“İyi Bir Okur” Olmayı Sağlayan Faktörler Nelerdir?

0
1353

İyi bir okuyucu olmak başta kolay gibi gözüken bir eylem: Bir kitap al, oku ve işte bu kadar! Ancak bu basit sürecin arkasında bir motivasyon sorunu var: Neden bazı insanlar okumaktan büyük bir keyif alarak büyüyor, diğerleri ise böyle bir sevgiye sahip değil? Bu durum bazı sonuçlara yol açıyor. Örneğin, zevk için kitap okumak, olumlu akademik ve mesleki sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Ancak en önemli faktörlerin başında doğup büyüdüğümüz ev ve o ev içinde anne-babamızın yarattığı okuma kültürü geliyor. 

Amerika’da kitap okuma oranı, kişilerin okumayı nasıl tanımladıklarına göre değişkenlik gösteriyor. 2017 yılında yapılan bir çalışmada, Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık yüzde 53’ünün (ortalama 125 milyon insan) son bir yıl içinde okul ya da iş için olmayan bir kitap okudukları görüldü. Beş yıl önce Ulusal Sanat Vakfı tarafından gerçekleştirilen daha detaylı bir araştırmada ise, Amerikalıların yüzde 23’ünün “hafif” (yılda 1 ila 5 kitap), yüzde 10’unun “ortalama” (6 ila 11), yüzde 13’ünün “düzenli” (12 ila 49) ve yüzde 5’inin ise “hevesli” (50 kitap ve daha fazla) okuyucular olduğunu buldu.  

Northwestern Üniversitesi’nde sosyolog olarak görev alan ve kitap okuma alanında araştırmalar yapan Wendy Griswold, “Her toplumda boş zamanını bol bol kitap okuyarak geçiren bir grup insan vardır,” diyor. Amerika’da yapılan araştırmalara ve benzeri diğer varlıklı ülkelerin oranlarına bakarak, Amerika’daki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinin okuyan sınıfa dahil olduğunu belirtiyor. Baskı teknolojisindeki gelişmeler sayesinde 19. ve 20. yüzyılın ortalarında bu sayının daha fazla olduğunu, ancak televizyonun icadının bu oranı düşürdüğünü söylüyor. 

Bazı insanların okuyan sınıfın parçası olma ihtimali diğerlerine göre daha yüksek. Griswold, “Etkenler oldukça öngörülebilir,” diyor. Birinci etken olarak, bir insan ne kadar eğitim almışsa okuyucu olma ihtimali de o kadar yüksek. Griswold devamında, “Kentte yaşayan insanlar kırsalda yaşayan insanlardan daha çok kitap okuyor; refah okumayla ilişkili. Kız çocukları oğlanlardan daha erken kitap okumaya başlıyor ve yetişkinlikte de daha fazla kitap okuyorlar.”

Bu özelliklere sahip olmak iyi bir okuyucu olacağınızı garanti etmiyor tabii. Kişilik de son derece önemli bir faktör. Virginia Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Daniel Willingham, “İçedönük insanların keyfi kitap okuma ihtimalleri biraz daha yüksek,” diyor.

Willingham, birçok araştırmacının da incelediği bir konu olan çocukluk evindeki kitap sayısının önemine dikkat çekiyor. Bu alanda yapılan araştırmalar, kitaplarla dolu bir ortamda büyüyen çocukların yüksek eğitim alma ve iyi bir okuyucu olma ihtimallerinin diğer çocuklara oranla daha yüksek olduğunu gösteriyor. 

Kitapların evde bulunması tek başına yeterli değil elbette. “Okulda başarılı olmayan bir çocuğun evine 300 tane kitap koyarsak ne olur?” diye soruyor Willingham. “Cevap, neredeyse hiçbir şey. Peki önemli olan ne? Evdeki insanların bu kitaplarla ne yaptığı mı? Ya da bu kitaplar evdeki çok daha karmaşık tutumları, davranışları ve öncelikleri gözlemleyebilmenize yardımcı olacak unsurlar mı?” diyor.

Okulda sürekli okuma yapıldığı için iyi bir okuyucu olmanın çocukları akademik başarıya hazırladığını düşünmek mantıklıdır ancak bu düşünce okumanın sağladığı keyiften bahsetmez. Bazı insanlar okumaktan keyif almasa da (veya bir öğrenme ya da dikkat bozukluğu nedeniyle keyif almakta zorlansa da) kitap okumak hayati bir beceridir. Okuyucu olma öngöstergelerinden çok azına sahip olmak cesaret kırıcı olabilir, ancak neyse ki kontrol edebileceğimiz birçok faktör mevcut. 

Willingham, Okuyan Çocuklar Yetiştirmek (Raising Kids Who Read) adlı kitabında, kişinin iyi bir okuyucu olup olmayacağını etkileyen üç önemli değişkenin varlığına dikkat çekiyor. İlk olarak, söz konusu çocuğun kitap sayfasından zihindeki kelimelere ulaşabilecek “akıcı bir şifre çözücü” olması gerektiğini belirtiyor Willingham. Yani okunanları zihinde canlandırmak oldukça önemli. Bu, okulların halihazırda öğrettiği bir şey, ancak ebeveynler de çocuklarıyla veya onlara kitap okuyarak yardımcı olabilirler.

