TRENDLER

İç Mekan Nesli

Görüntülenme 449

0
İç Mekan Nesli

İşte size ironi. Kişisel mutluluğu, şu zamana kadar kafaya en çok takan nesil biz olmamıza rağmen, daha zinde ve daha üretken olma arayışımız aynı zamanda kötüleşen sağlığımızın sebebi olabilir.

Daha iyi yaşamak adına yaptıklarımızı bir düşünün. Şekle girmek için spor salonuna gitmek, başarılı olmak için ev ile iş arasında gidip gelmek, eğlenmek için programlar izlemek ve ekranda oyunlar oynamak, barlar, sosyal hayatın gidişatını belirleyen kulüpler ve yemek davetleri, hepsinin sonunda da uyumak. Tüm bu etkinlikler kapalı kapılar ardında icra ediliyor.   

Bunlara rağmen günlük yaşantımızda hala yeterince açık hava etkinliğine yer kaldığını düşünüyorsanız, şaşırabilirsiniz. Araştırmalara göre, vaktimizin yüzde 66’sını iç mekanlarda geçirdiğimizi düşünüyoruz ancak, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu oran aslında yüzde 90 civarı. YouGov (internet bazlı bir pazar araştırma şirketi) ile ev ortamı uzmanları VELUX (Danimarkalı imalatçı bir şirket) ortaklığı ile hazırlanan yeni bir rapor, modern iç mekan yaşamının etkilerini değerlendirdi. Buna göre, ev ile iş arası gidip gelmek, iç mekanda çalışmak ve iç mekan aktivitilerinden oluşan hayatımız sağlığımızı ve refahımızı tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda doğal dünyadan koparıyor”.

Önde gelen göz doktorlarından Russell Foster şuna dikkat çekiyor: “1800’den 2000 yılına kadar açık havada çalışan insan oranı yüzde 90’dan yüzde 20’nin altına düştü. Çok kısa bir zaman dilimi içinde, doğada yaşayan bir tür olmaktan çıkıp vaktimizin çoğunu loş, karanlık mağaralarda geçirir olduk.”  

Akıllara şu soru geliyor: İçeride olmanın nesi bu kadar kötü?  

Az miktarda temiz hava ve gün ışığının ruh halimiz; sağlıksız iç mekanların da solunum sistemimiz üzerinde kötü bir etkisi olduğunun zaten farkındayız. Ancak asıl şaşırtıcı olan, geniş şehirlerde bile, binaların içindeki havanın dışarıdakine oranla beş kat daha kirli olduğu. Bu da demek oluyor ki ofisiniz, çocuğunuzun okulu ve eviniz, hepsi ‘muhtemelen kirli’.  

Bu nasıl olabilir? İç mekanlardaki materyallerden ortaya çıkan tüm zehirli kirletici maddeleri düşünün… İnşaat malzemeleri ve temizlik ürünlerinden mobilyalara ve makinelere kadar.

Pişen yemekten, yanan mumlardan, ev içinde kuruyan çamaşırlardan vb. birçok durumdan açığa çıkan toksinleri düşünün, günün her saniyesi yaptığımız şeyden bahsetmeye gerek bile yok: Nefes almak! İngiliz Standartlar Enstitüsü’ne göre, dört kişiden oluşan tipik bir ailenin sadece nefes alması atmosfere her gün 1800 litre karbondioksit ve 10 litre su yayılması demek.  

Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı, bu düşük hava kalitesinin; göz, burun ve boğazda tahriş, baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk gibi kısa vadeli semptomlara yol açabileceğini söylüyor. Uzun süreli etkiler ise solunum yolları hastalıkları, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve kalp hastalığı dahil olmak üzere çok daha şiddetli olabilir.

