TRENDLER
Sezer Demir
Sezer Demir

TÜM YAZILARI

Haftanın Filmi - Juno

Görüntülenme 1074

0
Haftanın Filmi - Juno

Hepimizin yaşadığı bazı berbat anlar vardır hayatta. Çevremizdeki her şey bize tüm çirkinliğiyle saldırıp, günden güne bizi boğarken yapabileceğimiz hiçbir şey olmadığını fark ederiz. Daha doğrusu ne yaparsak yapalım bu akışı değiştiremeyeceğimizi utançla kabul eder ve “Tarihin içerdiği bolca çirkin sayfadan payıma düşen buymuş” diyebiliriz. En azından ben böyle diyorum. Sonra kendime sığınacak bir yer arıyorum. “Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana” demesi gibi Nazım Usta’nın ben de sonu tatlıya biten filmlere dönüyorum yüzümü. Çünkü umudu her zaman diri tutmak gerekir, biliyorum.

2:37 ile sürdürdüğüm ergenliği konu alan filmleri tanıtmaya çalıştığım yazı dizisini bu hafta Detachment /Kopma filmi ile sürdürecektim. Bu film de 2:37 gibi karanlık ve zor bir film. Girişte bahsettiğim hisler sebebiyle Detachment’ı ileri bir tarihe alıp rotamı “feel good movie” diye tanımlayabileceğimiz Juno’ya çevirdim. Bu hafta 16 yaşında ilk cinsel deneyimi sonucu hamile kalan bir genç olan Juno’nun başından geçenleri konu alan ve kahramanımızla aynı adı taşıyan film üzerine bir şeyler söylemeye çalışacağım.

Bir Ergenlik Miti: JUNO*

Senaryosunu Diablo Cody’nin yazdığı, yönetmenliğini Jason Reitman’nın üstlediği 2007 yapımı filmin başrolünü genç oyuncu Ellen Page üstleniyor. Yardımcı rollerde Jennifer Garner, Jason Bateman, Allison Janney, J.K. Simmons gibi tanınan oyuncular yer alıyor. Dikkat çekici denebilecek oyuncu kadrosuna rağmen film taşıdığı atmosferle Amerikan bağımsız ruhunu da korumayı başarıyor. 2008 yılındaki Oscar‘larda 4 dalda aday gösterildi. “En İyi Özgün Senaryo” ile ödüle uzanmayı başaran film, listesine bunun haricinde de birçok kalburüstü ödülü dahil etmeyi başardı. 7 milyonluk bütçeyle 230 milyonu aşkın hasılat elde eden film, ödül konusunda olduğu kadar ticari olarak da beklenmeyen bir başarı yakaladı.

juno

Film erken yaşta istenmeyen/beklenmeyen hamilelik gibi çetrefilli bir mevzuyu anlatmayı tercih ediyor bize. Bu mesele beyazperdede çoğunlukla trajik bir şekilde yer bulur kendine. Hatta konuyu ajite ederek anlatan örnekler de vardır. İçinde bulunduğumuz toplumu ve dünyanın genelini düşündüğümüzde, bu konunun beyazperdeye böyle yansıması hiç şaşırtıcı değil. Juno’nun diğerlerinden ayrıldığı yer tam da burası. Film hikâyeyi diğer örneklerdeki gibi bir üslupla anlatmayı tercih etseydi büyük ihtimalle yok olup gidecekti. Belki de bunu fark eden senarist yarattığı sıra dışı bir ergen karakteri, sağlam diyaloglar, kaliteli espriler ve ironik bir bakış açısı içeren senaryo ile destekleyince karşımıza iyi bir seyirlik çıkıyor.

Film hakkında “Bu kadar da iyimserlik fazla… Filmi gerçekçilikten uzaklaştırmış” yaklaşımı içeren eleştirilerin bolca dillendirildiğini söyleyebilirim. Ben bu eleştirilere iki sebeple katılmıyorum. Birincisi her filmin gerçekçi olmak gibi bir görevi yoktur. Her filme böyle bir misyon yükleyemeyiz. İkincisi, bazı konuların gerçek yaşamda içerdiği trajediyi daha iyi görebilmenin bir yolu da o konuyu beyazperdeye karşıt bir bakış açısıyla taşımaktır. Erken yaşta hamileliğin birçoğumuz için kabul edilebilir bir konu olmadığı aşikâr. Bunun kabul edilemez oluşu, bunu yaşayan ergen(ler)in bu zor süreçte yalnız bırakılacağı, şiddete maruz kalacağı ya da öldürebileceği anlamına da gelmiyor. Juno işte bu yüzden iyi bir seyirlik. Bize “Zor konular her zaman acı veren sonuçlar doğurmak zorunda mı ?” sorusunu sorduruyor. Dünyanın büyük bir kısmı için hayalî de olsa, böyle zor bir sorununun başka bir çözüm yolu olabileceğini anlatıyor bize.

[iframe id=”https://www.youtube.com/embed/K0SKf0K3bxg”]

Bu sıra dışı senaryonun bu derece etkili olmasındaki en büyük pay ise başrolü üstlenen Ellen Page. Film çekildiğinde 20 yaşında olan Page gösterdiği performansla Oscar’larda En İyi Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi. Oscar’a uzanamasa da göz dolduran oyunculuğunu Altın Küre başta olmak üzere birçok farklı ödülle süslemeyi başardı.

Ergenlik ve Cinsellik

Ülkemizde ergenlik döneminin hala en zor konuşulan mevzusu cinsellik… Geçmiş yıllara göre bir ilerleme olduğu aşikâr. Yine de hedeflenen yerden çok uzağız. Cinsel eğitimin, okullara yılda bir gelen sağlık çalışanlarıyla ve rehberlik servislerinin “karnından konuşan” sunumlarıyla hayata geçirilebilecek bir şey olmadığı bir gerçek. İnternetin içerdiği yanlış bilgilendirme riskini de göz önüne buldurduğumuzda ergenlerin cinselliği keşfetme yollarının sağlıklı sonuçlar vermesini de beklemek çok saçma olur. Juno mutlu sonla biten, güzel bir seyirlik. Anlattığı hikâye, cinsel eğitim konusundaki eksiklikler ve cinsellik hakkındaki süregelen tabular olduğu sürece gerçek yaşamda çoğunlukla trajik bir şekilde sonlanacak. Zor sorunları “mutlu son”la biten filmlere çevirmek zor ama imkânsız değil.

Arthur C.Clarke’nın dediği gibi “ İnsanoğlunun yapabilecekleri hayal ettikleri ile sınırlıdır.”

Sezer DEMİR

[email protected]

twitter : @szrdmr

11178166_ori

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*Juno, Roma Mitolojisi’nde  kadınların doğum yaptıkları esnada yanlarında bulunduğuna inanılan (juno lucina) bir ana tanrıça, kraliçe figürüdür.

Yorum Yazın
Yazarın Diğer İçerikleri
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!