otizmli olan kendi çocuklarında da benzer farklılıklara tanık olan Pelphrey, kızlarda otizmin kendini nasıl belli ettiğine ve en iyi nasıl tedavi edilebileceğine yönelik bir araştırmayı yönetiyor. Pelphrey ve ekibi, üniversitelerindeki otizm tanı ve tedavisi merkezinde araştırmalarının bulgularını uygulamaya başlayacaklar.

Tehlikeli Kör Noktalar

Araştırmacılar kızlarla erkeklerin gösterdiği otizm belirtilerindeki biyolojik ve sosyal farklılıkları ortaya koydular ama otizm hakkındaki yerleşik yanlış kanıların bir günde değişmesi zor. Bunda, öğretmen ve ebeveynlerin el çırpma, sözel tikler, göz temasından kaçınma gibi belirtilere bakmasını öğütleyen popüler klişelerin de etkisi var.

Araştırmalarını çoğunlukla otizmli erkekler üzerinde yapıp daha sonra bulgularında kadınları da kapsayan araştırmacılar da, farkına varmadan, cinsiyet konusunda böyle bir önyargıya sebep olabilirler.

Kültür ve bilimin bu şekilde ortaklaşa sıkıştırması, erken tanı konması durumunda hayatları değişebilecek olan otizmli kızlar için tehlikeli bir kör nokta oluşturuyor. Yeni yapılan bir araştırma otizmli kız çocuklarının erkek çocuklara göre daha az tekrarlanan davranışlar sergilediğini, daha sosyal ve sözel olduğunu ortaya koydu. Öte yandan, otizmli kızlar daha obsesifler, duygularını idare etmekte daha çok zorlanıyorlar ve bu da kaygı bozukluğu ya da obsesif kompulsif bozukluğa daha  yatkın olmalarına neden oluyor.

Amerikan Pediatri Akademisi, bütün çocukların 18-24 ay arasında otizm taramasından geçirilmesini öneriyor. Tanıda gecikilmesi daha sonra ciddi zihinsel ve fiziksel sağlık problemlerine sebep olabiliyor, çocuklar daha sonra okulda, iş hayatlarında ve özel hayatlarında büyük zorluklarla karşılaşabiliyor.

Belirtileri Kamufle Etmek

Okul, daha önce radardan kaçmış kız çocuklarının tespiti için bir başka pencere sunuyor.

California Üniversitesi psikolojik araştırmalar bölümünden Connie Kasari, otizmli kız ve erkek çocuklarının K12 okullarının, oyun alanları gibi farklı ortamlarında etkileşime girip sosyalleşmeleri üzerine yoğunlaşan araştırmasının sonuçlarına dayanarak, otizmdeki cinsiyet farklılıklarının okulda daha da büyüyebileceğini belirtiyor.

Kasari, kızların otizm belirtilerini daha fazla kamufle ettiğini ve otizmli erkek çocuklarına göre akranları ve yetişkinlerle daha farklı iletişim kurduklarını söylüyor. Bazen bu sosyal etkileşimler otizm belirtilerini ayırt etmeyi zorlaştırıyor çünkü kızlar daha fazla sosyalleşmeye çalışıyor ve arkadaş edinmeyi daha çok istiyor. Kızlar sosyal durumlara uyum sağlayamadıklarını hissedince içe kapanıyor, oğlanlarsa çok bozuluyor ve tanısı konmamış bir sorunun belirtisini daha net bir şekilde belli ediyor.

Kasari, “Okul bahçesindeki çocukları izlerseniz otizmli erkek çocukları fark edebilirsiniz. Bir gruba dahil olmak isterler, reddedilirlerse hemen çekip giderler” diyor. “Kızlarsa daha ısrarlıdır, grupların çevresinde dolanıp dururlar. İyiymiş gibi görünürler ama daha yakından baktığınızda iyi olmadıklarını görürsünüz.”

Özellikle otizmli kızların daha sözel ve daha girişken olmaları halinde, otizm belirtileri, depresyon, kaygı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ya da anoreksiyayla karıştırılabiliyor.

Allison Hamilton Rohe’nin kızında da aynı durum yaşandı ve öğretmenleri onun otizmli olduğunu fark etmeden önce, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olduğundan şüphelendiler.

Anne Hamilton Rohe, son derece konuşkan ve sosyal olan, sık sık sarılmaktan hoşlanan sekiz yaşındaki kızına okulda çok zor bir yıl geçirdikten sonra otizm tanısı konduğunu ve kızının kaotik sınıf ortamında dikkatini toplamakta zorluk çektiğini, ufak değişiklikler karşısında öfke nöbetleri geçirdiğini söylüyor. Okul yönetiminden kızını değerlendirmelerini üç yıl önce istediğini ama okulun bunu gerekli görmediğini ekliyor. Nihayet, kızı aynı anda birden fazla uyaranla başa çıkamamaya ve yalnız kalmaya daha çok ihtiyaç duymaya başlayınca otizm bahsi yeniden açılıyor.

“İnsanlara kızımın otizmli olduğunu söylediğimde afallıyorlar çünkü kızım onlara bakıyor, onlarla konuşuyor, onlara sorular soruyor” diyor Hamilton Rohe. “Kızımın Yağmur Adam filmindeki otizmli karakter gibi davranmasını bekliyorlar.”

Nasıl hareket edeceğini öğrenmek

Hamilton Rohe’nin kızında olduğu gibi, otizmli kızların hem tanı, hem de daha sonrasında aldıkları destekle ilgili deneyimleri genellikle nasıl bir okulda ya da sınıfta olduklarına bağlı. Okulun bağlı bulunduğu bölgede tanı hizmetlerinin olup olmaması ya da güçlü özel eğitim hizmeti veren okulların bulunup bulunmaması öğrencilere erken tanı konulmasında önemli bir faktör oluşturuyor.

Otizmli kişiler tarafından kurulan bir ağın yöneticisi olan Julia Bascom, destek olunmaması durumunda otizmli kız öğrenciler pek çok zorlukla karşılaşabiliyor, kaygı bozukluğu ve depresyonla sonuçlanacak şekilde dışlanabiliyor ya da kötü muameleye maruz kalabildiğini belirtiyor.

“Otizmli bir çocuk ortaokula başladığında, kendisinin farklı olduğunu ayırt eder. Onlara bir sebep sunulmazsa aynı sonuca ulaşırlar; onlarda bir problem vardır. Otizmli bireylerdeki intihar oranı toplumdaki intihar oranına göre tam dokuz kat fazla. Bunu bilmek hayat kurtarır.”

Dengesizliği düzeltmek

Kızlara konan otizm tanısındaki dengesizliği düzeltmek bir on yılı alabilir. Bu başarıldığında, kızlara iki kat daha fazla otizm tanısı konuyor olabilir. Bu, araştırmacılar demode olmuş kuramlarını gözden geçireceği ya da iptal edeceği için alana genel olarak fayda sağlar.

O vakte kadar, diğer araştırmacılar, günümüzde tanı ve tedavideki farklılıklara dikkat çekerek, otizmli davranışlarındaki farklılıklar nedeniyle kızlara farklı tedaviler uygulanması gerektiğinin altını çizecekler.

Kaynak: https://www.edutopia.org/article/missing-autistic-girls

 

 

Etiketler
Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!