Hindistan’da Çocuklar Konuşmayı Öğrenmeden Önce Kodlama Yapmaya Başlıyorlar

1
1878

Rishi Shiv P bilgisayar kodu yazarken dikkatini hiçbir şey dağıtamaz. Beş yaşındaki Rishi’nin gözleri ekrana kilitlenmiş durumda ve küçük parmakları, açılır menüleri ve döngüleri (loop) oluştururken klavyenin üstünde dans ediyor adeta. 

Hindistan, Bengaluru’daki evlerinin en sevdiği köşesinde, annesinin masasında otururken “Bu Flappy Bird oyunu,” diyor Rishi. Oyunu neredeyse tamamlamış. Arka plana, yani kuşun engelleri aşıp uçacağı yere seçtiği rengi ekliyor sadece. Rishi doğru komutu bulmaya çalışırken, annesi Recheshwari Shiv çocuğunun son dört ay içinde tamamladığı oyunlardan ve animasyonlardan bahsediyor. Anlattıklarına bakacak olursak, Rishi’nin programlama kabiliyeti kulağa müthiş geliyor.  

Bitmek bilmeyen ve bulaşıcı bir enerjiye sahip olan Rishi, “Benim en sevdiğim oyun, top fırlatma oyunu… Bu oyunda topla oynuyorum ve bilgisayarın gol atmasını sağlamaya çalışıyorum,” diyor. Erken yaştan itibaren bilgisayarlara ve teknolojiye ilgi duyması sonucu, ailesi onu Mumbai’de küçük çocuklara programlama dersleri veren Whitehat Jr. adlı şirketin kursuna yazdırmış. Rishi şu sıralar haftada üç saat kod yazmayı öğreniyor. 

Rishi’nin Whitehat JR’daki kodlama eğitmeni Anchal Rekhi, gösterdiği gelişmeden ötürü gurur duyuyor. Grafik tasarım mezunu 29 yaşındaki Rekhi, “Rishi top fırlatma oyununu geliştirirken, topun hızını gol atacak şekilde ayarlamak için kullandığı mantık beni çok etkiledi,” diyor. “Çocuklar aslında sürükle-bırak kodlar kullanıyorlar ama bazen gerçekten büyük yaratıcılık örnekleri gösteriyorlar.” Rishi de kodlama alanındaki bu yaratıcı ekip arasında. 

Ebeveynlerin çoğu, çocuklarının bağımlı oldukları teknolojileri yaratmayı öğrenmelerini istiyor.

Yaşadığımız dijital çağda, çocukların çoğu anlamlı cümleler kurmadan ya da yürümeye başlamadan önce telefonda fotoğraf kaydırmayı ve bağlantılara tıklamayı öğreniyor. Akıllı telefonlar ve tabletler bizim dijital rahatlatıcılarımız, arkadaşlarımız ve eğlendiricilerimiz diyebiliriz. Bu nedenle, ebeveynlerin çocuklarının bağımlı oldukları teknolojileri yaratmayı öğrenmelerini istemeleri son derece doğal. 

Hindistan’da bu ihtiyaçları karşılama görevi; Bengaluru, Delhi, Mumbai, Gurugram ve Chandigarh’da yer alan kodlama ve programlama merkezlerine düşüyor. Bu yerlerin çoğu, çocuklara kodlamayı öğretmenin popülerleşen bir sektör olması sonucu ortaya çıkan ortak araçları ve platformları kullanıyorlar. Amaç, çocukların bilgisayarın anladığı dilde talimatlar yaratma becerisini geliştirmek.

“Sanayi Devrimi öncesi, okulların yüzde 10’undan daha azı matematik öğretiyordu,” diyor, Whitehat Jr. kurucusu Karan Bajaj. “Okulların matematik dersleri vermeye başlamasının sebebi, matematiğin devrimin merkezinde olmasıydı. Şimdilerde de bir bilgisayar devriminin yaşandığını göz önünde bulundurursak, süreç aynı diyebiliriz: Okulların, bir beceri olarak kodlamamın önemini kavraması gerekiyor.

