TRENDLER
Aysun Yağcı
Aysun Yağcı Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden 1996 yılında mezun oldu. Yüksek lisansını aynı üniversitenin Türkçe anabilim dalında tamamladı. Uzun yıllar özel sektörde Türkçe ve Edebiyat öğretmeni, bölüm başkanı, ARGE koordinatörü ve eğitim koordinatörü olarak çalıştı. Halen Özel İzmir SEV İlkokulunda Akademik Koordinatör olarak görev yapmaktadır. Öğretmen Akademisi Vakfı Eğitici Eğitmenliği, Mesleki Gelişim Uzmanlığı, Yaratıcı Drama, Çocuklarla Felsefe Eğitici Eğitmenliği gibi programları tamamlayan Aysun Yağcı'nın eğitimle ilgili tecrübelerini paylaştığı http://www.guneslibirgun.com/ isimli bir bloğu bulunuyor.

TÜM YAZILARI

Haftanın Kitabı: Yaratıcı Türkçe Dersleri

Görüntülenme 4425

0
Haftanın Kitabı: Yaratıcı Türkçe Dersleri

Ne zaman öğrencilik yıllarımla ilgili bir şeyler düşünsem zihnimde ilk önce Türkçe ders kitabında yer alan, metinle ilgili resimler beliriyor. O resimleri uzun uzun seyredip hayallere dalardım. Sonra da okunan metni takip etmeyi unuttuğum için öğretmenimden azar işitirdim. Türkçe öğretmenleri metni takip etmeyen öğrencileri yakalamakta ustaydı o zamanlar. Öğretmen eğer bir öğrencinin adını söyler de o öğrenci arkadaşının kaldığı yerden devam edemezse öğretmen penaltı atmış bir futbolcu edasıyla öğrencinin yüzüne bakar, öğrenci ise sağdan soldan fısıldanan sözcükleri mi dinlesin, kalınan yeri mi bulmaya mı çalışsın ikilemiyle daha da bir saflaşırdı. Benim de bu gollerden çok yemişliğim vardır.

Sanırım yalnız değildim. O yıllarda eğitimde fırsat eşitliği ilkesi gereği memleketin her yerinde Türkçe dersi aşağı yukarı aynı işlenirdi. Bir metin olur, o kitaptan sesli ve sessiz bir şekilde okunur. Sonra anlamı bilinmeyen sözcükler sözlükten bulunup deftere yazılırdı. Eğer zaman yeterse metni anlama sorularına geçilirdi. Zaman yetmezse bu sorular ev ödevi olur, bir dahaki derse başlamadan soruların yapılıp yapılmadığı öğretmen tarafından kontrol edilirdi. Bu soruların cevaplarının olduğu yardımcı kitaplar vardı bir de. Üstelik içinde test soruları olan yardımcı kitaplardan değil, Türkçe kitabındaki okuduğunu anlama sorularının tamamının bir Türkçe öğretmeni tarafından cevaplandığı kitaplardan bahsediyorum. Annemler kolaycılığa kaçmayayayım diye mi almazlardı bu yardımcı kitaplardan, yoksa o zamanlar için böyle kitaplar lüks müydü inanın şimdi hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, zaman zaman teneffüslerde arkadaşımın yardımcı kitabını ödünç isteyip o soruların cevaplarını yazmamdı. Sonuçta cevabı metinde apaçık olan 5 N 1 K sorularını cevaplayamayacak değildim elbette; ama Türkçe kitaplarında kullanılan metinlerin inanılmaz sıkıcılığı beni metni okumaktan alıkoyardı.

Ödevini yapmış uslu bir öğrenci gibi parmak kaldırıp yardımcı kitaptan kopyaladığımız o kusursuz uzun cümleyi okuduğumuzda ve öğretmenin onay içeren baş işaretini aldığımızda mizansen yerini bulur, arada sırada bu dramatizasyonun ezberini bozan “Kendi cümlelerinizle ifade ediniz” gibi beklenmedik istekler bizi sudan çıkmış balığa döndürürdü.

