Haftanın Kitabı: Açılın Ben Öğretmenim

0
6655

Ralph Waldo Emerson şöyle der: ‘’Yol sizi nereye götürüyorsa oraya gitmeyin, yol olmayan yerden gidin ki iz bırakın.’’ İz bırakmanın binbir yolu var. Bunlardan birisi de mesleki deneyimlerin yazılması ve paylaşılması. Öğretmenlerdeki öğretme kaygısının, öğrencilerin doğuştan getirdikleri merak duygusunu ve öğrenme heyecanını körelttiği günümüzde, bu türden kitapları Eğitimpedia’da daha çok paylaşmaya çalışıyorum. Müjdat Ataman’ın Elma Yayınevi’nden çıkan yeni kitabı Açılın Ben Öğretmenim, bir öğretmenin mesleğine, eğitime, öğrenme sürecine, öğrencilere, sınıf yönetimine ve daha pek çok şeye ayna tutmayı başarıyor. Ataman kendi cümleleriyle şöyle tanıtıyor kitabı:

‘’Öğrencilerin ayaklarının geri geri gittiği okullarda iyi dersler işlemenin yolunun strateji, teknik, yöntem ve ipuçları bilmekten geçtiğini yıllar içinde deneyimleyerek öğrendim. Öğrenmek kadar öğrendiklerini paylaşmanın da değerli olduğuna inanıyorum. Bu kitap, öğretmenlik ve yöneticilik günlerimden ve eğitimcinin eğitimini yaptığım yıllar içinde cebimde biriktirdiklerimden oluşuyor. Birazdan kendinizi içinde bulacağınız başlıkların hiçbiri reçete ya da can simidi değil, bunu şimdiden söyleyebilirim. Okuyacaklarınız sadece bir eğitimcinin deneyim kırıntıları. Kitaptaki her bir örneği istediğiniz gibi değerlendirebilir, sevmeyebilir, uyarlayabilir, esinlenebilir, değiştirebilirsiniz. Kitabı okurken aklınıza gelen düşünceleri, önerileri, eleştirileri yeni fikirleri kitaptaki “Sizli Düşünceler’’e not alabilirsiniz. Kim bilir belki de sizlerin de katkılarıyla öğrenme çemberimizi daha da genişletebiliriz.’’ 

Eğitimde asıl dönüşümün öğretmenin değişimiyle başlayacağına vurgu yapan Açılın Ben Öğretmenim kitabının her bir başlığını, bundan sonraki ne olacak merakıyla okudum. Müjdat Ataman’ın geçen yıl yayınlanan 112 Öğretmenliğime Notlar kitabını şöyle anlatmıştım: “Üç kez okunacak bir kitap. İlkinde meraktan okuyun. Öğretmen neler yazmış diye. İkincisinde anlamak için ve üçüncüsünde harekete geçmek için.’’ Açılın Ben Öğretmenim’de ise harekete geçmek için neler yapılabileceğini okuyoruz. Müjdat Ataman, farklı yaş grupları için sınıf içinde ve sınıf dışında kullanılabilecek yöntem, teknik ve stratejilerden bir seçki sunmuş. İş birliği, akran öğrenmesi, takım çalışması, geribildirim ve farklılaştırılmış eğitim hemen hepsinin merkezinde var. Ayrıca, kitapta yer alan her başlığın sonundaki ‘’Sizli Düşünceler’’ sayfası ise okuyucuya kendi notlarını yazması için alan açıyor.

Müjdat Ataman, Açılın Ben Öğretmenim‘de benim de çok sevdiğim ve eğitimlerimde kullandığım, drama derslerinde sıklıkla kullanılan bir teknik olan ‘’çember buluşması’’na yer vermiş. Çünkü çember; kendimizi açıkça ifade etmemize, başkalarını dinlemeyi öğrenmemize ve kendi özel niteliklerimizle gruba katkıda bulunmamıza ve böylece bir bütünün parçası olmamıza olanak verir. Çemberde herkes eşit derecede önemlidir. Bu kitap da adeta bir çemberde buluşturuyor okuyucuyu. Bunun aracılığıyla bağ kuruyor yazar okuyucuyla.

Sadece akılla değil, kalple yazılmış bir kitap olmuş Açılın Ben Öğretmenim. Müjdat Ataman, kitabında paylaştığı her yöntemin/tekniğin uygulanmasında merkeze çocuğu alıyor. Aşık Mahzuni’nin Her sazın döşüne pençe vurulmaz, incedir kırılır tel gizli gizli’’ dizesinde olduğu gibi her bir çocuğun ne kadar kıymetli olduğuna ve yöntemleri/teknikleri sınıfta uygularken bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kitaptan birkaç cümleyi de yeri gelmişken paylaşayım:

‘’Eğitimci kimliğimizi kişisel değerler üstüne değil, evrensel değerler üstüne kurmalı ve okulda bunu yansıtmalıyız. Evrensel değerlerden vazgeçmek demek, birlikte kardeşçe yaşayacağımız günlere elveda etmek demektir. Evrensel değerlerden benim için en değerlisi sevgi. Sevgiden yoksun çocuklar eksik büyüyor, bir yanları sevgisiz çocukların nefretle beslenmeleri daha kolay oluyor. Sevgiyi yeşertecek ise biz eğitimcilerden başkası olmayacak.”

“Okullarda ve sınıflarda yaşanan tüm sorunların paydaşı öğrencilerdir ve çocukları yaşanan problemlerden uzak tutmak onları korumak değil eksiltmek olacaktır. Öğrenciler gerçek problemlerle ne kadar karşılaşıp ne kadar çok düşünce üretirlerse o kadar iyi problem çözebilirler.’’

‘’Dünyayı emek verdiğimiz çocuklar güzelleştirecek.”

Açılın Ben Öğretmenim kitabını okurken, çok sevdiğim ve sıkça paylaştığım bir anekdotu tekrar hatırladım. Neşet Ertaş’a bir röportajda sunucu sorar: ‘Neden yeni yapılan türküler, sizinkiler kadar kalıcı olamıyor?’ Neşet Ertaş şu yanıtı verir: ‘Biz çekmediğimiz derdin türküsünü yakmayız gızım.’ Çok derin, bir o kadar da anlamlı bir sözdür benim nazarımda. Müjdat Ataman da bu kitabında “çekmediği derdin türküsünü yakmamış.” Paylaştıkça gelişeceğimize inanan bir öğretmenin, öğrenme yolculuğunda biriktirdiklerini sunmuş okuyucuya.  

Açılın Ben Öğretmenim kitabını tek bir cümlede özetleyecek olsam, o cümle şu olurdu: ‘’Oyunbazlık işin mazotu.’’ Oyunbaz olmak için de tıpkı Müjdat Öğretmen gibi güçlü yönlerimizi keşfetmek, sanattan beslenmek, çevremizi zenginleştirmek, çocukları ve meslektaşlarımızı daha fazla dinlemek, onlardan öğrenmeye açık olmak gerekiyor. Ve en önemlisi de özgür bir zihne sahip olmamız gerekiyor. Unutmayın, ne kadar özgürsek, ne kadar oyunbazsak o kadar üretken, o kadar yaratıcı, o kadar yenilikçi oluruz.

Bu kitap oyunbaz öğretmenler için…

 

Mürşide Demirkol

Eğitim Uzmanı & Profesyonel Koç

www.mursidedemirkol.com

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here