İkinci olarak, bu akıcı şifre çözücülerin dünyaya dair geniş bir bilgi birikimi olması gerekiyor. “Bir çocuğun veya ebeveynin metni anlayıp anlamadığının en büyük öngöstergesi, metnin konusuna ne kadar hakim oldukları,” diyor Willingham. Anne-babalar, okudukları ve okuyacakları metinlerde karşılaşacakları olayları ve durumları yorumlayabilmeleri için çocuklarına dünyayla ilgili bilgiler vermeye çalışabilirler.

Bu iki koşul yerine getirildikten sonra, son bileşen motivasyon. “Okumaya ve bir okuyucu olarak kendinize karşı olumlu bir tutuma sahip olmalısınız,” diye belirtiyor Willingham.

Üçüncü bileşen olan motivasyon, Pamela Paul ve Maria Russo’nun birlikte kaleme aldığı ve geçtiğimiz ay yayınlanan Okuyan Çocuklar Yetiştirmek adlı kitapta en çok değinilen başlıklardan biri. “Okumanın akademik başarı, test sonuçları, kendini yönetme becerisi ve duygusal refahı etkilediğini ileri süren çok sayıdaki araştırmanın varlığı, ebeveynleri büyük strese sokuyor,” diyor Paul. “Tüm bunları bilmek ebeveynleri, ‘Tamam o zaman, çocuklarım kesinlikle iyi birer okuyucu olmak zorunda’’ diye düşünmeye itiyor.” Bu zihniyet, anne ve babaların okumayı çocuklarına bir zorunluluk olarak dayatmalarına yol açabilir. “Çocuklar bu durumun hemen farkına varırlar. Örneğin, sağlıkları için iyi olan bir şeyi onlara yedirmeye çalıştığınızda bunu anlarlar.” Paul, amacın okumayı “ıspanak” gibi değil, “çikolatalı pasta” olarak göstermek olduğunu söylüyor.

Ebeveynler de düzenli ve mutlu bir şekilde kitap okurlarsa, kitap okumayı çikolatalı pasta gibi göstermek kolaylaşacaktır. “Kanepede oturup kitap okuduğumda ve çocuklarım da kendi başlarına bir şeylerle oyalandıklarında şunu düşünüyorum; ‘İşte şu anda iyi bir ebeveynlik sergiliyorum – çocuklarım beni kitap okurken görüyorlar.” diyor Russo. Benzer şekilde, Paul “Yemekten hemen sonra yaptığınız ilk şey telefona bakmak, bilgisayarı açmak ya da televizyon izlemek. Çocuklar bunun farkında.” Ebeveynler boş zamanlarını nasıl geçirmeyi tercih ettikleriyle ilgili çocuklarına sürekli mesaj gönderiyorlar aslında. 

Hevesli okuyucular yetiştirmek için ebeveynlerin de hevesli okuyucular olmalarına gerek yok. Paul ve Russo kitap okumayı heyecan verici ve değerli göstermek adına ebeveynlerin uygulayabileceği adımlar öneriyorlar. Yemek sofrasında ya da araba yolculuklarında kitaplardan bahsedebilirsiniz, böylece kitapların da en az günlük olaylar kadar sohbetlerin parçası olabileceğini göstermiş olursunuz. Düzenli olarak kütüphaneye ve kitapçıya gidin, bu yerlerde biraz vakit geçirin. Ayrıca doğum günlerinde kitap hediye edebilirsiniz.

Paul, ebeveynlere kitapları evin çeşitli yerlerine dağıtmalarını ve yalnızca yatak odası gibi az uğranan yerlere koymamalarını öneriyor. “Kitapları odanıza, yani size özel ve diğer insanlara kapalı bir alana koymayın.” diyor. Büyük bir ev kütüphanesi oluşturmak pahalı gibi gözükebilir, ancak kullanılmış kitap satın almak ve ödünç almak oldukça uygun bir seçenek. Paul ekliyor, “Evinizi kitaplarla doldurmak için çok paraya ihtiyacınız yok… Ve unutmayın, etrafta kitaplar olduğu sürece çocuğunuzun sıkılması pek mümkün değil.”

Russo, kitap okumaktan “kişiye özel keyif alma sistemi” olarak bahsediyor ve bu şekilde düşünmenin çocukları okumaya teşvik etme açısından önemli olduğunu belirtiyor. Kitap okumanın ne kadar faydalı sonuçlara yol açtığını her ebeveyn biliyor. Ancak asıl amaç, çocukların okumanın içsel değerini keşfetmelerine ve anın tadını çıkarmalarına yardımcı olmak olmalı. Bunu başardıktan sonra gerisi gelecektir. 

Kaynak: https://www.theatlantic.com/education/archive/2019/09/love-reading-books-leisure-pleasure/598315/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here