TRENDLER
Sezer Demir
Sezer Demir

TÜM YAZILARI

Haftanın Filmi - 2:37

Görüntülenme 573

0
Haftanın Filmi - 2:37

“Sinemanın bize sağladığı imkânı tematik bir yazı kuşağıyla birleştirip Haziran ayı boyunca ergenliği ve onun sancılı dünyasını konu alan filmler üzerine bir şeyler söylemeye çalışacağım.”

Son yazımın girişinde böyle söylemiştim. Ne bu söylediğimi yapabildim ne de tatile çıkmadan önce geçen sezonu kapatacak bir yazı yazabildim. Bu yüzden size bir özür borçluyum sayın okur. Şimdi o güzel türkünün girişinde dediği gibi “mazide tamamlanmamış ödev kalmasın diye” Eylül ayını yarım kalan işimi tamamlamaya ayıracağım. Bir nevi bu uzun arayı “to be continued” olarak kabul edip yolumuza devam edelim.

“Nerede Kalmıştık”

Bu hafta, ergenliğin sancılı dünyasını birbirinden farklı sorunlarla boğuşan altı karakter üzerinden anlatan 2:37 adlı film üzerine bir şeyler söylemeye çalışacağım. Yönetmenliğini ve senaristliğini Murali K. Thalluri’nin üstlendiği 2:37 bir ilk film olma özelliğini taşıyor. Terra Palmer haricindeki oyuncuların ilk deneyimini yaşadığı film, bu yönüyle de dikkati üzerine çekiyor. Bu ilkler ile festivalleri dolaşan film önce 2006 yılında Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterildi. Cannes’da büyük beğeniyle karşılanan film 2007 yılında İstanbul Film Festivali’ni ziyaret etti. Festival seyircisinin de yoğun ilgi gösterdiği film genel olarak beğenildi.

237 2_{09c939ab-5c39-4c6d-a1cf-d91d1661925e}

Filmin açılışını  kapısının altından kan sızan, endişeli insanların oraya buraya koşturup yardım istediği karamsar bir okul ortamıyla gösterdiği sahneyi bir nihayete kavuşturmadan öylece bırakıyor. Sonra bu sahnenin birkaç saat öncesine dönerek hikâyenin oraya nasıl geldiğini seçtiği altı karakter aracılığıyla anlatıyor. Melody, Marcus, Luke, Sean, Sarah ve Steven üzerinden okul içerisinde dolaşmaya başlayan kamera, bir yandan onların kişisel hikayelerini bize aktarırken bir yandan da adım adım filmin son sahnesine doğru ilerliyor. Kurgunun bir bütün olarak düz bir akış izlemediği flashback’lerin kullanıldığı film altı karakteri birbirine bağlarken de benzer geçişleri kullanıyor. Bize film boyunca girişte izlettiği sahneye nasıl geldiğimizi anlatan yönetmen, karakter bağlantılarında da aynı yöntemi kullanıyor. Bizi kameranın peşinde sanki bir labirentin içindeymiş gibi dolaştırıyor. Yönetmen kurgunun bu iç içe geçen yapısıyla yükselttiği merak duygusunu film boyunca korumayı başarıyor.

Kurgunun bu iç içe geçen yapısının temelinde ise karakterlerin hikayeleri yer alıyor. Her karakter kendi içinde yaşadığı çıkmazları seyirciden saklamıyor. Bunu belgeselvari çekimlerle bize aktaran yönetmen, sonrasında onların okul içindeki yaşantılarını bize gösteriyor. Ergenlerin değişkenlik gösteren ruh hallerinin ardında neler olabileceğini hiçbir zaman es geçmiyor. Çünkü her bir karakterin yaşadığı ya da yaşattığı sorunların çok daha büyük problemlere dönüşebileceğini biliyor. Bunu bilmesine rağmen karakterlerini yalnız bırakıyor. Onlar sorunlarla boğuşurken onları destekleyecek bir yetişkin ya da eğitimcinin olmaması ise tesadüf değil. Luke, film içinde yer alan röportajların birinde okulu bir ormana benzetiyordu ve “Burada ayakta kalabilirsen hayatta da ayakta kalabilirsin” diyordu. Bu teorik açından kabul edilemez olsa da bizim de her gün örneklerini gördüğümüz, yaşadığımız bir gerçek. Maalesef Luke’un bu söylemini karakterlerin yalnız bırakılmışlığı destekliyor. Karakterler (öğrenciler) akran zorbalığı, ensest, cinsel yönelimini kabul gibi devasa sorunlarla boğuşurken onların yanında, yakınında bir eğitimci ya da uzman bir yetişkin bulamıyorsa, Luke belki de okulu ormana benzetmekte haklı.

2-37-5

Okul ve Orman

“Bakıcıları söylemiş, ceylanlar korkunca hastalanıp ölüyorlarmış.”

Luke’un yukarıda okulu ya da eğitim ortamını tanımlamak için kullandığı benzetme ne yazık ki “Bunlar sadece filmlerde olur.” diyerek geçiştirebileceğimiz bir şey değil. Bugün hala ülkemizde ve dünyanın farklı yerlerinde sayısız çocuk, istismarı içeren birçok sorunlu duruma eğitim ortamında maruz kalıyor. Bunun yarattığı travmatik etkiyi hayat boyu taşıyor. Bir ergenin “hayatta” olduğunu gösteren sadece fiziksel ve bilişsel gelişimini sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olamaz. Öğrencinin “hayatta” olduğunu ve öğrenmeye devam edeceğini gösteren yegâne unsur, duygusal ve sosyal gelişimini sağlıklı bir şekilde sürdürdüğünü gösteren olumlu ruh halidir. Ormana dönüşen eğitim ortamlarında, fiziksel var oluşlarını sürdürerek ayakta kalıp hayata atılabilirler. Tabi bu süreç içinde onların içinde taşıdığı “ceylan” korkup, ölmezse…

2-37

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sezer Demir

[email protected]

twitter : @szrdmr

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!