TRENDLER

Kaygılı Çocuklara Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz? (1.Bölüm)

Görüntülenme 2421

0
Kaygılı Çocuklara Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz? (1.Bölüm)

Kaygı, anlaşılmaz bir duygu olabilir ve sıklıkla kaygı gibi görünmeyen şekillerde ortaya çıkar. Bu nedenle, çocuğunuzun kaygılı olup olmadığını anlamak güçleşebilir. Kaygı, insanlığın başlangıcından beri iş başındadır ve işini de çok iyi yapar. Ancak, geldiğini kibar ve net bir şekilde haber vermekte pek iyi değildir. Onu güçlü ve hazır bir şekilde, ‘Ah, işte geldin. Önemli değil, Ben iyiyim – şu an burada olmana gerek yok,’ diyerek karşılamamıza izin vermez.

Çocuklarda kaygı neden oluşur?

Kaygı, biraz fazla korumacı olan güçlü ve sağlıklı beyinlerin işidir. Beynin amigdala denilen, gerektiğinde hayatımız için savaşmamızı ya da kaçmamızı sağlayan kısmından kaynaklanır. Amigdala içgüdüsel çalışır, yani bir tehlikenin söz konusu olduğunu düşünürse önce hareket edip sonra düşünür. Ve tanıdık olmayan, bilinmeyen şeylerin; küçük düşme, utanma, önemli insanlardan dışlanma gibi durumların hepsini tehlikeli görür. Amigdala tetiklendiğinde, karşı karşıya olduğumuz tehditle daha iyi başa çıkabilmemiz için bizi daha güçlü, hızlı ve fiziksel olarak daha yeterli kılan nörokimyasallar salgılamaya başlar. Bazen amigdala gerektiğinden daha fazla çalışır ve gerekmediği halde alarm butonuna basar. Bu, beyin arızalı demek değildir. Güçlü, sağlıklı ve becerikli bir beynin gerektiğinden biraz fazla çalışıp aşırı korumacı olması halidir.

İnsanlar olarak karşı karşıya kaldığımız tehditlerin çoğunun fiziksel olduğu zamanlarda, en kaygılı olanımız muhtemelen hayatta kalma şansı en yüksek olandı. Kaygılı bir beyin bizi potansiyel tehditlere karşı daha dikkatli yapar, bu da bizi hayatta tutardı. Şimdilerde, karşılaştığımız tehditler fizikselden çok psikolojik. Kürklü bir avcıya akşam yemeği olma ihtimaliyle yüzleşmiyoruz. Ancak başarısızlık, reddedilme, dışlanma, aşağılanma, değer verdiğimiz insanlarla iletişimsizlik gibi birçok gerçek psikolojik tehditle karşı karşıyayız. Beyin, olması gerektiği gibi tehdit karşısında alarma geçiyor hala, ancak tehditler psikolojik stresler olunca ‘savaş ya da kaç’ tepkisi çok işimize yaramıyor. Savaşacak ya da kaçacak bir şey olmayınca, savaş ya da kaç tepkisini vermemizi sağlayan nörokimyasalları yakacak bir şey de olmuyor ve bu da kaygı belirtilerinin oluşmasına yol açıyor.

Çocukların kaygılı olduğu nasıl anlaşılır?

Çocuklar kaygılandıklarında, kendilerine tam olarak ne olduğunu anlayıp ifade etmeleri güç olabilir. Bir şeylerin yolunda gitmediği anlaşılabilir ancak sorunun kaygı problemi olduğu anlaşılmayabilir. Çocukların kaygılı hissetiklerinde söyleyebileceği bazı şeyler mevcut. Sırf bunları söyledikleri için kaygılı oldukları söylenemez tabii, ancak yine de buna işaret ediyor olabilirler. Önemli olan bu ihtimale açık olmak. Böylece onları etkileyen şey kaygıysa, devreye girip ihtiyaçları olan desteği vererek yeniden güvende ve hazır hissetmelerini sağlayabilirsiniz. Eğer bunlardan birini duyarsanız, ne zaman söylediklerine dikkat edin. Düzenli olarak aynı ortamda, aynı şeyden önce ya da sonra ve kaygının diğer belirtileri (hızlı kalp atışı, karın ağrısı, kaçınma, vücudun soğuması, tansiyon, baş ağrısı gibi) eşliğinde söylüyorsa sebebi kaygı olabilir. İpucu söyleme sıklığında, zamanlamada veya duygunun yoğunluğunda olacaktır.

