Kızımın Bir Örümceğe İsim Vermesinden Öğrendiklerim

0
1526

Çalışma odamın penceresinde, dışarıda duran bir örümceğe isim takmanın, başka zaman olsa gazeteyi kıvırıp tepesine indireceğim sekiz bacaklı bir yaratığa şefkat duymama neden olacağı aklıma gelmezdi hiç.

Ama sekiz yaşındaki kızım bu örümceğe “Spiderella” adını taktığından beri onu bir arkadaşım ya da meslektaşım olarak görüyorum. (“Spiderella”, İngilizce’de örümcek anlamına gelen “spider” sözcüğüyle Külkedisi Sindrella’nın bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Ç.N.) Kızım bana, korkmayı öğrendiğim yaratıkları çok çabuk yargılayıp onları reddettiğimi gösterdi.

İkimiz de geceleri çalışmayı sevdiğimiz için Spiderella’yla iyi arkadaş olduk galiba. O pencerenin dışında oturur, kendi bedeniyle ördüğü muhteşem ağında tezgâhını açar, ben de içeride kendi masamda otururum.

Ben akşam dokuz civarında, çocukları uyutmak için ilk girişimimden sonra çalışma odama gelirim. Bu sırada o, benim ‘ağın merkezinde’ dediğim konumda olur, sadece spot ışıkları ve oyuncu böcekleri eksiktir. Zaten gün boyu bir sürü böcek yakalamıştır. Hepsini, tıpkı kilerdeki sebzeler gibi ağına yerleştirir. Spiderella onları sakin ve terbiyeli bir şekilde yer.

Yeni, çoğu zaman da iri bir av geldiğinde Spiderella hemen faaliyete geçer; ağ örer, bacaklarını kullanır, böceği sarar, onu ele geçirir. Daha sonra beslenir, hareketleri yavaşlar. Saatler süren yemeğini bazen ay ışığında ama her zaman yalnız yer.

Güzel bir yemekten sonra dinlenmeye çekilir. Bu sırada nereye gittiğini bilmiyorum ama benim tersime, onun çalıştığı yerin dışında kendine ait bir hayatı olduğundan şüpheleniyorum.<

Birkaç gün sonra biraz ufalmış, çamurlanmış bir şekilde geri gelir. O zaman çocuklarım onun sağlığı için endişelenirler.

Yağmurlu ve rüzgârlı bir sabah, fırtına dindikten sonra, Spideralla sürpriz bir şekilde öğleden sonra çıktı ortaya. Usta bir zanaatkâr gibi tezgâhının başına geçti, bir taraftan diğerine seri hareketlerle geçip, fırtınada yırtılan ağının yerine yenisini ördü.

Yeniden sahnesini kurmuştu işte.

Bizse, yapmak istediklerimizin ve yaptıklarımızın bu denli uyum içinde olduğu ve bu sırada hiç çaba harcamıyormuşuz gibi göründüğümüz anları çok zor yakalıyoruz. Belki bunu en fazla müzisyenleri, atletleri ya da bebeğinin altını değiştiren anneleri izlerken görmüşüzdür. Ender olarak, el alışkanlığı ve belli bir konsantrasyonla yaratıcı bir beceriyle hızlı hareket edebiliyoruz.

Ancak daha önce bir örümceğe bakarken hiç bunları düşünmemiştim. Her zaman onlardan kaçar, daha da kötüsü yuvalarını dağıtırdım.

Spiderella bana kendisi geldi. Sonra üçüncü sınıfa giden kızım ona bir isim verdi ve bu muhteşem yaratığa başka bir gözle bakmamı sağladı. Eğer kızım benim gözlerimi açmış olmasaydı, hemen penceremin dışındaki hayatın bu parçasını ıskalayacaktım.

Bugünlerde, kötü bir geçirdiğimde bilgisayar ekranından kafamı kaldırıp Spiderella’nın ağına bakıyorum. Onun her gece geleceğine güveniyorum, hayatta kalma mücadelesini sürdürürken sergilediği becerilerini izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Spiderella, hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğu her şeyi o minicik, savunmasız bedeninde saklıyor.

Tüm bunlarla birlikte şunu söyleyebilirim: Bir dahaki sefere çocuğunuz korku uyandıran bir canlıya, bir nesneye ya da soyut bir kavrama isim verdiğinde bunun çocukça olduğunu düşünmeyin. Onun böyle incelikle ve iyilikle isim vermesi ona çok şey kazandıracaktır. Sadece ona değil, size de…

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/news/parenting/wp/2016/11/03/what-my-daughter-taught-me-when-she-gave-a-spider-a-name/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here