TRENDLER
Fethiye Şenel
Fethiye Şenel

TÜM YAZILARI

İki Kere Farklı - Hem Üstün Zekalı Hem De Öğrenme Güçlüğü Olur Mu?

Görüntülenme 1648

0
İki Kere Farklı - Hem Üstün Zekalı Hem De Öğrenme Güçlüğü Olur Mu?

Yazısı beceriksizce yapılmış harflerden mi oluşuyor? Kalemi doğru tutmakta zorlanıyor mu? Yazarken binbir güçlükle, yüzünü gözünü buruşturup ciddi efor sarfederek mi yazıyor? Çabuk yorulup çabuk mu pes ediyor? Sözcükler arasında bırakması gereken boşluğu bir türlü ayarlayamıyor mu? Bir harf sayfanın başındayken diğer harf sayfanın altında veya tam tersi mi? Büyük ve küçük harfleri karıştırarak mı kullanıyor? Bitişik el yazısıyla düz yazıyı karıştırarak mı yazıyor? Düz yazı yazmayı mı tercih ediyor? 7 yaşından sonra bile yazı yazarken harfleri ve rakamları tersinden mi yazıyor? Yazdığı yazıyı okumak olanaksız mı? Ses-sembol eşleştirmede zorlanıyor mu? Alfabeyi öğrenmede zorlanıyor mu? Okuyamadığı sözcükleri yazmaktan kaçınıyor mu? Cümlenin sonundaki sözcükleri okumuyor mu? Tekil ve çoğulları karıştırıyor mu? Kısa sözcükleri okurken karıştırıyor mu? Tersinden (ev-ve / çok-koç gibi) okuyor mu? Okumakta zorluk çektiği için kendi okuduğunu anlamakta zorlanıyor ama okunanı dinlediğinde anlama problemi yaşamıyor mu? Fonolojik farkındalığı zayıf mı? İşitsel ve ardışık hafızada zorluk yaşıyor mu?

Okuma-yazma sürecine geçildiğinde özel öğrenme güçlüğü (zekanın normal veya normal üstü olduğu durumlarda “okuma-yazma-aritmetik-dil” alanlarından birinde veya birkaçında yaşanan disleksi, diskalkuli gibi öğrenme sorunları) yaşayan çocukların, öğrenme süreçlerinde destelenmesi gerektiğini pek çok aile ve eğitimci günümüzde kabul etmiş durumdadır. Ancak söz konusu öğrenci aynı zamanda üstün zekalı bir öğrenciyse, bu anlamda yaşadığı zorlukları anlamak her zaman daha da güç olmuştur. Bu iki kavramı bir arada düşünmek genellikle bizleri zorlasa da, bu durumu yaşayan çocuk ve yetişkinlerin sayısının azımsanmayacak ölçüde olduğunu biliyoruz.

Özel Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) santral sinir sisteminin bozukluğudur ve ömür boyu sürer. ÖÖG olan ve üstün zekalı olan çocuklar bir alanda dikkat çekici bir yetenek ve güçlülük gösterirken başka bir alanda engelleyici bir zorluk yaşayan çocuklardır (Fetzel, 2000). Birbiriyle son derece çelişkili özellikler taşıyan bu iki durumun bir çocukta bir araya gelmesi onun anlaşılmasını zorlaştırmakta ve okul hayatında başarısız olmasına sebep olmaktadır.

Yaşadığı akademik zorluklar nedeniyle genelde gergin olan bu öğrencilerin kendilerinden gerçekçi olmayan beklentileri vardır. Zayıf akademik beceriler, değersizlik hissine ve düşük benlik algısına neden olmaktadır. Sosyal açıdan izole olabilirler ve sınıfta davranış problemleri yaşayabilirler. Hayal güçleri oldukça gelişmiştir ve yaratıcı etkinliklere karşı ilgileri vardır. Artistik, mekanik veya müziksel becerileri kuvvetlidir. Bir yandan üçüncü sınıfa kadar okumakta zorlanırken diğer yandan küçük robotlar yaparak yaratıcı yönlerini gösterebilirler. Bazen yüksek potansiyelli bir üstün zekalıysa, zekasıyla zayıf yönlerini kompanse edebilir ve bu durumda tanılanmaları da güçleşebilir. ÖÖG olan üstün zekalı çocuklar nadiren başarılı olurlar ve maalesef çoğunlukla üstünlüklerinin farkında olunmaz.