1.”Midem bulanıyor, kusacak gibi hissediyorum”

Kaygı duyulan süre boyunca, sağ kalmak için hayati önem taşımayan her şey, savaş ya da kaç tepkisi vermeye yetecek kadar gerekli enerjiyi korumak adına yavaşlar. Kan akışı karın bölgesindeki organlardan beyne doğru yönlendirilir ve sindirim yavaşlar. Bu, karında “kelebek” etkisine ya da mide bulantısına yol açabilir. Kaygının son derece normal bir belirtisidir ve tamamen güvenlidir. Ancak oldukça berbat hissettirebilir. Bazen kusma korkusu başlı başına bir kaygıya sebep olabilir. Eğer bu, belli tecrübelerden önce ya da o tecrübeler sırasında duymaya alışık olduğunuz bir şeyse (sizden ayrılırken ya da okula giderken mesela) ve hastalığa dair başka bir belirti yoksa, kaygı ihtimaline açık olun. Çocuğunuzun hissettiği şeyi anlamasına yardım edin, bulantısının neden kaynaklandığını açıklayın:

Bu bulantı hissi, güçlü ve sağlıklı beynin seni koruması gereken bir şey olduğunu düşündüğünde meydana gelir. Tehlikeli bir durum olduğu anlamına gelmez bu, ancak beyinler bazen fazla korumacı olabiliyor. Buna kaygı denir ve birçok insanın başına gelir. Kaygı beynin amigdala denilen kısmında oluşur. Beynin bu kısmını, seni koruma amaçlı öfkeli bir savaşçıya benzetebiliriz. Eğer amigdala bir sorun olduğunu düşünürse, tehlike ile savaşman ya da ondan kaçman için seni hazırlar. Bazen, amigdalan fazla korumacı olabilir ve gerek olmadığı halde seni bu savaş ya da kaç durumuna sokar. Bunu, seni daha güçlü ve hızlı hale getirecek özel bir vücut yakıtı salgılayarak yapar – süper kahramanlara olduğu gibi. Kaçman gereken bir şey söz konusuysa bu harika bir olaydır, ancak savaşacak ya da kaçacak bir şey olmadığında o özel vücut yakıtını yakacak bir şey de olmaz ve miden bulanabilir.

Tehlike olduğunu düşündüğünde amigdalanın yaptığı bir başka şey de, savaşman ya da kaçman gerekebilir diye vücuduna enerji tasarrufu yapması için mesaj göndermek. Bunu yapmasının bir yolu sindirimi yavaşlatmaktır (yediğin yemekteki besleyici maddeleri ayrıştırma süreci). Merak etme, kötü hissettirse de tamamen güvenli bir durum.

Bu hissin beyninin seni korumaya çalışmasından kaynaklandığını fark ettiğinde iyi hissetmek için yapabileceğin çok etkili bir şey var: Güçlü ve dengeli nefes almak. Bu amigdalana iyi olduğun mesajını gönderir, o da özel vücut yakıtını salgılamayı bırakması gerektiğini anlar. Böylece bulantı hissi de azalmaya başlar.

Güçlü ve dengeli nefes almak bulantıya sebep veren savaş ya da kaç nörokimyasallarını nötr hale getirir. Sakinleştiklerinde de güçlü ve dengeli nefes almalarını sağlamakta fayda var çünkü kaygılı beyin epey meşguldür ve tanıdık olmayan bir şey yapmakta zorlanacaktır. Bunu uygulamanın bir şekli de “sıcak çikolata nefes alışverişi”. Ellerinde bir kupa leziz sıcak çikolata tuttuklarını hayal etmelerini isteyin. Sıcak, bol çikolatalı bardağı üç saniye koklamalarını, nefeslerini bir saniye tutmalarını ve sonra da soğuması için üç saniye üflemelerini sağlayın.

2.”Aç değilim”

Sindirim enerjiyi korumak için yavaşlayınca, yeme ihtiyacı da aynı oranda azalır. Bu geçicidir ve kaygı hafiflemeye başladığında, normale dönmeye başlar. (Tabii eğer onlara sevmedikleri bir şey sunmuyorsanız.)

3.”Karnım ağrıyor”

Kaygı, karnın baş belası olabilir. Herhangi bir ağrı duyulduğunda, belirtelere sebep olan başka bir durum olmadığından emin olmak gerekir ancak karın ağrısının fiziksel başka bir açıklaması yoksa, suçlu muhtelemen kaygıdır. Ağrının sebebinin kaygı olduğunu gösteren diğer ipuçları zamanlama (Kaygıyı tetikleme potansiyeli olan bir şey sırasında ya da onun öncesinde mi oluyor?) ve kaygının diğer belirtilerinin görülmesi (hızlı kalp atışı, bulantı, kasların gerilmesi, vücut soğuması, yanakların kızarması, kaçınma vb.). Beyin ve karın birbirine sıkıca bağlıdır. Beyinde olan karnı, karında olan da beyni etkiler. Kaygı, beyinden karna, ağrıya sebep olan doğrudan mesajlar gönderebilir. Kaygı aynı zamanda, mide-bağırsak kanalının acı verecek şekillerde hareket etmesine yol açabilir. Tanımlanabilir fiziksel sebepler olmadan karın ağrısı yaşamak o kadar yaygın ki, bir adı bile var: Fonksiyonel karın ağrısı. Bu ağrı gerçek ve çok acı verici olabilir. Kaygının sebep olduğu karın ağrısı için en iyi çözüm, her şeye olağan şekilde devam etmek ve kaygıya sebep olabilecek şeyleri görmezden gelmemek. Beyin deneyimlerlerle öğrenir, yani sebeplerden kaçınmanın daha fazla kaçınmaya yol açması muhtemel. Benzer olarak, cesur davranışlar cesur tepkileri pekiştirir. Kaçınma tepkisi, beyne en güvenli yolun kaçınmak olduğunu öğretir. Bu dünyalarını küçültebilir ve daha büyük sıkıntılara yol açar. Özellikle de okulda ya da sizden ayrılırken kaygı duyuyorlarsa.  

