TRENDLER
Mürşide Demirkol
Mürşide Demirkol Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü / Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim

Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü / Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim dalında Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Eğitim Uzmanı olarak birçok özel okulda çalıştı. Eğitim tasarlama ve planlama, proje yazımı yapıyor. Dönüşümsel eğitici eğitimi, öğretmenin sanat ve bilimi, mesleki ve kişisel gelişim, yaratıcı düşünme becerileri, hikaye anlatma sanatı, yetişkin öğrenenler ve hayal kurmanın gücü üzerine araştırıyor, okuyor, yazıyor, eğitim veriyor, konuşmalar yapıyor, sohbet ediyor. ICF Akredite uluslararası sertifikalı profesyonel Erickson koçu olarak bireylere/kurumlara bireysel ve takım koçluğu hizmeti sunuyor. Öğretmen Akademisi Vakfında yarı zamanlı olarak öğretmen ve yöneticilere yönelik eğitim projelerinde yer alıyor. AÇEV'in "Hayat Dolu Buluşmalar Proje"sinde 15-35 yaş arası genç kadınların yaşam becerilerinin gelişmesi için gönüllü eğitmenlik yapıyor. AB & MEB'nın 'Çocuğa Yönelik Şiddetin Önlenmesi Projesi" ve 'Hayatboyu Öğrenme Projesi"nde eğitim uzmanı olarak yer aldı. "İnsanlara dokunmanın en güzel yolu, en iyi yaptığın şeyi onlara sunmaktır" sözünden yola çıkarak hayat boyu öğrenme anlayışıyla 2010 yılında Hayalleri Ayarlama Enstitüsü'nü kurdu. İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ne yarı zamanlı öğretim görevlisi ve "Hayat boyu öğrenme" yaşam ilkesi olduğundan öğrenciliği devam ediyor.

TÜM YAZILARI

Haftanın Kitabı: Daha Sade Bir Hayat

Görüntülenme 4207

0
Haftanın Kitabı: Daha Sade Bir Hayat

“Hayallerinizin peşinde emin adımlarla gidin.
Hayatı sadeleştirdiğinizde evrenin kuralları da daha sade olur.”

– Henry David Thoreau-

‘’Çocukları en mutlu eden şey, kendi dünyalarını keşfedecekleri oyunlar oynayabilecekleri zamana ve yere sahip olmaktır. Bizler geçmiş ile gelecek arasında gidip gelebiliriz, ama çocuklarımız ana odaklanıp o an içinde kalmak isterler. Onlar için umut edebileceğimiz en iyi şey, kendi seslerini, kendi içgüdülerini ve dirençlerini, kendi belirledikleri hızda geliştirmeleridir.’’

İşte bu satırlarla başlayan kitap, ‘daha sakin, daha mutlu ve daha özgüvenli çocuklar yetiştirmek için ‘’daha sade’’ nin olağanüstü gücünden faydalanalım!’ diyor bize. Faydalananlar sadece anne-babalar mı olacak? Bence hayır, bu zamanın hızından, yoğunluğundan ve bulunduğu ortamın dağınıklığından şikayet eden herkesin dikkatle ve keyifle okuyabileceği bir kitap  ‘’Daha Sade Bir Hayat’’.

Doğan Kitap’tan 2012 yılında çıkan ve 3 baskı yapan kitabın yazarları, Kim John Payne ve Lisa M. Ross. Otuz yıldır Waldorf eğitim hareketi kapsamında dünyanın birçok yerinde rehberlik, danışmanlık ve öğretmenlik yapan Kim John Payne, ailelere evde ve okulda yaşanan sosyal ve psikolojik sorunlar konusunda yardımcı oluyor. Aynı zamanda dikkat bozukluklarının ilaçsız tedavisiyle ilgili bir araştırmanın direktörlüğünü yapıyor. Lisa M. Ross ise uzun yıllar boyunca editörlük ve yazar menajerliği yapmış birisi.

Günlük hayatlarımızı, çocukluk dönemine özgü bir hıza ve bu dönemin vaat ettiklerine göre yeniden düzenlemekle ilgili olan kitabın amacını yazarlar sade bir şekilde ifade ediyor: ‘’Çocuklarınızın hayatlarını, onların dikkatini dağıtan ve ruhlarını ezen tüm gereksiz, dikkat dağıtıcı ve bunaltıcı faktörlerden arındırmanızda size yardımcı olmak’’. Sadeleşmeyi ise şöyle tarif ediyor kitap: Daha az şey ‘’yapmak’’ ve daha fazla güvenmek. Ailelerimizi ‘’ çok fazla’’ nın dört direği – çok fazla şey, çok fazla seçenek, çok fazla bilgi ve çok fazla hız üzerine mi kuruyoruz artık?

