Kaygı Dolu Bir Dünyada Çocukları Kontrol Etmeyi Bırakmanın Önemi

0
2488

Amerika’da (ve dünyada), ergenler arasında görülen anksiyete ve depresyon oranları yıllardır artış gösteriyor. Bir araştırmaya göre, 13 ila 18 yaş arasındaki neredeyse her üç ergenden biri anksiyete bozukluğu kriterlerine sahip ve “Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri”nin son sonuçlarına göre ergenlerin yüzde 32’si sürekli bir mutsuzluk ya da umutsuzluk duygusu hissediyor.  

Sevgili yetişkinler, kötü haberler bununla bitmiyor: İki yeni ebeveynlik kitabının yazarı da, sizin bu sorunun bir parçası olduğunuzu düşünüyorlar.   

“Bu günlerde, çocuklar yeterince oyun oynayamıyor,” diyor gazeteci, ebeveyn, ebeveyn eğitmeni ve o iki kitaptan biri olan Kötü Davranış Hakkında İyi Haber’in yazarı Katherine Reynolds Lewis. Ve “oyun” ile kastettiği şey, ekranların başında ya da sürekli yetişkin denetimi altında oynanan oyunlar değil.

“Yirmi, otuz yıl kadar önce, farklı yaş gruplarından çocuklar mahallelerde gezinirdi. Kimse onlara bekçilik etmeden oyun oynarlardı,” diyor Lewis. Ebeveyn gözetimi olmadan oynadıkları bu oyunlar, ömürlerinin geri kalanında kullanacakları çok önemli becerileri geliştirmelerine yardımcı oldu. “Anlaşmazlıkları çözebiliyorlardı. Zaman planlaması yapabiliyorlardı. Oyunları yönetiyorlardı. Aynı zamanda özgüveni ve akıl sağlığını da besleyen bir özerkliğe sahiptiler.”

Ancak artık, serbest oyun o kadar yaygın değil. Onunla beraber sosyal ve duygusal becerilerin varlığı da tehlikede. Lewis’e göre, sorunun bir kısmını gözetimsiz oyunu fazla riskli bulan endişeli ebeveynler oluşturuyor. Ancak, risk aynı zamanda ana fikrin bir parçası. Çünkü çocuklar “düşerler, yaralanırlar, tökezlerler ve yine de iyi olduklarını keşfederler. Zarar görmekle başa çıkabilirler.”

Lewis, birçok ailede ebeveynlerin okul ödevlerine fazla yoğunlaşması sonucunda oyuna yer kalmadığına dikkat çekiyor.  

William Stixrud, o ebeveynlerden biri değil.

“Çocuklarım ilkokuldayken, onlara şöyle derdim, ‘Karnene bakmak beni elbette mutlu ediyor, ama çok da umrumda değil. Kendini geliştirme çaban beni daha çok ilgilendiriyor,’” diyor, nöro-psikolog ve diğer ebeveynlik kitabı Kendini Yöneten Çocuk’un yazarlarından biri olan Stixrud.

Akademik eğitimin önemli olduğunu ancak çoğu durumda çocuğun kontrolü elinde tutması gerektiğini vurguluyor. Çocuk, ödevlerini ve zamanını kendi başına idare etmeyi öğrenmeli ve en ideali, aynı zamanda kendi ilgi alanlarının da peşinden gidebilmeli. Bu özgürlük, çocuklara ödüllerin veya notların sağlayamayacağı içsel bir motivasyon edinmeleri konusunda yardım eder.

Stixrud’ın iktisat alanında doktora sahibi kızı Jora LaFontaine, birinci sınıfı hala hatırladığını söylüyor. Ebeveynlerinin, okuldan verilen ve her gün on beş dakika kitap okuduğunu bildiren bir kağıdı imzalamaları gerekiyormuş. Kağıdı getirdiği ilk gün, babası ona bakmış ve bir kahkaha patlatmış: “Kağıttaki her sırayı imzaladı ve kitap okumayı bir çeşit ödeve ya da ev işine dönüştürmek istemediğini söyledi,” diye anlatıyor Jora.  

Jora, gittiği lisede en iyi öğrencilerden biriymiş. O sıralarda, babasının ebeveynlerin notlara fazla önem vermemesini öğütleyen bir konuşmasını dinlemiş. William Stixrud o akşam arabada konuşulanları hala hatırlıyor:

“Eve doğru giderken Jora bana dönüp, ‘Konuşman hoşuma gitti, ama notlarla ilgili söylediğin kısma gerçekten inandığını düşünmüyorum’ dedi. Sonra da şöyle devam etti: ‘Eğer iyi notlar almazsam, üniversiteye gidemem. Ya da en azından iyi bir üniversiteye gidemem. Ve eğer iyi bir üniversiteye gidemezsem, iyi bir iş sahibi olamamam…'”diye anlatıyor Stixrud.

Stixrud bu sözlerin üzerine kızına dönüp şöyle cevap veriyor: “Derslerinin birinden düşük not almayı kabul edersen sana yüz dolar vereceğim!”

Yüz dolar.

Stixrud, kızının okulu zaten ciddiye aldığını söylüyor, ancak ondan “felaket gibi gözüken şeylerin çoğu zaman büyütülecek şeyler olmadığını” anlamasını istemiş.

Jora babasının teklifini kabul etmese de bu teklifin onun için çok şey ifade ettiğini söylüyor. Onu başarıya zorlayan tek insanın yalnızca kendisi olduğunu bilmenin çok değerli olduğunu vurguluyor. Bu şekilde Jora, iki kitabın da ebeveynlere verdiği ortak mesajın vücut bulmuş hali niteliğinde:  

Lewis’in dediği gibi, “Özdenetime sahip olmaları için, çocukları denetlemeyi bırakmalıyız.”

 

Kaynak: https://www.kqed.org/mindshift/51693/why-stepping-back-can-empower-kids-in-an-anxious-world

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here