TRENDLER
Mürşide Demirkol
Mürşide Demirkol Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü / Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim

Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü / Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim dalında Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Eğitim Uzmanı olarak birçok özel okulda çalıştı. Eğitim tasarlama ve planlama, proje yazımı yapıyor. Dönüşümsel eğitici eğitimi, öğretmenin sanat ve bilimi, mesleki ve kişisel gelişim, yaratıcı düşünme becerileri, hikaye anlatma sanatı, yetişkin öğrenenler ve hayal kurmanın gücü üzerine araştırıyor, okuyor, yazıyor, eğitim veriyor, konuşmalar yapıyor, sohbet ediyor. ICF Akredite uluslararası sertifikalı profesyonel Erickson koçu olarak bireylere/kurumlara bireysel ve takım koçluğu hizmeti sunuyor. Öğretmen Akademisi Vakfında yarı zamanlı olarak öğretmen ve yöneticilere yönelik eğitim projelerinde yer alıyor. AÇEV'in "Hayat Dolu Buluşmalar Proje"sinde 15-35 yaş arası genç kadınların yaşam becerilerinin gelişmesi için gönüllü eğitmenlik yapıyor. AB & MEB'nın 'Çocuğa Yönelik Şiddetin Önlenmesi Projesi" ve 'Hayatboyu Öğrenme Projesi"nde eğitim uzmanı olarak yer aldı. "İnsanlara dokunmanın en güzel yolu, en iyi yaptığın şeyi onlara sunmaktır" sözünden yola çıkarak hayat boyu öğrenme anlayışıyla 2010 yılında Hayalleri Ayarlama Enstitüsü'nü kurdu. İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ne yarı zamanlı öğretim görevlisi ve "Hayat boyu öğrenme" yaşam ilkesi olduğundan öğrenciliği devam ediyor.

TÜM YAZILARI

Haftanın Kitabı - Yavaşla!

Görüntülenme 2852

0
Haftanın Kitabı - Yavaşla!

“Yavaşla” kitabı, Kemal Sayar’ın farklı zamanlarda kaleme aldığı deneme türündeki yazılarından oluşuyor. Kemal Sayar yazılarında, bizleri adeta hızın ve değerlerini yitirmiş bir hayatın tutsağı olmaktan kurtulmaya çağırıyor. Yavaşla”, modern çağın getirdiği hız eksenli hayatın, mahremiyetin yitirilişinin, aile ilişkilerindeki çözülmelerin, teknoloji odaklı yaşamlarda görülen iletişim kaybının güncel bir eleştirisini sunuyor. Kemal Sayar aynı zamanda, yazılarında eleştirdiği olgulara çözüm önerileri getirerek okurunu kaybedilen manevi zenginliği yeniden bulmaya davet ediyor.

Kitap, “Yavaş Güzeldir”, “Modern Mutsuzluk”, “Modern Zamanlarda Aile”, “Benliğin ve Toplumun Krizi” başlıklı dört bölümden oluşuyor. Hız eksenli bir hayata eklemlenmek durumunda kalan ve bu kısır döngüden rahatsız olanlar… Psikiyatrist Kemal Sayar bu kitabında size sesleniyor: Yavaşlayın!”

Kemal Sayar’la yapılan bir söyleşide, onun tüm yazılarını, hem kendine hem de kendi gibi ruhlara birer şifa mektubu niyetine yazdığını okumuştum. Sayar’ın diğer kitapları gibi “Yavaşla” kitabı da tam öyle… Yazarın, Bu hayattan bir defa geçeceksiniz” cümlesi ise bir anlamda kitabın özünü ortaya koyuyor.

Kemal Sayar’ın kitaptaki denemelerini okurken bir yandan, “Yaşadığımız dönemde bunları dert eden bir tek ben değilmişim meğer” diyecek, diğer yandan yaşadığımız çağın en önemli sorununun hız olduğu ve bu hızın benliğimize, ailemize ve topluma yansımalarını, aklımızı karıştıran soruların/sorunların aslında başkalarının da aklını karıştırdığını fark edeceksiniz. Yazılar bu gerçekliği ortaya koyarken aynı zamanda okuru sakinleştiren, yaşadıklarımızı anlamamızı ve bir başka açıdan bakmamızı sağlayan, umut aşılayan şifalı bir içeriği de önümüze sunuveriyor. Kemal Sayar’ın Timaş Yayınlarından çıkan “Yavaşla” kitabındaki “Hayatın Ritmi” yazısını, bu duygu ve düşünceyle keyifle okuyacağınıza inanıyorum.

