TRENDLER
Sezer Demir
Sezer Demir

TÜM YAZILARI

Haftanın Filmi - Mucize

Görüntülenme 1692

0
Haftanın Filmi - Mucize

Sevgili Ali Koç geçen hafta, “Mucize diye bir filmden bahsediyorlar, vaktin olursa izle de bu hafta onun hakkında yaz” dedi. Dürüst olmak gerekirse o dakikaya kadar böyle bir filmden haberdar değildim ya da duymuştum ama kulak ardı etmiştim. Ufak bir Google gezintisi sonucu filmin yönetmeninin Mahsun Kırmızıgül olduğunu öğrendim. Bu andan sonra bunun sıradan bir yazı olmayacağını anlamıştım. Çünkü ben Mahsun Kırmızıgül’ün yönetmenliğine ve sinema anlayışına karşı ön yargılıydım. Bunun nedeni Mahsun Kırmızgül’ün sinema sektöründen gelmeyişi ya da sinema üzerine bir eğitim almamış oluşu değildi. Ona karşı ön yargılı olmanın tek nedeni şu ana kadar yönettiği filmlerin hepsinin çok zayıf ve klişelere dayanan bir sinema dili üstüne kurulmuş olmasıydı.

Mucize, Kırmızıgül’ün yazıp yönettiği ve aynı zamanda oynadığı 4. uzun metraj filmi. Daha önce sırasıyla Beyaz Melek, Güneşi Gördüm ve New York’ta Beş Minare gibi yapımlara imza atan yönetmen her filminde kendinden söz ettirmeyi başardı. Özellikle ilk filminde birçok önemli oyuncuyu bir araya getiren bir cast ile çalışması sinema dünyasında ilgiyle karşılandı. Üç filmde de birçok konuyu bir arada işlemeye çalışan yönetmenin bunu bir tarz haline getirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca filmlerinde öne çıkan dramatik öğelerin ajitasyona varan kullanımı Kırmızıgül’ün sinema anlayışının temeli olarak karşımıza çıkıyor.

Biraz Ondan Biraz Bundan

Egeli bir öğretmen olan Mahir Şimşek (Talat Bulut) Anadolu’nun doğusunda bulunan bir köye zorunlu hizmet göreviyle gönderilir. Daha sonra burada yaşayan engelli Aziz ‘i (Mert Turak) tanır ve aralarındaki ilişki üzerine film gelişir. Arka fona 1960 darbesini yerleştiren film, köy hayatındaki birçok eksiklik ve sorun üstüne kurduğu yan hikayeler ile anlatısını sürdürüyor. “Gerçek yaşanmış bir hikaye” şiarıyla yola çıkan yönetmenin yeni filminde diğer filmlerinden farklı olarak “komedi” dozunu arttırdığını görüyoruz.

Yukarıda yazdığım paragraf bu film için yazıp yazabileceğim en objektif paragraf. Bundan sonrası için sizi uyarmak istiyorum. Son derece öznel ve sert bir eleştiri olacak. Dilerseniz bundan sonrasını okumayabilirsiniz.

mert-turak-mucize

Film uzun sayılacak bir açılış sekansı ile başlıyor. Ben filme, okuldan çıkıp gittiğim için aşağı yukarı iki dakikalık kısmını kaçırdım. Açılış sahnesini Mahir öğretmenin otobüs yolculuğu sırasında yakaladım. Buradan başlayarak bu sekansın sonun kadar belki de film en iyi kısmını izledim. Kamera açıları ve doğanın verdiği güzel kareler sayesinde iyi bir açılış sahnesi olmuş diyebilirim. Fakat sonrası için aynı şeyi söylemeyeceğim. Yönetmen aşağı yukarı bir saat boyunca aynı hikâyeyi “komedi” sosu katarak izletiyor bize. Kırmızıgül ikinci bir saatlik kısımda ise başrolü Mahir öğretmenden alıp Aziz’e veriyor ve tüm hikâyeyi onun üstüne inşa ediyor. Yönetmen bu sırada öğretmen-öğrenci ilişkisi üzerinden engelli bireylerin toplumsal hayattan dışlanması, engelli bireylerin eğitimi, anadilde eğitim, kız çocukların eğitimi gibi önemli meseleler üzerine eğilmeye çalışıyor. Tabi bu Kırmızıgül’ü kesmemiş olacak ki, bunların yanında kadının metalaştırılması, eşkiyalar-eşkiyalık ve askeri darbe ile sekteye uğrayan sivil demokrasi gibi her biri koca koca meseleleri “ miks” halinde senaryoya yedirme ve üstüne söz söyleme “başarı”sını da göstermiş.

Filmden çıktıktan sonra Kırmızıgül’ün çok izlenen filmler yapmayı tercih edenlerin gittiği yoldan gittiğini ve bunun için bilinen bir formülü uyguladığını söyleyebilirim. Sizin de çok iyi bildiğiniz formül şu: Beğenilen ve ilgi gören konuları yerel bir hikâye(mümkünse yaşanmış) ile birleştir. İşte sana çok izlenecek bir film. Kırmızıgül’ün buna ulaşmak için dört farklı kaynaktan esinlendiğini söyleyebilirim.

Bunlardan biri Güzel ve Çirkin (güçlü ve büyük aşk masalı), diğeri Yaşar Kemal’in İnce Memed’i (eşkiya anlatısı) ve son olarak izini hissettiğim ise ülkemizde Benim Dünyam adı ile uyarlaması yapılan Black adlı Hint ve Amerikan ortak yapımı olan film (özel eğitime ihtiyaç duyan birey ve idealist öğretmen). Bu hikayelerin ana fikirlerini üst üste koyup, ajitasyon içerikli dramatik öğeler ve son olarak BKM Mutfak anlayışının fazlaca hissedildiği bir “komedi” sosu (vasat espri kaynağı) ile birleştirince yapımcı ve yönetmenine gişe başarısı getiren ama izleyicisine iki saatlik bir zaman kaybından fazlasını vermeyen bir yapım ortaya çıkıyor.

Aciz Bir Mucize

Arapça bir sözcük olan mucizenin kökü “acz”. Ben bir eğitimci olarak bu filmin eğitim üstüne söyledikleri ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum, fakat Mucize filmi başrolüne bir eğitimci ve özel eğitim ihtiyacı olan birey yerleştirip eğitim üstüne neredeyse hiçbir şey söylemeden filmi tamamlamayı başarıyor. Ben de bu sebeple aciz bir şekilde kalakalıyorum.

Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin “mucize” sayılacak öğrenme süreci için koşulsuz sevgi ve ilgi haricinde farklı eğitim yöntemlerine de ihtiyacımız var. Aziz gibi bireylerin eğitiminde, mucizelere bel bağlamak yerine bilimsel verilere dayanan bir eğitim anlayışı oluşturmamız ve onların yaşamlarını duygusal olarak sömürmekten vazgeçmemiz gerekiyor.

 

Sezer DEMİR

Twitter: @szrdmr

[email protected]

Not: Filmin basın bülteninde ve internette yer alan tanıtım yazılarında öğretmenin oraya sürgün sebebiyle gittiği yazılı fakat filmin içeriğinde böyle bir durum yok.

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!