Kitabın okuyucularına, kendi yollarını çizerken dört sadeleştirme aşaması yol gösteriyor; her bir aşama kitabın dört ayrı bölümünde detaylı olarak anlatılmış. Kitapta, sadeleştirmenin nedir, ev ortamını sadeleştirmek çocuk için neden gereklidir, çok fazla aktivite her zaman doğru mudur, çocuk, tüketim çılgınlığından ve reklam bombardımanından nasıl korunur gibi soruların yanıtlarını da bulabiliyorsunuz.

Çocuklarımızla aramızdaki ilişkiyi neredeyse kaybettiğimiz bu yüzyılda, kendi yaşam rutinimize onları hapsedip ellerinden aldığımız çocukluklarını nasıl geri vereceğimizi toplum olarak konuşmalıyız. ‘’Hiperaktivite, dikkat bozukluğu, travma sonrası stres belirtilerinden iyileşmenin yolu ilaçlardan değil sadeleşmeden geçiyor’’ diyen Kim John Payne, hikayeleriyle bir sonraki  güne bırakmadan hemen uygulamaya başlayabileceğiniz birçok öneri sunuyor. Kitapta, o önerilerden en önemli ikisi günlük hayat ve ortamın sadeleştirilmesi olarak öne çıkartılmış.
‘’Çocuğunuzun günlük hayatını ve ortamını sadeleştirdiğimizde, düşünmeye ve yenilenmeye zaman bulabilmesi için ona fırsat yaratmış, destek olmuş oluruz. Sadeleştirmeyle birlikte zihinsel ve fiziksel dağınıklık azaltıldığında, ailenin birlikte akabilme, dikkatlerini odaklama ve derinleştirme, hayatlarını umutlarıyla aynı çizgiye getirebilme becerileri de artacaktır’’ diyor Payne.

Kitapta sadeleştirmeye oyuncaklardan başlanması gerektiği de vurgulanarak ‘’saklanmaya değmeyen’’ oyuncaklar için 10 maddelik kontrol listesi oluşturulmuş. Liste şöyle:

  • Kırık oyuncaklar
  • Gelişime açık olmayan oyuncaklar
  • ‘’Sabit’’ oyuncaklar
  • ‘’Çok fonksiyonlu’’ ve çabuk kırılan oyuncaklar
  • Çok fazla uyarıcı içeren oyuncaklar
  • Rahatsız eden oyuncaklar
  • Çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunduğunu iddia eden oyuncaklar
  • Baskı altında satın aldığınız oyuncaklar
  • Yıkıcı oyunlara neden olan oyuncaklar
  • Çok sayıda ve aynı olan oyuncaklar

Eskiler boşuna söylememiş ‘’Sıkı can iyidir’’ diye… Sıkılmak armağandır. Kitapta sıkılmakla ilgili yer alan ve benim en beğendiğim satırlar şöyle:

“Sıkıldım! Belki de defalarca bu ifadeyi duyduğunuza eminim. Hatta belki de yarım saat içinde pek çok kez. Can sıkıntısı genellikle yaratıcılığın habercisidir. ‘’Hiçbir şey yapmamak’’ ile yaratıcı bir oyuna dalmak arasında bir köprü olduğunu hayal edin. Bu köprü her zaman can sıkıntısı ile kurulur. Bir çocuk sürekli meşgulse, bir aktiviteden diğerine geçiyorsa ‘’ ne yapmak istediğini’’ anlaması çok zordur. Bırakın çocuklarınız sıkılsın. Onları kendi hallerine bırakın. Bazen anne-babalara bir ‘’reçete’’ yazıyorum: ‘’Can sıkıntısı. Günde üç kez verilmeli, tercihen yemeklerden önce.’’

Bir çocuğun ‘’dünya’’sını sadeleştirdiğimizde, olumlu değişimin önünü açabiliriz. Sadeleştirme sadece evde, çocuğun odasında mı? Peki, neredeyse günün büyük çoğunluğunu geçirdiği okulunda özellikle de sınıfında? Okul ortamında da sadeleştirmenin gücünden yararlanılmalı. Okullar bu konuyu gündemlerine almalı. Sadeliği şiar edinmiş okulların çoğalmasını diliyorum.

Sadeleştirme, sadece bir şeylerden kurtulmak demek değil. Aynı zamanda hayatınızda, amaçlarınızda ve kalbinizde yer açmakla ilgili. Fiziksel ve zihinsel karmaşa azalınca, dikkatiniz artar. Bunun için küçük bir adım atmaya değer.

Hayatı sadeleştirmenin gücünden yararlanarak çocuğuyla arasındaki ilişkisinin temelini, endişelenmek değil bağ kurmak olarak değiştirmenin yeni yollarını arayanlar; bu kitap sizin için…

dahasadebirhayat

 

Mürşide Demirkol
Eğitim Uzmanı & Profesyonel Koç

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!