Çalışmalar, 2.2 milyon Avrupalının yaşam koşullarına bağlı olarak astım hastası olmasının sonucu, rutubetli ve küflü evlerde yaşayan insanların astıma yakalanma olasılıklarının yüzde 40 daha fazla olduğunu gösteriyor. İç mekan havasının yetersizliğinden kaynaklanan tedavi ve tıbbi bakım ile ilgili ekonomik maliyetler Avrupa genelinde yılda 82 milyar Euro’ya ulaşıyor. Endişe verici bir şekilde, büyük ölçüde oyuncaklardaki toksinlere bağlı olarak, evlerimizin en kirli odası çocuk odaları.  

Neler yapabiliriz?

İyi haber, iç mekanlarda yaşamanın sebep olduğu olumsuz etkiler gün ışığına daha fazla maruz kalarak azaltılabilir. Dünya nüfusunun yüzde 15’i farklı seviyelerde, Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu’ndan muzdarip. Bunun, ışığa az maruz kalmanın doğrudan bir sonucu olduğu düşünülüyor. Anlayacağınız, güneş girmeyen eve doktor gerçekten de giriyor. Yeni bir çalışma, mevsimsel olmayan depresyon tedavisinde ışık terapisinin antidepresan ilacı fluoksetin’den çok daha etkili olduğunu gösterdi.  

YouGov raporu, sirkadiyen saatimizle (gün boyu uykulu veya uyanık olma dönemlerimizin zamanlamasını düzenleyen 24 saatlik iç saat) daha uyumlu olmamız için bizi teşvik ediyor.

Elektrik ışığı ve dijital cihazlar, aydınlık ile karanlığın doğal döngüsünü bozdu. Yani, bir zamanlar karanlığın çökmesi vücudumuzun dinlenmeye hazırlanması için bir işaretken, yapay ışık bunu zorlaştırıyor ki bu da birçoğumuzun uyku düzenindeki bozuklukların sebebi. Basitçe, sirkadiyen sistemimiz için gerekli olan doğal ışığı almıyoruz. Ne kadar çok gün ışığı alırsanız, geceleri o kadar iyi uyursunuz.

Rapor, tasarımlarını kamusal ve özel iç mekanların yeterince doğal ışık alacak şekilde yeniden düzenlemeleri için mimarlara sesleniyor. Sağlıksal yararlarının yanı sıra, etkileri üretkenlik açısından da çok faydalı olabilir. Araştırmalar, sınıfları daha çok gün ışığı alan öğrencilerin yüzde 26 oranında daha hızlı geliştiğini; doğal manzaraya sahip ofislerde çalışan insanların da zihinsel işlev testlerinde yüzde 25 oranında daha iyi sonuçlar aldığını gösteriyor.

Sinirbilimci Steven Lockley şöyle açıklıyor: “Işık, beyni doğrudan uyaran akut bir uyarıcıdır. Gündüz daha parlak ve mavi ışığa maruz kalırsanız, daha iyi bir uyarıcı etki elde edersiniz. Daha dikkatli ve daha iyi bilişsel işlevlere sahip olursunuz, potansiyel olarak işte daha üretken hale gelirsiniz.”

Tavsiyeler arasında dışarıda olmak adına daha fazla fırsat yaratmak var. İşe yürüyün ya da bisikletle gidin, öğle yemeğinizi parkta yiyin. Sigara içmiyor olmanız bir mola verip dışarı çıkamayacağınız anlamına gelmiyor! İç mekanlardayken mümkün olduğunca çok miktarda gün ışığının içeri girmesini sağlayın ve ortamı havalandırmaya çalışın. Toksik malzemeleri olan ürünlerden kaçının, iç mekanlarda mum yakmayın, çamaşırlarınızı dışarıda kurutun, tuvalet kapılarını kapalı tutun ve banyo yaparken dışarıdan havalandırma kullanın.

Nihayetinde, günü etkin bir şekilde yakalamak için dışarı çıkıp ona adım atmalısınız…

 

 

Çeviri: Zeynep Topal

 

Kaynak: https://www.huffingtonpost.co.uk/entry/we-are-now-an-indoor-generation-this-is-the-impact-it-has-on-our-wellbeing_uk_5af548b3e4b00d7e4c1932ee?guccounter=1

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!