TRENDLER
Sezer Demir
Sezer Demir

TÜM YAZILARI

Haftanın Filmi: Gıda A.Ş.

Görüntülenme 1067

0
Haftanın Filmi: Gıda A.Ş.

Geçen hafta Şişir Beni’yle yazmaya başladığım yeni tema üzerine bu hafta içinde bir arkadaşımla kısa bir sohbet ettik. Yazıyı beğendiğini ve yakın zamanda filmi izleyip üzerine yine konuşmak istediğini söyledi. Sonra biraz duraksadı ve şu soruyu yöneltti bana.

“Direkt olarak eğitimle ilgili hala yazılabilecek birçok film varken neden dolaylı olarak eğitimle ilişkili filmleri yazıyorsun ?”

Bu soruyu sormakta gayet haklıydı. Çünkü bu temayla ilgili yazmaya başlamadan önce birçok kez aynı soruyu sordum kendime. Eğer bu soru üzerine düşünmemiş olsaydım, arkadaşıma ne cevap verirdim ya da yine aynı cevabımı verirdim bilmiyorum. Sorusuna şöyle yanıtlamaya çalıştım. Tüm hikayelerini eğitim ortamı ve onun paydaşları üzerine kuran bir film zaten kendi hakkında birçok şeyi izleyicisiyle paylaşıyor. Üzerine bir de benim konuşmam bende tekrara düştüğüm ya da kolaya kaçtığım hissini doğuruyor. Bu sebeple  son dönemde, dolaylı da olsa hem eğitim ortamına hem de toplumsal yaşama daha büyük etki eden meseleleri konu edinen filmleri tercih ediyorum. Etki alanı büyük konuların dolaylı etkileri bile bazen direkt etki kadar yer edebiliyor yaşamımızda.

carole1

Bu hafta yine beslenme ve gıda meselesini kendine dert edinen ve Şişir Beni gibi çok ses getiren bir belgesel olan Gıda A.Ş. üzerine bir şeyler söylemeye çalışacağım. Belgeselin yönetmenliğini Robert Kenner üstleniyor. Büyük üreticilerden sıradan tüketicilere kadar birçok kişinin görüşlerine yer veren belgeselde lokomotif görevini iki yazar üstleniyor. Bunlar Hamburger Cumhuriyeti’nin yazarı Eric Schlosser ile Etobur-Otobur İkilemi’nin yazarı Micheal Pollan. Film 2009 yılında Oscar’a En İyi Belgesel dalında aday gösterildi. Bunun yanında birçok farklı festivalde ödüle aday gösterilen, özellikle Emmy’de birçok ödül alarak törene damgasına vuran bir yapım. İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen film ulusal televizyon kanallarından birinde de belgesel kuşağında yayınlandı.

BİR KORKU FİLMİ OLARAK : GIDA A.Ş.

Film hakkında bir şeyler okurken EkşiSözlük’te Thebalkabaa adlı kullanıcının Food İnc. hakkında şöyle bir yorumuna denk geldim.

izlediğim en iyi korku filmi.

nasıl ki başarılı bir korku filminden çıktıktan sonra korkuya mekan olan yerden ya da neden olan durumdan bir süre kaçınırsınız, örneğin banyo aynasına bakmaya, duşta bulunmaya ya da evde yalnız kalmaya korkarsınız; bu filmi izledikten sonra da yemek yemekten korkacaksınız.”

[iframe id=”https://www.youtube.com/embed/5eKYyD14d_0″]

Teşbihte hata olmaz derler. Doğrudur. Evet abartılı bir yorum ama haksız değil. Gıda A.Ş. yemek endüstrisi hakkında söyledikleri sadece izleyiciyi korkutmuyor, hükümetleri kukla gibi oynatan bu çok uluslu şirketlerle dolu arenada kendisini yapayalnız da hissetmesine sebep oluyor. Belgesel dokuz başlıkta inceliyor konusunu. Her başlık kendi içinde tutarlı bir şekilde yaratılan bu Frankenstein’ın neden olduğu pisliğin bir tarafını anlatıyor. Beslenme biçimi üretim karı sebebiyle değiştirilen hayvanlardan tutun da raf ömrü uzun olan her besinin içinde yer alan genetiği değiştirilmiş mısıra kadar… Belgeselin yumuşak karnı da bence burası: Bu başlıklar ne bölüm denecek kadar müstakil, ne de bağlantı geçişleri sağlıklı bir biçimde yapılmış bütünün parçaları gibi duruyor filmin içinde. Bu durum doğal olarak izleyicinin bazen “Şimdi neredeyiz ?” ya da “Buraya nereden geldik?” gibi sorular sormasına sebep oluyor. Yumuşak karnı demişken bir de filmin organik tarıma ve bununla ilgilenen büyük üreticilere kurtarıcı gibi yaklaşması da belgeselin taşıması gereken tutarlı duruşa yakışmıyor.

08_food_inc__blu-ray

Belgesel, Şişir Beni’de olduğu gibi kamerasını direkt eğitim ortamlarına çevirmiyor. Bunun yanında “Dolar Menüsü” adını taşıyan bölümünde ortalama bir Amerikalı ailenin (mecburi) beslenme alışkanlıklarına göz atıyor. Bu sırada ailenin iki kızı arasında geçen diyalog(lar) bu meselenin eğitim ortamına nasıl yansıyabileceğine dair küçük de olsa bir fikir veriyor.

BÜYÜK HAYAL: SAĞLIKLI BESİN

Hepimiz büyüme çağındaki çocukların sağlıklı besinler tüketmesi için birçok önlem alıyoruz. Yeni yollar bulmaya çalışıyoruz. Biz eğitimciler okul kantininde satılan yiyeceklere sıkı kontrol uyguluyoruz ya da okul yemekhanesini iyileştirmek için girişimlerde bulunuyoruz. Bu iyi niyetli ama çoğu zaman etkisiz bir çaba. Devasa bir yapıyla ve daha ucuza üreterek daha çok insanın karnını doyurmak için çalıştığını söyleyen  bir endüstriyle böyle başa çıkamayız. Nasıl ki her ülkenin eğitim, sağlık ya da kültür alanında izlediği bir politika var, bu beslenme konusunda da olmalı. Çünkü sağlıklı beslenme sadece bir devlet politikası haline gelirse mümkün olabilir. Aksi takdirde büyük ve güzel bir hayal olur.

içerik

 

 

 

 

 

 

 

 

Sezer Demir

[email protected]

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!