Haftanın Kitabı: Eğitim – Bir Kitle İmha Silahı

1
13643

John Taylor Gatto, New York Times gazetesi tarafından ‘’Yılın Öğretmeni’’ seçildikten sonra Wall Street Journal gazetesinde yazdığı bir yazı ile 30 yıllık öğretmenlik hayatına veda eden, okul reformu konusunda dünyanın her yerinde konferanslar veren bir konuşmacı.

John Taylor Gatto, Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı adlı kitabıyla zorunlu eğitimin karanlık dünyasına bir yolculuğa çıkarıyor okuyucuyu. Yazar, hem sorgulatan hem de çoğu yerde hayli karamsarlığa iten bakış açısıyla; okula, eğitime, Amerikan eğitim sisteminin geçmişten günümüze kadar geçirdiği evrelere ve özellikle standart testlere dair görüşlerini eleştirel bir dille ortaya koyuyor. John Taylor Gatto’nun görüşleriyle ülkemiz eğitim sisteminde yaşanan sorunlar arasında pek çok yerde paralellik görebiliyoruz. Kitapta, yer alan bazı cümlelere noktasına virgülüne kadar katılırken, bazılarına da hiçbir şekilde katılmayabilirsiniz. Ancak şundan emin olabilirsiniz: Kitabı okuyan okulunuzdaki meslektaşlarınızla bol bol tartışabileceksiniz. Milli Eğitim Bakanlığının, Eylül ayı seminer ayı programında bu kitaba yer verilmesi ve tüm öğretmenlerce okunarak tartışılmasının belirtilmesini çok önemli buluyorum. Umarım yapılacak tartışmalar, okulların kendi öz değerlendirmelerini yapmalarına katkı sağlar.

Gatto, Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı kitabında, eğitim ile okul eğitimini aynı anlamda kullanmıyor. Eğitimi işe şu cümlelerle tanımlıyor: Eğitim büyük oranda kişinin kendisinin başlattığı bir şeydir; geniş deneyimlerden, devamlı iç gözlemlerden, kişinin kendi amacına dikkat dağıtıcı şartlara rağmen odaklanabilme yetisinden dokunmuş bir duvar halısıdır; merak, sabır, yoğun gözlemden oluşan bir bileşimdir ve esaslı bir şekilde deneme yanılmaya bağlı risk alma yanında, çevreden geri bildirim edinebilme yeteneği gerektirir.

John Taylor Gatto

Kitaptan paylaşmak istediğim birkaç bölüm işe şunlar:

‘’Acaba okulların ve – hazır yeri gelmişken de – üniversitelerin müfredatları, ne zamana dek öğrencilerin uzun mahpusluk saatlerini doldurmak için basit bir dolgu maddesi gibi kullanılacak? Kapana kıstırılmış olan hayatlar canlılıklarını kaybetmeden ve isyan ettirilmeden güvenli bir şekilde özgürlüklerine kavuşturulamaz mı?’’

‘’…..Karmaşık bir toplumda esnek bir yapıya sahip olan insanlar adaptasyon yetenekleri sayesinde en güzel şekilde yaşayabilirler ama okul dediğimiz kurumsal yapı, acınası kural takipçilerini, katı tutumlu insanları ödüllendirir. Hepimizin hem toplumda etkili olmak hem de bağımsız kalabilmek adına olayların iç yüzünün aslını keşfedeceğimizi ve kendi öğrenme sürecimizi nasıl yöneteceğimizi bilmeye ihtiyacımız var, fakat gün boyu süren hapishane hayatıyla okul, insanların kendi adına bir şeyler öğrenme şevklerini söndürür. Gerçek öğrenmeye dönük gayretler, okulda düşük sınav sonuçlarına yol açar. Eğer okulda eğitim adına bir şeyler gerçekleşiyorsa bu, okul sayesinde değil, okula rağmen meydana gelir. Okulun gerçek meselesi öğrenmek değil, başarıdır. Okulda dikkatler hiçbir zaman düşünme ya da performans kalitesine yönelmiş değildir; dikkatler tamamen farklı bir şeye, başaranların attıkları şeref turuna yetişmeye yönelmiştir…..’’

‘’….İlkokulda kendini geliştirmenin sayısız yolu ve kaliteli bir hayatın yüzlerce çeşidi olmasına rağmen, okuldaki en temel öğe ‘’Yapma!’’ sözcüğüyle kendini belli eden sınırlandırmalardır: Koşma, konuşma, ağaçlara tırmanma, sert oynama, elini kaldırmadan konuşma, kıpırdanıp durma, yerinden kalkma, pencereye bakma, ayakkabılarını çıkarma, sınıfta bir şeyler yiyip içme, gülme, geç kalma, hızlı okuma, yoldan çıkma, ‘’Sıkıldım’’ deme, büyük çocukların arasına karışma, şikayet etme, sınıfa oyuncak getirme vs. Bunların yanı sıra bir de ima edilen ‘’Yapma!’’ emirleri vardır: Kendi düşüncelerini üretme, kendi başına bir işe girişme, bağımsız olma, kendi tercihlerini yapma, öğreneceğin konularla ilgili kendi sorumluluğunu üstlenme….’’

Ülkemiz eğitim sisteminde görev almış, 30 yıldan sonra emekli olan binlerce öğretmenimiz var. Görev yaptıkları yıllar içerisinde, kim bilir neler yaşadılar? Nasıl deneyimler kazandılar? Okula, eğitime, öğrenciye, öğrenmeye dair eleştirileri, öğrenilmiş dersleri, önerileri nelerdir? Bilmiyoruz, çünkü yaşanılanlar konuşulmaktan öteye gitmiyor, gidemiyor. Notlar alsalardı, tıpkı Gatto’nun yaptığı gibi kitap yazsalardı ne güzel olurdu. Çünkü bunca bilginin içerisinde en çok yaşanmış hikayeler iz bırakıyor, katkı sağlıyor. Umarım mesleğe yeni başlamış/başlayacak öğretmen adayları mesleki günlüklerini tutarlar.

Zorunlu eğitimin karanlık dünyasına yolculuk etmek isteyenler bu kitap sizin için…

 

 

Mürşide Demirkol

Eğitim Uzmanı & Profesyonel Koç

www.mursidedemirkol.com

1 YORUM

  1. Eğitim dediğimiz olguyu dört duvar arasında yapmaya çalışıyoruz.
    Okullarımız soğuk duvarlarla öğrenciye bakıyor.
    Okul binaları çocuğun gözünde zebella(canavar-öcü) gibi yüksek.
    Bakanlık Eğitim Fakültelerinden de yararlanarak ciddi hazırlanmış hizmet içi seminerler hazırlayıp uygulamalıdır.Sadece ek ders ödenmesine kılıf hazırlamak için seminer programları hazırlanıyor.Böyle olmamalı.
    Bizler işin şekil – öğrenci forması rengi-gibi zaman kaybeden işlerle uğraşmayı bırakmalıyız.Eğitim zayıf, fakat kutlamalarda 1 numara oyun hazırlamış,çok iyi piknik yapmış durumları belirleyici olmamalı.
    Bütün yükü çalışanın sırtına yıkmayı değil de çalışanı teşvik edici yol izlemeliyiz.Fikir senden çıktı sen bu işi yap.Diğer öğretmenler yan gelip yatsın.Aynı maaşı alsın.İşte performans böyle düşüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here