Rekhi, Whitehat Jr’da çocukların öncelikle kod, algoritma ve komut gibi terimleri öğrendiklerini söylüyor. Bir sonraki ders ise, bir görevi “bilgisayarın anlayabileceği birden fazla komuta bölmek”, bu da kodlamanın ve programlamanın temelini oluşturuyor zaten. “Çocuklar bu alanda başarılı olmak için okumada veya yazmada yetkin olmak zorunda değiller, çünkü bu konseptleri açıklamak için hikayeler ve görseller kullanıyoruz.”

Bajaj açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Dört-beş yaşındaki çocukların bile mantığın temel ilkelerine dair bir anlayışı oluyor. Bu nedenle, sınıflarımızda altı yaşındaki bir çocuğun konuşabilen bir arı; yedi yaşındaki bir çocuğun da sürükle-bırak kodları sayesinde bir UFO kodladığına şahit olduk. Odağın, bilgisayar dillerinin gramerine benzeyen sözdiziminden çok mantıkla ilgili olduğu blok tabanlı kodlama ve araçlar kullanıyoruz.”

Dijital okuryazarlık

Çocukların bilgisayar programcılığına yönlendirilmelerinin tek sebebi oyunlar ve uygulamalar yapmak değil. Dijital okuryazarlık ihtiyacı her gün daha da artıyor ve teknolojiye kolayca erişebilen çocuklar için kodlama yapmak, bilişsel yetenekleri ve sayısal düşünmeyi geliştirmek için güzel bir fırsat sunuyor.

Beş yaşında bir çocuk babası ve Hindistan Teknoloji Enstitüsü mezunu olan Bharat Divyang, Bengaluru şehrinde ZungZwang Akademisi isminde bir okul yönetiyor. Divyang, satranç sevgisini ve akışkan zeka fikrine olan inancını birleştirerek 7-14 yaş arasındaki çocuklara satranç, kodlama ve programlama alanlarında disiplinler arası dersler vermeye başlamış.

Bir çalışma gününde 10 yaşındaki Rohit programlama dili Python’da bir bulmaca çözmeye çalışıyor. 7 öğrencilik grubun en küçük üyesi olan Rohit tutkusunu bulmuşa benziyor. “Python’un bulmacalarına bayılıyorum,” diyor. “Eğer kolay seviyedeyse günde 7-8 tane çözebiliyorum ancak bazen de takılıyorum ve sadece bir tane çözüyorum. Arkadaşlarım bu bulmacaları yapamıyorlar çünkü bize bunları okuldaki bilgisayar dersinde öğretmiyorlar. Büyüdüğümde yazılım mühendisi olmak istiyorum ve bunu yapabilmek için başka bir ülkeye gitmem gerekebilir.”

Bir saat sonra diğer grup geliyor. 8 yaşındaki Ananya’ya içinde kodlama temelli bir yapboz oyunu olan Lightbot yüklü bir iPad veriliyor. Görevi, sisteme komutlar vererek bir robotu farklı yönlerde hareket ettirmek. Bana uyulması gereken sınırlamalar ve kuralları açıklıyor. Farklı komutları deneyerek bir sonraki adımını ölçüp biçmesini izliyorum. 

4 yaşındaki oğlu Harshil’i 2018’de satranç, bu sene ise kodlama derslerine yazdıran Srivatsa Srinath şöyle konuşuyor: “Günümüzde çocuklar doğduklarından itibaren teknoloji ile iç içe. Çocuğumun pasif bir kullanıcı olmak yerine teknolojiyi sorgulaması ve anlaması çok daha iyi.”

Kodlamanın yanı sıra, Divyang yakın zamanda okulunda kriptografi (şifreleme bilimi) dersleri vermeye de başladı. Bu dersi alan 8 ve 9 yaşındaki çocuklar Cryptogram gibi platformları ve yapbozları kullanarak kripto paraları ve şifrelemeyi öğreniyor.

