TRENDLER

Haftanın Filmi - Yerdeki Yıldızlar

Görüntülenme 14357

0
Haftanın Filmi - Yerdeki Yıldızlar

Bilinen, üstüne çokça konuşulmuş filmler hakkında bir şeyler söylemek hep ciddi risk içerir. Bu hafta için seçtiğim film de çok bilinen ve sevilen bir yapım. Bu yüzden bu film üzerine yazıp yazmama konusunda ciddi endişeler taşıyordum ta ki şu haberi okuyana kadar:

“Otizmli olduğu için okula alınmayan 8.5 yaşındaki Ozan Sanlısoy’un Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) süren davasına dikkat çekmek isteyen annesi Sedef Erken, Strasbourg’da çadır kurmaya hazırlanıyor. “ (1)

Bu haberi okuduktan sonra şunu hatırladım: “Filmden bahsederken toplumdan, toplumdan bahsederken de filmden bahsederiz.”(2) Bir anneyi çocuğunun eğitim hakkı için verdiği mücadelede yalnız bırakmaktansa, tekrara düşme riski taşıyan bir yazı yazmayı tercih ederim. Bu sebeple bu haftanın filmi Taare Zameen Par’ı (Yerdeki Yıldızlar) ya da daha çok bilinen ismiyle Her Çocuk Özeldir.

Filmin yapımcı ve yönetmenliğini 3 İdiots filmiyle de tanınan Aamir Khan, senaryosunu Amole Gupte üstleniyor. Filmin başrolünde ise Darsheel Safary ve Aamir Khan’ı izliyoruz. 2007 yapımı film Bollywood’un Oscar’ı olarak bilinen Filmfare ödüllerinde En İyi Film dalında ödüle layık görüldü. Ayrıca film gişede de ciddi bir hâsılata imza atmışttı.

Taare-Zameen-Par

Yerdeki Yıldızlar

Film kâbusu andıracak şekilde kurgulanmış bir arka plan önünde öğretmenlerin sınav sonuçlarını duyurduğu kaotik bir sahne ile açılıyor. Birden başlayan bu karmaşık sahne aynı şekilde birden bitiyor ve bizi kahramanımız İshaan ile tanıştırıyor. Bu geçiş öyle hızlı oluyor ki, bir an için izleyicide açılış sahnesinin hatayla oraya konduğu hissini uyandırabiliyor. Aslında yönetmen, film başlar başlamaz eğitim ortamına ve İshaan’a dair yansıttığı birbirini takip eden iki sahne ile İshaan’ın, kendi dünyasına ne kadar uzak bir alana hapsedileceğinin de işaretini veriyor.

Yönetmen kırk dakikayı aşan bir süre boyunca kamerasını İshaan’a çeviriyor ve izleyiciye onu her yönüyle tanıması için fırsat veriyor. Böylece izleyicisini, İshaan’ın hayatına dair bilgi sahibi olmadan davranışlarını değerlendirme hatasından uzak tutuyor. Biz bu süre boyunca İshaan’ın sözlerinden (“harfler dans ediyor”) , hayallerinden ( matematik sınavında yaşadıkları) ya da öğretmen kontrolünden geçen defterlerinden (kırmızı kalemli düzeltmeler) özel gereksinimleri olan bir çocuk olduğunu anlıyoruz. Bu süre içinde bizim anladığımız bu gerçeği, ne İshaan’ın öğretmenleri ne de ailesi anlıyor. Hatta anlamak bir kenara İshaan ile iletişime geçmek için özel bir çaba bile göstermiyorlar. Bu İshaan’ı yalnızlığını daha da artırıyor. Yine de İshaan için sevdikleri ile birlikte olmak bu yalnızlığı biraz olsun katlanılır kılıyor.

Herkes tarafından ailesine sürekli şikâyet edilen İshaan’ın bu görece mutluluğu da uzun sürümüyor. Babası tarafından alınan ani bir kararla kahramanımız “yola gelmesi/getirilmesi” amacıyla yatılı okula kayıt ettiriliyor. İshaan’ın yaşadığı soyut yalnızlık hali böylece somut bir hal alıyor.

