Haftanın Çocuk Kitabı: Dinozor Yumurtası

0
1035

İki çocuk annesiyim; bir kızım bir oğlum var. Onların gelişimine, dönüşümüne şahit olurken fark ettiğim şeyler oluyor. Bunlardan biri de çocukların dinozorlara karşı gösterdikleri ilgi ve merak oldu. Bilirsiniz çoğu çocuk kız ya da erkek, cinsiyeti ne olursa olsun belli yaş evrelerinde dinozorlara merak salıyor. Bu kitapla tanışmam oğlumun dinozorlarla haşır neşir olduğu döneme denk geliyor. Kızım doğduktan sonra bu kez de onunla birlikte yeniden okumaya başladık. Dinozor sezonunu bir kez daha kızımla birlikte yeniden açmış olduk. 

Kitabı elime aldığımda dikkatimi çeken ilk şey kapak tasarımı ve görseller oluyor. Yazar ve çizer isimlerinin yan yana aynı satırda yer alması alışık olmadığımız bir durum. Genelde kitap kapaklarında yazar ve çizer adları birlikte değil de kapağın farklı yerlerinde konumlanıyor. İlk bakışta tasarım farkı olarak yorumladım bu durumu. Kitabı okumayı bitirdikten sonra bunun sadece bir tasarım değil, metin ve görsel dayanışmasının uyumlu birlikteliğinden kaynaklandığını düşündüm.

Kitap ilk sayfasına kısacık, tek bir cümle ile başlıyor: “ Bir sırrım var.’’ Yazar bir sırra ortak olmaya davet ediyor okuru. Merakla sırrın peşine düşüyorum. Sayfayı çeviriyorum. “Bu evde bir dinozor yumurtası var.’’ Hepsi bu kadar, başka bir cümle yok. Şaşırıyorum. “Bu muydu peşine düştüğüm sır?” diyerek okumaya devam ediyorum. Kitap bittikten sonra şaşkınlık ve gizli bir dürtüyle kitabı tekrar en başından okumaya başlıyorum. Bu kez gözlerim görsellere daha çok kayıyor. 

Ve… Evreka! Bir değil birden çok sırrın olduğunu işte o an fark ediyorum. Yeni bir şey keşfetmesem de yazar ve çizerin birlikte kurguladığı gizli bir sırrı, bir bilmeceyi çözmüş gibi bir mutluluk hissine kapılıyorum. Yazar ve çizer, okuru bir oyuna davet ediyor gibi. Şahane bir duygu.

Kitabın önsözünden ve arka kapak yazısından anlıyoruz ki bu öykü; üç buçuk yaşındaki küçük bir çocuğun henüz doğmamış kardeşiyle ilgili hayallerini anlatıyor. Kitap boyunca bir kez bile ‘kardeş’ sözcüğünü kullanmadan bir ‘dinozor yumurtası’ metaforu ile sınırları aşan bir hayal gücünden bahsediyorum.

Anne ve baba ise satır aralarında, cümlelerde değil görsellerde gösteriyor kendini. Görsellerin ayrıntılı sadeliği karşısında bir süreliğine okumayı bırakıp çizimleri izlerken buluyorum kendimi. Bu açılardan bakıldığında resimli çocuk kitaplarında görsellerin ne kadar önemli olduğunun altını bir kez daha çiziyor.

Söz konusu Asa Lind olunca çok az sözcükle bir kavram üzerine bu kadar derinleşmek pek de şaşırtmıyor beni. Kumkurdu’nun bilgece ve felsefik satırlarını okuduktan sonra işte diyorum: Asa Lind ve onun sihirli sözcükleri. Üstten bakmadan, göze sokmadan, didaktik bir anlatıma yer vermeden ve hayal gücünün sınır tanımazlığıyla gerçekçiliği göz ardı etmeyen yazar; çocuğa ve yetişkine bakış açısıyla dikkat çekiyor. Sözcükleri kullanmadaki ustalığını ise kıskanmamak mümkün değil.

Neden dinozor yumurtası? Neden dinozor yumurtası üzerinden böyle bir kurguya gidildiği sorusunun peşine düşüp dinozor yumurtalarının özelliklerini araştırırken buluyorum kendimi. Bilirsiniz insanlar genellikle (özel durumlar dışında) 9 ay sonra doğum yapar. Peki bir dinozorun yumurtadan çıkması ne kadar sürer? Florida Eyalet Üniversitesinden bir profesör tarafından yürütülen bir araştırmada, dinozora bağlı olarak 3 ile 6 ay arasında bir zaman çizelgesi oluşturulduğu bilgisine ulaşıyorum. Sonra yine cevabıyla birlikte gelen bir soru daha parlıyor zihnimde. Hamile bir kadının karnı ortalama 3. veya 4. aydan itibaren belirginleşmeye, karnındaki o şişlik dışardan görülmeye başlıyor. 5-6 ay sonra da normal şartlar sağlandığında beklenen doğum gerçekleşiyor ve şişlik ortadan kalkıyor. Bir çocuğun annesinin karnındaki şişliği görmesi ve o şişliğin kaybolması arasında geçen süre ile bir dinozorun yumurtadan çıkma süresi hemen hemen aynı sürece denk geliyor. Bu çok şahane bir bağlantı değil mi sizce de?

Kitabın iç kapağında şaşırtıcı bir fark daha karşımıza çıkıyor. Normalde kitabın künyesi karşılar okuru iç sayfada. Dinozor Yumurtası’nın künyesi son sayfada karşımıza çıkarken iç kapağında ise üç buçuk yaşındaki Erendiz Önal’a sonsuz teşekkür yazısı yer alıyor. Arka kapak yazısında anlıyoruz ki bu kitap gerçek bir yaşam öyküsünün kaleme alınmış, resmedilmiş hali. Umutla biten sıcacık bir öykü.

Arka kapak yazısı olduğu gibi aktarıyorum:  “Bana bunları Erendiz Önal adında, üç buçuk yaşındaki bir çocuk anlattı. ‘Bir sırrım var, dinlemek ister misin’ dedi. Ben de onun kalemi oldum. Bir yazar için en değerli hediye, hiç kuşkusuz bir çocuktan aldığı öyküdür. Erendiz sessizce yanıma geldi, etrafına baktı kimseler yoktu. Fısıltıyla anlatmaya başladı: “Bir sırrım var…” 

2014 yılında İsveç’te yayınlanan Dinozor Yumurtası resimli çocuk kitabı, Türkiye’deki ilk baskısını 2017 yılında Pegasus Yayınları’ndan Ali Arda’nın çevirisiyle yaptı.

Meryem ERMEYDAN

Türkçe Öğretmeni, Çocuk Kitabı Yazarı

Yazan: Asa Lind

Resimleyen: Emelie Östergren

Çeviren: Ali Arda

Yayınevi: Pegasus

Sayfa Sayısı: 32 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here