69d77739-51a3-4a92-b05a-2efd32af777d

Son zamanlarda çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı baskılardan biri de çabuk büyümeleri… Peki, ne demek çabuk büyümek? Kuşkusuz ilk akla gelen, çocukların, erişkin hayatının kendilerinden saklanması/korunması gereken kimi öğelerine gereğinden fazla maruz kalmaları… Cinsellik, şiddet, küfürlü sözler bunların başında geliyor. Yetişkinlik ve çocukluk arasındaki sınırlar giderek muğlaklaşıyor, iç içe geçiyor. Altı yaşındaki çocuklar pop yıldızlarını taklit ediyor, sekiz yaşındaki çocuklar cinayet içeren video oyunları oynuyor, televizyon dizilerinden cinsellik hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Televizyon ve internet, çocuklardan saklanan hayat gerçeklerini ortaya döküyor. Ama çabuk büyüme baskısı sadece medyadan değil, ailelerden de kaynaklanabiliyor.

Dahi bir çocuk beklentisi içinde olan ebeveynler, çocuklarına zihinsel açıdan hızla gelişmeleri için baskı yapabiliyor. Başarının yetişkin dünyasındaki ölçütleri, adeta çocuklara şırınga ediliyor. Çocuklar hep bir adım daha ileri gitmeleri konusunda zorlanıyor. Sorun şu ki; zihinsel zorlamalara rağmen, çocukların duyguları aynı hızla gelişmiyor. Duygular, hızlandırılması mümkün olmayan kendine has bir zamanlama ve ritme sahip. Hızlı büyümenin yarattığı zorlanma, ergenlik dönemi boyunca sorun yaratan ve üzüntü veren davranışlara neden olabiliyor. Çocukların büyümek, öğrenmek ve gelişmek için zamana ihtiyacı var. Çünkü çocuk yetiştiriyoruz, hormonlu domates değil!

İçinde bulunduğumuz çağ, “şimdi”yi yaşamamıza fırsat vermiyor, her şey gelecek için tasarlanıyor. Bu durumun bizde yarattığı zorlanma duygusu da, bizim ihtiyaçlarımızın, çocuklarımızın ihtiyacından önce gelmesine, bu yüzden onları acele ettirmemize neden oluyor. Çocuklarımızı, kolayca şekil ve kıvam verilebilen, her türlü eğip bükmeye müsait varlıklar olarak algılıyoruz. Dolayısıyla da onlardan bizim ihtiyaçlarımıza, program, ilgi ve bakış açılarımıza uymalarını bekliyoruz. Sonuç ise fazla programlanmış, endişeli ve mutsuz çocuklar…

Ne yapmalı? Bırakalım, çocuklar diledikleri gibi çocukluklarını yaşasınlar. Hata yapabileceklerini ve hatalardan öğrenebileceklerini kabullensinler. Organize edilmiş, rehbersiz, biçimsiz, hayal ürünü oyunlar çocuklara iyi gelir. Oyun, çocuklara bağımsızlık ve kim oldukları duygusunu sağlar. Kendi başına vakit geçirebilmek de bir meziyettir. Aslında küçük çocuklar en iyi öğrenmeyi gerçek oyuncaklarla, diğer çocuklar ve yetişkinlerle gerçekleştiriyor. Dokunma duyusuna ve sosyal deneyimlere dayanan bu faaliyetler, onların erken dönem gelişimlerinde çok etkili oluyor. Zaten çocuklar ihtiyaç duydukları uyaranları her gün karşı karşıya geldikleri dünyadan alabiliyorlar; çimlerde sürünmek, toprakla oynamak, konuştuklarımızı dinlemek gibi. Çocukların, merak ettikleri soruların cevabını, kendi gözlemleriyle kendi çevrelerinde bulmaları, onları hem duygusal hem zihinsel açıdan zenginleştiriyor. Bunun için çocuklarımızla birlikte yavaşlayalım. Ne dersiniz?

Mürşide Demirkol

Eğitim Uzmanı&Profesyonel Koç

 

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!