6a00e551a4e0f38833019b00321674970b

At, Seyis ve Eğitimci

“Hayal gücünün bastırılabileceğinden emin değilim. Eğer çocuktaki hayal gücünün kökünü gerçekten kazıyabilirseniz o çocuk büyüyünce patates olur.”  – Ursula k. Le Guin

Çalan marşla uygun adım yürüyen öğrenciler ile açılan sahneden sonra İshaan’ın ve bizim yatılı okula dair duyduğumuz ilk sözler şunlar oluyor:

“Baban çok inatçı olduğunu söyledi. Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Biz burada bir kurala bağlı yaşarız: Disiplin. Merak etmeyin Bay Awasthi. Biz bir sürü yabani atı evcilleştirdik burada.”

Evet, İshaan hızla “evcilleşiyor”. Yatılı okulun “seyis”leri, kâbuslardan, ağlama nöbetlerine, halüsinasyonlardan, derin suskunluklara uzanan travma yolculuğunda bir çocuktan “patates” yaratmayı başarıyorlar. Bu sürecin sonunda İshaan’ın yenilgiyi tamamen kabullendiği sırada birden hayatının akışını değiştiren bir şey oluyor.

Başta yıkım vaad eden hatta bunu belli ölçüde de yerine getiren yatılı okul, İshaan’ın kurtuluşunu da sağlıyor ve ona Shankar Nikumbh’u ( Aamir Khan ) veriyor.

Nikumbh’un çocukları büyüleyen bir dansla sahne almasıyla birlikte yönetmen izleyiciye bir şeylerin hızla değişeceğinin ilk işaretini veriyor. Aslında özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler ile çalışan Nikumbh geçici olarak İshaan okulunda görev yapmaya başlıyor. Özel eğitimli bireyler ile çalışmasından edindiği tecrübeler ve kendisinin de disleksi olması nedeniyle çok geçmeden İshaan’ın gerçek sorununun disleksi olduğunu anlıyor ve onunla özel olarak ilgilenmeye başlıyor.

Bir taraftan disleksi konusunda ailesini ve okul yönetimini bilgilendiriyor. Bir taraftan da İshaan’a bu dünyada yalnız olmadığını hissettiriyor. Somut örneklerle onun yaşadığı sorunları yaşayan birçok başarılı insan olduğunu anlatıyor. Yıkılan özgüvenini çok yetenekli olduğu resim ile iyileştirmesi için ona fırsat tanıyor. Böylece Nikumbh bize her çocuğun özel olduğunun bir kez daha kanıtlıyor.

Film 165 dakikalık süresi, Bollywood klişeleri ve ajitasyona savrulan duygusallığı ile izleyiciyi zaman zaman zorlasa da, tüm bunları her çocuğun özel olduğunu hep hatırımızda tutmak için katlanabileceğimiz birkaç teknik zayıflık olarak kabul edebiliriz.

50267998350bc6620d6bd06c195cb945d5252b6

Mutlu Son Gerçek Hayata Karşı

İshaan’ı itildiği karanlıktan çekip çıkaran bir Nikumbh oldu, ama yazının girişinde bahsettiğim Ozan bu kadar “şanslı” değildi. Onun Nikumbh’u olmadığı için annesi Sedef Erken AİHM kapısında nöbet tutmak zorunda kaldı. Nikumbh karakteri mucizeler yaratmadı. Sadece üstüne düşeni yaptı. Özel eğitime gereksinimi olan bireyler ve aileleri eğitimcilerin mucizeler yaratmasını değil bilinçli bir şekilde görevini yapmasını bekliyor.

Yazıyı yazmadan önce Ekşi Sözlük’te Taare Zameen Par başlığına altına yazılan yorumlara göz atarken Candyline adlı kullanıcının şu sözleri dikkatimi çekti:

“Defterleri görünce aklıma geldi… Benim de defterlerim, yazılarım, ödevlerim bana hep kıpkırmızı düzeltmelerle gelirdi. Nefret ettim kırmızıdan. Renkli kalem kullanırken bile hep farklı renkleri seçerdim. Hala kırmızı renkli kalem kullanmam ve kullanacağımı da sanmıyorum.”

Kırmızı kalem mi?

Rengârenk palet mi?

Ozan mı?

İshaan mı?

 

 

Sezer DEMİR

Twitter: @szrdmr

[email protected]

 

1)http://t24.com.tr/haber/otizmli-oldugu-icin-okula-alinmayan-ozanin-annesi-3-aralikta-aihmin-onunde,278619

2) Bülent Diken-Carsten B. Lausten,Filmlerle Sosyoloji,Metis Yayınları,İstanbul,2010,s.35.

 

 

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!