İngiltere, Yükseköğretimde Fırsat Eşitliğini Tartışıyor

0
432

İngiltere’de bir yükseköğretim gözlemcisi, üniversitelerin adaylar arasından seçim yaparken sadece not çizelgelerini değil, aynı zamanda öğrencilerin içinde bulunduğu sosyo-kültürel ve ekonomik durumun da dikkate alması gerektiğinin altını çiziyor. Adil Eğitim İttifakı (FEA) kampanya grubunun bir raporu olarak ortaya çıkan çağrıda, öğrenci kabulu için teklif veren okulların, başvuru sahiplerinin o yaşa kadar neler yaptıklarının da değerlendirmeye katmasının daha adil ve şeffaf bir yükseköğretim için önemini belirtiliyor.

En yüksek notlar, “bilgiye ulaşabilirlik” çerçevesinde değerlendirilmeli…

Birleşik Krallık üniversitelerinin çoğu, bir öğrencinin okula gittiği yer, sosyo-ekonomik yapısı ve nerede yaşadıkları da dahil olmak üzere birtakım bağlamsal verileri kullanıyor. Ancak, Adil Erişim ve Katılım Öğrenci Ofisi direktörü Chris Millward, “fırsat eşitliğini” geliştirmek için okula kabullerde bağlamsal verileri kullanmaya daha “iddialı bir yaklaşım” getirilmesi çağrısında bulunuyor. “A” seviyesindeki en yüksek notların, ancak öğrencilerin bilgiye ulaşabilirliği kıstası ile düşünüldüğünde sağlam bir potansiyel ölçüt olarak ele alınabileceğini söyleyen Millward, bilgiye erişim eşitsizliğinin öğrenci potansiyelindeki eksikliği yansıtabileceğinin ve fırsat eşitliği sağlanırsa pek çok öğrencinin asıl potansiyelinin görülebileceğinin altını çiziyor.

Seçkin üniversitelerin kabul ettiği öğrenci profilindeki eşitsizlik

Oxford ve Cambridge de dahil olmak üzere pek çok seçkin üniversite, son zamanlarda etnik azınlıklardan ve bilgiye ulaşım eksikliği olan bölgelerden çok az sayıda başvuru kabul etmeleri konusunda eleştiriliyorlar. 2016 yılında yayınlanan rapor, Cambridge Üniversitesi’ne girenlerin sadece yüzde üçünün düşük ekonomik seviyedeki mahallelerden olduğunu ortaya koyuyor.

Bazı üniversitelerin öğrenim harçlarının da oldukça yüksek olduğunu belirten Millward, yükseköğretime erişimde fırsat eşitliğinden çok uzakta olunduğunu söylüyor ve ekliyor: “Yeni nesil öğrencilerin başarısızlığa uğramaması için bir an evvel çözüm üretilmesi, harçların düşürülmesi için sağlam yaptırımlar uygulanması gerekiyor.”

Sosyoekonomik olarak dezavantajlı gençlerin karşılaştığı engeller

Adil Eğitim İttifakı oluşumunun şefi Sam Butters da, iyi üniversitelerin öğrenci yelpazelerini genişletmesi gerektiğini belirtiyor. Ebeveynlerin gelirinin, okulun kalitesinin ve diğer sosyo-kültürel faktörlerin, öğrencilerin hem sınavlarda ne kadar başarılı olduklarını hem de yükseköğretime geçiş olasılıklarını etkilediğinin bilindiğini belirten Butters; üniversitelere uygulanacak yaptırımlarda, kabulde sosyoekonomik olarak dezavantajlı olan gençlerin karşılaştığı engellerin tanınması gerekliliğini belirtiyor. Eğitimde Adalet İttifakı (FEA) da tam da bu sebeplerde, okulların kabullerde kullandıkları içeriğe dayalı verileri kamuya açıklaması gerekliliğini vurguluyor. FEA bu kapsamda, üniversitelerin yıllık öğrenci alımlarının ayrıntılarının da yayınlanmasını istiyor.

24 seçkin üniversiteyi temsil eden Russell Group adlı oluşumun yöneticisi Sarah Stevens ise, kendilerine bağlı tüm üniversitelerin, kabul esnasında pek çok farklı veriyi kullandığını söylüyor. Stevens, öğrencinin niteliği ve notlarının akademik yeteneğin önemli bir göstergesi olduğunu; ancak üniversitelerin, başvuranın başarı düzeyini anlamak için bir dizi başka faktörü de dikkate aldığını belirtiyor. Bunları arasında, öğrencinin gittiği okul, büyüdüğü yer, devlet koruması altında bir çocuk olup olmadığı ya da ailede yükseköğrenim görecek ilk kişi olup olmadığı gibi kriterler bulunuyor. 

 

 

Hazırlayan: Team Behind It

Kaynak: https://www.independent.co.uk/news/education/education-news/university-offers-students-disadvantaged-backgrounds-poor-a-level-grades-watchdog-ofs-access-a8440126.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here