Bu çocukların güçlü yanlarınından faydalanılarak zayıf taraflarının desteklenmesi duygusal açıdan onlara iyi gelecek bir yaklaşımdır. Okullarda bu çocuklar için, her çocuğun gelişim özelliklerine uygun, kısa ve uzun vadeli hedefler belirlenerek oluşturulan Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı ile oldukça anlamlı ilerlemeler kaydedildiğini biliyoruz. Sınıf öğretmeninin sınıf içerisinde yine bireysel farklılıkları göz önününde bulundurarak yönerge vermesi, açık, kısa ve net ifadelerden oluşan cümleler kurması önemlidir. Bilgi verirken göz kontağı kurmak, bir seferde sınırlı bilgi vermek, yeni bir işe başlamadan önce diğerlerini gözlemesine olanak tanımak, öğretmene yakın oturtmak, yönergeleri net ifadelerle yazılı olarak vermek, farklı duyu kanallarını kullanmak, büyük görevleri küçük parçalara bölmek (bir sayfalık metin yerine büyük punto ile yazılmış bir paragraf üzerinden çalışmak), ödüllendirmeyi, akran desteğini, işbirliğine dayanan etkinlikleri kullanmak, yaptığı işi anlamlı kılmak, organize olmaları için destek sağlamak, teknolojiyi kullanma konusunda desteklemek, yazılı ödevler kadar çeşitli proje çalışmaları, kendisini farklı şekilde ifade edebileceği (resim yapma, sesini kaydetme, video çekme vb.) yöntemler sunmak yapılabilecek uygulamalardandır. Tüm bunların yanında duygusal olarak kendilerini değerli ve iyi hissedecekleri sosyal bir ortam içerisinde olmaları öğrenme hızlarını arttıracaktır.

Ailelerin de bu sürece katılımlarının sağlanması, bu sorun alanı ile ilgili mümkün olduğunca bilgi edinmelerine yardımcı olunması, benzer sorunu yaşayan ailelerin bir araya gelme olanakları bulup paylaşımlarda bulunabilmes,i nispeten yaşadıkları zorluklarla baş edebilmeleri ve çocuklarına uygun yaklaşımda bulunabilmeleri açısından can alıcı bir noktadır. Burada yine en büyük sorumluluklardan biri psikolojik danışmana düşmektedir. Bu çocuklar için bireysel veya grup çalışmalarının yapılması, stresle ve kaygıyla baş edebilme yöntemlerinin öğretilmesi, sosyal becerilerinin iyileştirilmesi, gerektiğinde sanat terapisinden yararlanılması, aileleri ve öğretmenleri doğru şekilde bilgilendirmeleri çocuklara olan yaklaşım açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Yazımı iki kere farklı olan ünlülerden örnekler vererek bitirmenin, umudumuzu ve motivasyonumuzu yitirmeden devam edebilmek için hepimize iyi geleceğini düşünüyorum: Albert Einstein, Mozart, Wright Brothers, Leonardo da Vinci, Cher, Tom Cruise, Walt Disney, John Lennon, Winston Churchill, Stephen Hawkings, Jules Verne, Alexander Graham Bell, Hans Christian Andersen, Thomas Edison, Agatha Christie, Rodin, Dustin Hoffman, Robin Williams, Louis Pasteur, F. Scott Fitzgerald, Mariel Hemingway, George Bernard Shaw, Beethoven, Sylvester Stallone.

Fethiye Şenel

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!