Divyang, “Bu dersleri alan her çocuğun geleceğin yazılım mühendisi olmadığını biliyoruz. Sanatçı, doktor, ressam ya da öğretmen olabilirler. Biz, günümüzündijital olarak birbirine bağlı dünyasında kodlama ve sayısal düşünme yeteneğinin, ileride ne yapacaklarının önemi olmaksızın bu çocukların işine yarayacağına inanıyoruz,” diye konuşuyor.

2017 yılında Delhi merkezli eğitim teknolojileri firması Eupheus Learning, çocuklar için bir kodlama seti olan Cubetto’yu piyasaya sürdü. Cubetto, 3 yaşındaki çocukların bile programlayabileceği ahşaptan bir robottu. Eupheus Learning’in kurucusu Sarvesh Srivastava,  “Cubetto’yu Hindistan’daki okul öncesi seviyedeki yaklaşık 300 okula tanıttık. Cubetto’nun yeniliği henüz okuma yazma bilmeyen çocuklar için tasarladığımız oyuncak blok temelli kodlama dili. Bu, küçük çocuklara programlamanın temellerini öğreten ve ekran içermeyen bir kodlama sistemi.

Hem ebeveynler hem de eğitmenler, Hindistan gibi eğitim sisteminin yenilik ve altyapı eksikliğinden ve eskimiş müfredattan dolayı tam olarak gelişmediği bir ülkede kodlamanın çocuklara mantıksal düşünme ve problem çözme becerilerini öğretmenin iyi bir yolu olduğuna inanıyor. Aynı zamanda onlar için veri ve bilgisayar bilimleri alanlarındaki iş imkanlarının kapısını aralıyor. 

Peki, üç ya da dört yaşlarında çocukların bile kodlamayı öğrenmesinde bir sakınca var mı?

Bütüncül çocuk yetiştirme

 “Doğal zeka” ve “stressiz eğitim” fikirlerini savunan Bengaluru’daki Prakriti Waldorf Anaokulu’nun kurucusu ve müdiresi Latha Madhusudan, çocuklarımıza hayatta nasıl mücadele edildiğini öğretmemiz için daha fazla makineye ihtiyacımız olmadığını düşünüyor.

Madhusudan, “Bir çocuğun içsel bakış açısı, dış dünyayla olan etkileşimleri aracılığıyla şekillenir. Çocuk fizyolojisi, hem detaylı hem de genel motor becerilerinin sağlıklı gelişimini gerektirir. Çocuk, oyunlar oynayarak ve farklı uzuvlarını kullanarak vücudunu kontrol etmeyi öğrenir. Beyni doğru şekilde programlayacak olan yetenekler bunlardır. Çocuğun erken yaşta teknolojiyle tanışması, bu yetenekleri edinmesini engelleyecek ve fizyolojisini sonsuza dek tehlikeye atacaktır,” diyor.

Teknolojinin beyinlerimizi yeniden programladığının ve vücutlarımızı değiştirdiğinin kanıtları var. Eleştirmenler azalan dikkat aralıklarının ve artan zihinsel hastalıkların önüne geçmenin, ancak çocukların bütüncül ve dikkatli bir şekilde yetiştirilmesiyle mümkün olabileceğini söylüyorlar. Değişen dünyaya her ne kadar uyum sağlamak zorunda olsalar da, çocukluk dönemlerini yalnızca bir çocuk gibi geçirme hakkına da sahipler.

Rishi’nin annesi Recheshwari Shiv, oluşturulması gereken dengenin farkında. Oğlunu dışarıda arkadaşlarıyla oynamak için hazırlarken, “Rishi, her şeyden kolayca sıkılıyor. Bilgisayarda her gün yeni oyunlar ve yeni şeyler keşfetmek istiyor. Ben ise, dış dünya ile yeteri kadar iletişim kurduğundan ve ekran başında geçirdiği sürenin günde iki saatten fazla olmadığından emin olmak istiyorum,” şeklinde konuşuyor.

Kaynak: https://qz.com/india/1663701/indian-parents-are-sending-toddlers-to-learn-computer-coding/?utm_source=facebook&utm_medium=qz-organic&fbclid=IwAR2xEtQ0L77OWfbh_hJztUGn7NVJh_wyFLYHRmPw5SorpnRQb79veZpF7UQ

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here