4.”Okula gitmek istemiyorum”

Kaygı her zaman mantıklı gözükmez, ancak bunun sebebi beynin içgüdüsel olarak hareket eden bir kısmından kaynaklanmasıdır. Savaş ya da kaç tepkisi boyunca, düşünen, yani beynin mantıklı kısmı, savaş ya da kaç tepkisine müdahale etmemek adına kendini kapatır. Eğer beyin ölümün eşiğinde olduğunu düşünürse, seçenekler hakkında çok fazla düşünmenizi istemez – tek isteği sizin güveninizi sağlamaktır. Okula gitme isteğinin olmaması, arkadaşlarıyla ya da öğretmenleriyle bir sıkıntı olmasa dahi, bu yüzdendir. Kaygı devreye girdiğinde başka hiçbir şeyin önemi kalmaz ve çocuğunuzun farkında olduğu tek şey okulun kocaman bir sorunlar bulutu olarak görünmesidir, sebebini açıklayamasa da. Onlara kaygı duygusunun nasıl işlediğini anlatmak, cesur olmalarına yetecek kadar güvende hissetmelerini sağlar. Yineliyorum, kaygının kaçınma tepkisini teşvik etmemesi son derece önemli. Huzursuz hissettiren yerlerden kaçınmak çok mantıklı gözükse de, hayatlarındaki yetişkinler olarak, her ne kadar onları böylesine kaygılandıran şeylerden çekip çıkarmak istesek de, bu huzursuzlukla başa çıkabileceklerine inanmamız gerekiyor. Cesur davranışlara ne kadar maruz kalırlarsa – ki kaygıyı besleyen şeyleri yapmak her zaman cesurcadır – gerektiğinde cesur olmayı o kadar iyi öğrenirler.  

5.Öfkeli herhangi bir şey.

Kaygının ‘kaçış’ kısmı kendini kaçınma olarak gösterirken, ‘savaş’ kısmı ise öfke nöbetleri şeklinde açığa çıkabilir. Kaygı duyulan süre boyunca, savaş ya da kaç nörokimyasallarının artması, vücudu ‘savaş ya da kaç’ için harekete geçirir. Bazen bu enerji öfke olarak ortaya çıkar. Bunun yanı sıra, amigdala da yoğun duygularla başa çıkma sürecine dahildir. Amigdala kaygı sırasında olduğu gibi oldukça aktifken, diğer duygular da (öfke gibi) daha yoğun hissedilir. Çocuklar endişeli bir beynin etkisi altındayken, aslında istedikleri sınırları zorlamak değildir. Onlar, yanlış şeyi yapmak istemeyen harika çocuklar. Yani bu yaramazlık değil, kaygı. Davranışı kaygı yönlendirdiğinde, bu davranışı yaramazlık olarak değil kaygının bir belirtisi olarak görmek çok önemli. Çocukların davranışları yüzünden hissedebileceği her tür utanma duygusu, kaygılarını artırmaya yol açar yalnızca. Onlar doğru şeyi yapmak ve sizi hayal kırıklığına uğratmamak istiyorlar. Bu onlara sınırsız bir serbestlik hakkı vermiyor tabii. Sınırlarını yine de bilmeliler ancak daha iyi seçimler yapabilmeleri için gerekli bilgileri onlara vermek ve tüm bunları nazikçe yapmak çok önemli. Doğru şeyi yapmak istiyorlar ancak hepimize olduğu gibi, bazen doğru şeyi yapmak biraz bilgelik ve pratik gerektiriyor.

 

 

Yazının ikinci bölümünde neler var: Kaygılı çocuklar başka neler söyleyebilir? “Çok üzgün hissediyorum ama neden bilmiyorum” ya da “Ama ya öyleyse? Ya öyle olursa?” ya da “Uyuyamıyorum” ve daha pek çok örnek ve bu durumlarla başa çıkma yöntemleri…

 

Kaynak: https://www.heysigmund.com/anxiety-in-children-things-kids-say-that-could-mean-im-anxious/

 

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!