Haftanın Kitabı: İnsan Her Koşulda

0
1612

“İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır”

Bu dizelerinin sahibi halk şairi Yunus Emre, ‘’insanın’’ kendi özünü bilmesinin önemine vurgu yapıyor. İnsanın özünü bilmesi için de öncelikle insanı anlamak gerekiyor. İnsanı anlamayı dert edinen “İnsan Her Koşulda” kitabını bugünlerde okumak ise ayrı bir keyif oldu benim için. 

İnsan Her Koşulda‘nın yazarı Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi, gelişimsel psikoloji ve psikopatoloji uzmanı  Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk, şu cümlelerle anlatıyor kitabını: “İstedim ki bilinen anlamda bir çocuk yetiştirme kitabındansa, bu kitap benim ilk kitabım olsun. Sesim önce, insan dair önemsediğim, bazen dert ettiğim konuları içimden geldiği gibi anlatsın.”

İnsan Her Koşulda, bireyin yaşam yolculuğundaki psikolojik gelişmelerini, duyguların harekete geçirici etkilerini ve deneyimlerin getirdiği döngünün nasıl kırılabileceğini anlatıyor ve okuyucuyu şu soruları düşünmeye itiyor:

  • İnsanı insan yapan özellikler nelerdir?
  • İnsan neyi neden yapar?
  • Bebeklikten başlayan, hatta kuşaklar arası devam edebilen eğilimler insan gelişimini nasıl etkiler?
  • Olumsuz yaşantıların getirdiği döngü nasıl kırılabilir?

Yazar eğitim, öğrenme, ahlak, düşünme becerileri, korku, gelişim, büyüme ve çocuk olmak üzerine bakış açısını sunarken, bilimsel araştırmalar, edebiyat ve sinemadan örnekler veriyor. Yazarın kitapta yer verdiği filmler öylesine dikkatimi çekti ki, kitabı okumaya devam ederken, filmleri de izledim. 

Kitapta yer alan şu satırları okurken, yazarın ikinci kitabının konusu olsa ne güzel olur diye düşündüm: ‘’İnsanın sağlıklı ve iyi olmasında, tatmin edici bir hayat yaşamasında çocukluk yılları ve çocuğun ilişkileri çok önemli…’’

Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk, ‘’insanı insan yapan aklı kadar kalbidir de…’’ diyor. Destek Yayınlarından çıkan İnsan Her Koşulda kitabını da kalbiyle yazmış adeta. Çünkü kitap çok samimi, sade ve ilham verici. Kitapta altını çizdiğim ve benim kıymetli bulduğum cümlelerinden bazıları şunlar: 

‘’Hayatta kalmayı kolaylaştıran teklik değil beraberliktir’’.

‘’Ebeveynlere kıssadan hisse: Esirgemeyin, sevginizi, şefkatinizi çocuğunuzdan esirgemeyin. Özerkliklerine de saygı duyun, üstlerine aşırı düşmeyin. Büyüme için, gelişme için alan bırakın’’.

‘’Dünyaya sadece olduğumuz yerden dönüp bakmayı değil de farklı açılardan bakmayı mümkün kılan bu zihinsel esneklik, her beceri gibi yavaş yavaş gelişiyor. Bebeklikten ergenliğe uzanan bir süreçte. Her şeyin bir zamanı var. Gelişimin de öyle’’. 

‘’Ezcümle… Sabırlı olmak, hayat boyu bize lazım olacak öz denetim becerisinin en önemli işaretlerinden biri. Çocuğun akademik başarısından tutun arkadaşlarıyla olan ilişkilerine, duygularını kontrollü şekilde gösterebilmesine kadar hemen her alana etki diyor’’.

‘’İnsan hayatının gerçek anlamda daha iyiye gitmesi, ancak teknolojik devrimin insani bilimler tarafından tamamlanmasıyla mümkün olabilir’’. 

’Pozitif ortamlar, şefkatli ve yapıcı aile, duyarlı ve gayretli anne babalar, travmatik yaşantıların kuşaklar arası geçişindeki kısırdöngüyü kıracak güce sahip’’.

‘’Travmalara en çok maruz kalanların elinden bir de eğitim imkanı alındığında, organizmanın kendini iyileştirme fırsatı kalmıyor. Oysa pozitif gelişme ortamlarının kuşaklar boyu sürebilecek dönüştürücü etkisi var. Kendimize güven duymamızla mümkün. Kendimize güven duymak, hislerimize, algımıza, muhakeme yeteneğimize güven duymayı, tüm bunların farkında olmayı gerektiriyor’’.

‘’İlerleme için artık elzem olan, analitik düşünebilen alternatif üreten, esnek ve yaratıcı bireyler. Bugün bizim için de ilkokuldan üniversiteye, hatta doktoraya kadar tüm programları dahil ederek eğitim üstüne düşünme zamanı’’.

‘’Çocuğun becerilerini etrafa yararlı olmak için mi, zarar vermek için mi kullanacağı, teorik olarak, ahlaki gelişimine bağlı. Ama aslına bakarsanız, onu yetiştiren anne babanın, ailenin, dünyanın ahlakına…yani bir anlamda hepimizin ahlakına’’. 

‘’Kendi doğasından kaynaklanan tüm meseleler, kendi yarattığı tüm sorunlar için çözümü yine kendi doğasında bulacaktır insan.’’ 

‘’Sevgiyi almayı, kabul edebilmeyi ve vermeyi, gösterebilmek lazım’’.  

Yazar, kitabının sonunda yer verdiği, Sezai Karakoç’un Ağustos Böceği Bir Meşaledir şiiriyle, hayata, olaylara ve dünyaya ezberin dışında bakabilene, herkese ve her şeye karşı farklı olmayı şiar edinen ağustos böceklerine adeta bir selam gönderiyor. Özellikle ezberlerin dışında düşünmek üzerine eğitim sistemine dair görüşlerine yürekten katılıyorum: ‘’Kendini sorgusuzca çalışmaya adamış tek tip insanı hedefleyen eğitim sisteminin gözdesidir ağustos böceği ile karınca masalı. Karınca çalışıp biriktirip zor günde rahat edendir sözüm ona. Gerçekte aksine, kıştan çok kraliçe karıncayı ve larvalarını beslemek için yiyecek toplar. Yerinden kımıldamayan kraliçe otuz yıl yaşar, işçiler ise en fazla üç. Hava soğuyunca yiyip içip keyfine bakmaz, kış uykusuna yatar karınca, yazın çalışabilmek için.

Hayatını hiyerarşik bir yapıda kraliçeye adayan bir güruhun parçası olmak mı yeğdir, yoksa ağustosböceği gibi yaşamı bağımsız, şenlikle sürdürmek mi? Belki sorgulamadan makine gibi çalışmanın değil, üretmenin övgüsünü yapmak lazım, hayata neşeyi de eklemeye methiyeler düzerek belki.

Yaşamımıza güzellik katanların, bize güneşli günleri muştulayanların kıymetini bilmek gerek. Söyleyeceklerini fısıltıyla birbirine aktaranlardan çok, sesini ağustosböceği gibi gür, cesurca çıkaranları örnek almak da belki’’. 

Bu kitap, ‘’insanı’’ anlamak isteyenler, derdi de davası da insan olan  meslekleri icra edenler ve tüm ağustos böcekleri için…

Mürşide Demirkol

Eğitim Uzmanı & Profesyonel Koç

http://mursidedemirkol.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here