TRENDLER
Sezer Demir
Sezer Demir

TÜM YAZILARI

Haftanın Filmi - Fil

Görüntülenme 1440

0
Haftanın Filmi - Fil

Bir ay boyunca akran zorbalığına dikkat çekmek için bunu konu alan filmler üzerine bir şeyler söylemeye çalıştım. Bu filmlerin hepsi kendi içinde farklılıklar gösterse de kaçınılmaz bir ortak nokta taşıyordu: Şiddet dairesel bir yol izliyordu. Başlatıldığı yere ya da başlatanına dönüyordu her zaman. Columbine Lisesi Katliamı’ndan esinlenilerek çekilen Klass ile başladığım bu tematik yazı kuşağını, şiddetin önüne geçemediğimiz daireselliği sebebiyle yine aynı katliamdan yola çıkarak beyaz perdeye aktarılan Fil adlı yapım üzerine bir şeyler söyleyerek bitirmek istiyorum.

Fil, Amerikan bağımsız sinemasının öne çıkan yönetmenlerinden Gus Van Sunt’ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği 2003 yapımı bir film. Film, yönetmenin filmografisinde “Ölüm Üçlemesi” olarak tanımlanan serinin ikinci filmi. Birçok festivale katılan film çeşitli dallarda ödüle layık görüldü. Özellikle Cannes Film Festivali’nde hem Altın Palmiye (En iyi film) hem de “En İyi Yönetmen” dalında ödüle uzanarak ciddi bir başarı yakaladı.

fil 1

Odadaki Fil

Film, sıradan bir okul gününü sarmal bir kurgu ve düzlemsel olmayan bir zaman akışı içinde on iki kişilik öğrenci kadrosu üzerinden anlatan bir içeriğe sahip. Kurgunun sonunu, film başladığı gibi izleyicisi ile paylaşıyor yönetmen. Anlatıyı şok edici ya da beklenmeyen bir son üzerine kurmuyor. Perdeye yansıyan karakterlerin duygularına yönelik neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Biz sadece onların günlük konuşmalarını duyuyor, ebeveynlerini ile ilişkilerini şahit oluyor ya da boş vakitlerini değerlendirme biçimlerini izliyoruz. Kısaca yönetmen bize hiçbir karakteri derinlemesine anlatmıyor. Çünkü yönetmen, izleyicinin karakterle özdeşlik ya da karşıtlık kurmasına fırsat tanımıyor. Bunu, tercih ettiği kamera açıları ve kurduğu atmosfer ile kalın bir çizgiyle ayırıyor. Seyircinin edilgenliğini her an ona hissettirerek yaklaşan fırtınanın gerginliği üzerine akışı kuruyor.

fil 3

Fil, seçtiği konu hakkında çözüm önerileri sunmak, yaşananları ayrıntıları ile anlatmak ya da romantik kahramanlar inşa etmekle ilgilenmiyor. Günümüz dünyasında sıradanlaştırılan şiddettin monoton bir okul günü esnasında izini sürüyor. Bu sıradan atmosferi oyuncu seçimiyle de destekliyor. Oyuncuların tamamı amatör. Filmin çekildiği bölgedeki lisede eğitim hayatına devam eden öğrencilerden oluşuyor oyuncu kadrosu. Uzun plan sekansları, kamera açıları ve kurgusuyla benzerlerinden ayrılan, zor ama farklı olarak tanımlayabileceğim Fil, Gus Van Sant’ın sinemasının üst düzey bir örneğini olarak karşımızda duruyor.

Filmin ismi üzerine de sizinle birkaç bilgi paylaşmak istiyorum. Bu sayede filmin ismiyle içerik arasında bağ kurmanız kolaylaşabilir. Sant, Fil (Elephant) ismini tercih ederken iki kaynaktan beslenmiş. İlki, Alan Clarke ‘ın 1989 yapımı aynı adlı filmi. Bu film Kuzey İrlanda’da yaşanan şiddeti konu alan bir film. Alan Clarke “Fil” ismini filmine koyarken İngilizce’de kullanılan “Elephant in the room*” deyiminden yola çıkmış. Bu deyim ise “Ortada bir sorun var ve herkes bunu görmezden geliyor” anlamında kullanılıyor. Gus Van Sant da buradan yola çıkarak okullarda şiddet olaylarının sürekli yaşandığını ve olay katliam boyutuna ulaşana kadar toplumun bunu görmezden geldiğini belirtmek amacıyla bu ismi seçmiş olabilir. Diğer kaynağı ise çok bilinen bir hikâyeye dayanıyor. Görme engelli bir grup insanın önüne bir fil getirilir ve onlardan bunun ne olduğunu tahmin etmeleri istenir. Her biri bütüne göre değil de filin dokunduğu kısmına göre tahmin de bulunabildiği için ortaya çok farklı sonuçlar çıkar. Buradan hareketle de toplumların bu gibi karmaşık sorunları tanımlarken tek taraflı bir bakış açısıyla hareket edişine dikkat çekmek de istemiş olabilir. Yönetmenin, film boyunca hikâyeye dâhil olan herkesin gözünden bize olayı izletmesinin sebebi belki de budur.

[iframe id=”https://www.youtube.com/embed/htlsOf3PnGY”]

Son Söz

Akran zorbalığı teması boyunca yazdığım üç filmin de kurgusu, izleyicilerin şiddet mağdurlarıyla özdeşlik kurmasına yönelikti. Özellikle Sınıf ve Şeytana Karşı izleyiciyi, mağdurlarla özdeşlik kurduğu için şu soruyla baş başa bırakılıyordu:

“Bu sorunun çözümü için izlemesi gereken yol bu mu?”

Fil’de ise Gus Van Sant izleyicinin böyle bir özdeşim kurmasına izin vermiyor ve böylece daha zor bir soruyu izleyicinin kucağına bırakıyor:

“Burada yıllardan beri görmezden geldiğimiz bir “fil” yani birçok sorunun birlikteliğinden ortaya çıkan devasa bir sorun var. Bu “fil”i ve onun doğurduğu sonuçları size kendi üslubumla gösteriyorum. Peki, şimdi ne yapacağız?”

Beni, akran zorbalığı üzerine dört hafta boyunca yazmaya yönelten temel yaklaşım da buydu. Sinema perdesinde romantik kahramanlar yaratabilir, büyük sorunlara mucizevî sorunlar bulabilirsiniz ama günlük yaşamda bunların hiçbirini asla yapamayız. Tabi bununla başa çıkmak için izleyeceğimiz bir yol yapacağımız bir şeyler mutlaka vardır. Yeter ki “odada bir fil” olduğunun farkında olalım. Bir ay boyunca şehrimizde, sokağımızda, okulumuzda ve odamızda bulunan fil üzerine konuştuğumuza göre artık zor bir sorunun peşinde koşmak zorundayız.

“Peki, şimdi ne yapacağız?”

 Sezer DEMİR

fil afiş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akran zorbalığı ile ilgili diğer filmler için:

https://www.egitimpedia.com/haftanin-filmi/haftanin-filmi-ben-x

https://www.egitimpedia.com/haftanin-filmi/haftanin-filmi-seytana-karsi

https://www.egitimpedia.com/haftanin-filmi/haftanin-filmi-klass

 

Etiketler
Yorum Yazın
Yazarın Diğer İçerikleri
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!