“Hümanist Eğitim Sistemi” ile Çarkların Dışına Çıkmak

0
667

Gerçekten dahi öğrencilerin okulda aldığı yaralar iyileşiyor zamanla, üzerleri kabuk bağlıyor ve bu kişiler ilerde öyle insanlar olup çıkıyor ki, okuldaki kötü yaşantılara karşın başarılı eserler ortaya koyabiliyor, ölüp gittiler mi ya da uzakların büyüsü bir hale gibi çevrelerini sardı mı, kendilerinden sonraki kuşaklara eşi bulunmaz öğrenciler ve soylu örnekler olarak tanıtılıyorlar. Böylece her okulda yasa ve deha arasındaki savaş yenilenip duruyor.” – (Hesse, 1906, 2018, sf.116)

Edebiyat dünyasının en önemli figürleri arasında gösterilen Hermann Hesse, 1906 yılında kaleme aldığı Çarklar Arasında isimli eserinde, işte böyle seslenir okuyucusuna. Roman, yalnızca Hesse’nin kişisel yaşamına ve dönemin eğitim sistemine ışık tutmakla kalmaz, geçtiğimiz yüzyılda neleri değiştirebildiğimizi görebilmemiz açısından da hepimiz için anlamlı hatırlatmalar yapar. Her sene birer kıvılcım olarak okula başlayan öğrencilerin güçlü bir ateş olmasını mı sağlıyoruz, yoksa ateşin sistemi kuşatmasından ürkerek en başından söndürüyor muyuz? İşte kitap boyunca bu soruyu çeşitlendirerek sorar ve sistemin düzeni uğruna söndürülen ateşlerin, öğrencide yarattığı içsel kaostan bahseder Hesse. Zira yaratıcı gücün ateşini dışardan söndürmek, sadece istikameti değiştirir. Bu defa etrafında şefkatli bir destek göremeyen öğrenci içten içe potansiyelini yakar, kendini suçlar ve öz değerini sorgular. 

Bu durum esasında yalnızca bir öğrencinin yaşadığı bir dramın ötesindedir ve sosyal yansımaları olasıdır. Zira topluma olağanüstü fayda sağlayabilecek, kalkınmasında ön ayak olabilecek fidanlar daha serpilmeden çürürler. Üstelik böylesi üyeleri barındıran bir sosyal çevrede ise huzursuzluk kaçınılmaz bir çıktı olur. Fakat bu yüzyıllık hikaye günümüzde mutsuz son ile bitmek zorunda değildir ve hümanist eğitim sistemi bu noktada adeta bir panzehir görevi görebilir. Bu anlayış üç temel prensibe dayanır (Rogers, 1983) :

  • Empati ile yaklaşmak
  • Koşulsuz saygı sunmak 
  • İçten bir iletişim kurmak 

Fikirlerinin ve duygularının önemsendiğini gözlemleyen bir öğrenci, ‘onay görmek için kendini bir kalıba sokmak’ veya ‘kalıba girmemek için tamamen eğitim ortamından uzaklaşmak’ gibi arayışlara yönelmez. Kendi eğitim serüveninde söz sahibi olduğunu bilir, yanındaki rehberin ona güvendiğini hisseder ve özgün potansiyelini ortaya koymak için cesaretlenir. Bu teori insan doğasının yapıcılığına yönelik iyimser bir argümandan daha fazlasıdır ve bilimsel verilerle de desteklenmektedir. Yapılan araştırmalar öğrenci merkezli hümanist eğitim sistemlerinin yalnızca öğrencilerin başarısını ve sosyal ilişkilerini değil, ayrıca öğretmenlerin motivasyonunu da geliştirdiğini ortaya koymaktadır (Zucconi, 2016). 

Sanıyorum ki, okul öğrencilerin bilişsel ve duygusal ihtiyaçlarını eş zamanlı olarak doyuran bir bilgi yuvası olabildiği ölçüde yasa ile deha arasında barış sağlanabilir. Böylelikle akademik eğitim; içindeki iyi özü keşfetmek için gayret eden, kendi potansiyelini ortaya koydukça mutlu olan ve bu huzuru çevresine yansıtabilen bir neslin yetişmesine katkıda bulunabilir. Öğrencisinin iç sesini duymasına ve ona sahip çıkmasına yardımcı olan eğitimcilerin gayretiyle kıvılcımlar, ateş olabilir ve etraflarını ısıtabilirler. 

Aydan Bayır Toper

Pozitif  Psikoloji Uzmanı – Eğitmen

www.aydanbayir.com


Referanslar:

Hesse, H. (2018). Çarklar Arasında (Çev. K. Şipal). İstanbul: Can Yayınları. (Orijinal yayın tarihi, 1906)

Rogers, C. R. (1983). Freedom to Learn for the 80’s. Columbus: Charles E. Merrill Publishing. 

Zucconi, A. (2016). The Need for Person-Centered Education. Cadmus Journal, 3(1), 1–26. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here