Bir de anlamı bilinmeyen sözcüklerin cümle içinde kullanılması hadisesi vardı ki evlere şenlik. Cem Yılmaz skeçlerine de konu olan bu durum, tüm traji komikliğiyle bugün de devam ediyor. Örneğin metinde “kadırga” kelimesi geçiyorsa “Ben kadırga gördüm.” “Onun kadırgası var.” kolaycılığıyla kelime hazinemize yeni ve değerli parçalar eklediğimiz günler, bizden bir sonraki neslin: “Öğretmen kadırga kelimesini cümle içinde kullanın, dedi.” şeklindeki cümlelerle daha da yerlerde sürünen bu sürece doğru evrildi.

Türkçe derslerinde yediğim fırçalar sanırım az geldi. Ben de döndüm dolaştım ve Türkçe öğretmeni oldum. Tabi bu süre içinde derenin altından çok sular aktı. Eğitim anlayışı, öğretim programı, kitaplar ve daha birçok şey değişti ama değişmeyen bir şey vardı: Zihniyet

Zihniyet dediğimiz şey sizin de bildiğiniz üzere kendi kendine söz verip değişeceğine yeminler edip dönüşen bir şey değil. Onu dönüştürecek olanlar öğrenciliğinde çokça fırça yemiş ve bu fırçaları hala hatırlayan eğitimciler olacaktı. Bunu lütfen “kahramanca” yapılan bir iş olarak düşünmeyin. Bizler, yani bunun böyle gitmeyeceğini söyleyenler biraz eksik biraz aksak ama eskisinden daha iyi planlanmış dersler için kafa yoruyoruz. Öğrenciler için anlamlı ve eğlenceli değişikleri ders planlarına yerleştirmek için bol bol okuyor, düşünüyor ve tartışıyoruz. Peki paylaşıyor muyuz ?

Dürüst olmak gerekirse çok değil. Birçok sebeple meslektaş dayanışmamız yeterli değil. Tabi paylaşım yeterli düzeyde olmayınca zihniyetin dönüşümü de ağırlaşıyor. .Bunun yanında iyi örnekler de yok değil. Zihniyeti dönüştürmek için uğraşan ve bunu meslektaşlarıyla paylaşan değerli meslektaşım Müjdat Ataman’ın “Yaratıcı Türkçe Dersleri” adlı kitabı bunun en iyi örneklerinden biri kanımca. Türkçe öğretmeni olarak plan hazırlarken birçok kez faydalandığım, farklı etkinlikler tasarlamakta bana esin kaynağı olan bu kitabı Müjdat Ataman’a yazdıran şey ise o zihniyeti sonlandırmak. Yaratıcı Türkçe Dersleri kitabında Müjdat Ataman, ders planlarında yok sayılan Türkçe dersi kazanımlarını, yaratıcı dramayı bir yöntem olarak kullanarak sınıfa taşımış ve böylece öğrenciler için anlamlı ve eğlenceli ders planları ortaya çıkarmış. Kitabın daha doğrusu planların en güçlü yanı da daha önceden uygulanmış olmaları. Meslektaşlarımın da iyi bileceği gibi en iyi plan kağıt üzerindeki değil uygulanmış olandır. Çünkü daha önce sınıfta uygulanmamış her plan kağıt üzerinde ne kadar kusursuz görünürse görünsün her zaman aksaklık riskini içinde taşır. Ayrıca Türkçe dersi kazanımlarının birbiriyle benzerlik gösteren yapısı sebebiyle planlar, ilkokuldan ortaokula kadar farklı yaş gruplarıyla sürdürülerek ve gerekli düzenlemeler yapılarak rahatlıkla kullanılabilir.

Yeni bir eğitim öğretim yılına başladığımız şu günlerde sizin de bildiğiniz sebeplerden ötürü birçok ders kitabı okullara yollanamadı. Öğretmenlerimiz kendi planlarını yapıp içeriklerini hazırlayacaklar. Buradan bakınca kriz gibi duran bu durum bence meslektaşlarımızın daha önce bahsettiğim zihniyeti sonlandırmaları için iyi bir fırsat. “Türkçe dersleri yaratıcı olabilir mi?” sorusunun cevabı bu kitapta gizli.
Aysun Yağcı

[email protected]

 

197769_B

 

 

 

 

 

 

 

( Yazıda kullanılan resim: Henriette Browne, Yazı Yazan Bir Kız)

Yorum Yazın
Yazarın Diğer İçerikleri
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!