Haftanın Kitabı: Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum

0
2622
Yazar Tahar Ben Jelloun ve Kızı

Bazen bir şarkıyı dinlerken tüylerimiz diken diken olur. Derimizde ince bir sızı vardır. Çok az acıtıyor, çokça serinletiyor gibi. Üstelik bu şarkının kendi dilimizde olması gerekmez. Başka bir dil, anlamasak da bizi derinden etkileyebilir. Söz olmasa da anlayabiliriz. Dünyanın neresinden olursa olsun acıların, savaşların, kıyımların, sürgünlerin, soykırımların acısı ince ince müziğin diline aktarılmıştır. Bu duygunun sanatın verdiği o müthiş zevkin ötesinde bilmek ve anlamakla ilgili olduğunu bunun da öğrenilebilen bir şey olduğunu düşünüyorum. Peki çocuklarımıza farklılıklarımızla güzel olduğumuzu ve başkalarının acılarıyla duygudaşlık kurmalarını nasıl öğretebiliriz? Irkçılığı anlamadan ve anlatmadan bunu sağlamak mümkün değil gibime geliyor.

Irkçılığı hem anlamak hem de anlatmak zor iştir. Çünkü anlamak ve anlatmak için önce kendi ırkçılığımızla yüzleşmemiz gerekir. Önce dönüp kendimize bakacağız. Farklı olanı ne kadar kucaklayabiliyoruz? Ne düşünüyor, nasıl konuşuyoruz? “Ama” larımız kabullenişlerimizden fazla mı? Tarihimizle yüzleşebiliyor muyuz, yoksa bolca sosyal medyadan devşirilmiş bilgilerle mi oluşuyor kanaatlerimiz? Çocuklarımız bizden neler duyuyor? Onların sorularına nasıl cevap veriyoruz?

Ünlü Fas kökenli Fransız yazar Tahar Ben Jelloun, Fransa’daki göçmenlerin hakları için düzenlenen bir protesto gösterisine kızıyla birlikte katılır. Gösteri boyunca, ırkçılığı anlamaya çalışan kızının sorularını yanıtlar. Bu sorular ve cevaplar daha sonra bir kitap olacaktır: Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum. Yazar kitabı 8-14 yaş arası çocuklar için yazdığını belirtse de Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum her yaştan insana, özellikle ebeveyne ve eğitimcilere iyi bir yol gösterici. Jelloun kitapta kızına: “Çocukların doğasında ırkçılık yoktur, bir çocuk ırkçı olarak doğmaz. Eğer ana babası, yakınları kafasına ırkçı fikirler sokmazsa, çocuğun ırkçı olması için bir neden yoktur” der. Bir düşünelim. Çocuğumuza bu cümleyi gönül rahatlığıyla kurabilir miyiz? Bir yerden başlamak isterseniz kitabı alabilir, çocuğunuzla birlikte okuyabilir ve onunla bu konuda sohbet edebilirsiniz. İzlediği çizgi filmleri, okuduğu kitapları, oynadığı oyunları bu gözle tekrar değerlendirebilirsiniz.

Kızının “Sence ben de bir gün ırkçı olabilir miyim?” sorusuna ise yazar şöyle cevap veriyor: “Olabilmek mümkün…Her şey nasıl bir eğitim aldığına bağlı. En iyisi bunu önceden bilmek ve ırkçı olmayı engellemek.” Bir düşünelim. Okullarımızda çocuklarımıza bu türden bir eğitim verebiliyor muyuz? Yoksa hala ırkçılık konusunda dönüp dolaşıp Amerika’daki siyahi vatandaşlara uygulanan ırkçı politikalardan mı bahsediyoruz? Bilimsel olarak “ırk” kavramı çürütülmüş olsa da, ırkçılığın neden hala var olduğunu, bunda devletlerin de sorumluluğunu gösterebiliyor muyuz? Bir yerden başlamak isterseniz “görmezden gelmeyerek” başlayın. Öğrencilerinizin düşüncelerine ve ifade ediş biçimlerine önem verin. Irkçı, nefret söylemi içeren söz ya da davranışlara müdahale edin. Hangi sınıf seviyesinde hangi branştan olursak olalım biz eğitimciler çocukların hayatlarının önemli bir zaman dilimine tanığız. Çokça gözlemleme ve model olma şansımız var. Bu konuda yazılmış kitapları, filmleri, belgeselleri dersimize taşıma yollarını arayalım. İstersek bir yolunu buluyoruz, biliyorum.

Sözün özü şu: Bir çocuğu ırkçılıkla tanıştırmak çok kolay. Anlatmak, öğretmek, mücadele yolları göstermek zor. Biz zor olanı seçelim. Daha yaşanabilir bir ülke istiyorsak tek çaremiz çocuklarımızı okumaya, sorgulamaya, empati kurmaya, başkasının derdini dert etmeye teşvik etmek. Evde ve okulda! İyilik bulaşıcıdır diyorlar. Kötülük de öyle. O zaman müziğin sesini daha çok açalım. Dinleyecek daha çok şarkımız, anlatacak çok derdimiz var….

Ayşe Alan

Eğitimci

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here