TRENDLER
Fethiye Şenel
Fethiye Şenel

TÜM YAZILARI

İki Kere Farklı ve Her Şeye Rağmen Çok Başarılı!

Görüntülenme 578

0
İki Kere Farklı ve Her Şeye Rağmen Çok Başarılı!

Bu haftaki yazımda ilkokul döneminde kendisine hem okuma-yazma öğrenme süreci ile ilgili destek verdiğim hem de güçlü olduğu yönlerini destekleyici bir programla takip ettiğim, şu anda üniversite birinci sınıfta endüstriyel tasarım bölümünde okuyan bir öğrencimin hikayesini, annesinin kaleme aldığı bir mektup ile ele almak istiyorum. Gelecekte çok başarılı işler yapacağından (şimdiye kadar yaptığı projelerle bunu kanıtlayan) emin olduğum öğrencimin, öğrenim hayatı ne yazık ki çok da mutlu geçmedi. Sistem içerisinde kaybedilme sınırından dönen A.’nın kendi alanını bulup en sonunda üniversite hayatına mutlu bir başlangıç yapabilmesi beni de çok heyecanlandırdı ve sevindirdi. Benzer durumda olan ve büyük zorluklarla mücadele etmek zorunda bırakılan tüm öğrencilerin yolunun açık olması umuduyla sözü annesine bırakıyorum.

“Merhabalar,

Size DEHB’li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) bir öğrenci velisi olarak en sonunda bana memleket değiştirmeyi bile düşündürten olay nedeniyle yazıyorum. Çevremde aynı dertten mustarip bilinçli veya bilinçsiz, çocuğunun farkında olan veya olmayan, onu kabullenmiş veya kendini kandıran çeşitli veliler var. Bense öğretmen olmamdan kaynaklı olabilir, ilk gruptan olduğumu düşünüyorum.

Kısaca hikayemiz şöyle:

Bundan üç yıl önce, 10. sınıf (lise 2) öğrencisi olan oğluma, ilkokula devam ederken (İstanbul’un ünlü özel okullarından birinde okudu) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve özel öğrenme güçlüğü (disleksia-okuma bozukluğu) ve üstün zekalı tanısı konmuştu. İlkokulu burada tamamladıktan sonra ortam değişikliğinin ona iyi geleceğini düşünerek (bir nevi etiketlendiği için) okul değiştirdik. Bu kez başka ünlü özel okullardan birine gitmeye başladı. Üç yılı da orada tamamladıktan sonra okulun, oğlumun raporunu lisede tanımayacağını söylemesi nedeniyle tekrar okul değiştirdik. Raporu sayesinde okutman eşliğinde girdiği SBS sınavından 435 puan aldı. Ancak benim dürüstlüğüm nedeniyle başvurduğumuz her lisenin (İstanbul’daki bilinen çok sayıda büyük kurumun da aralarında olduğu özel okullar ve aslında pek de beğenmediğim bir çok lise) raporlu öğrenciye karşı tepkili yaklaşması nedeniyle neredeyse ortada kaldık. Yaz sonuna doğru başka bir tanınmış, büyük özel okulun lisesinin sınavına girip geçtikten sonra, raporu tanımaması koşuluyla okula kaydımızı yaptırdık.

Bu arada raporunu lise öğrencisi olduğu için yenilemek zorundaydım. En azından ÖSS sınavında süre ile ilgili sıkıntı yaşayabileceğinden okutmana ihtiyaç duyabileceğini düşünerek raporu yeniledik. Okul yönetimine sadece ÖSS için tedbir amaçlı olduğunu söyledik aksini talep etmedik. Ancak okula girerken bu konuda bilgili olmasalar da karşılıklı anlayış içersinde  olacaklarını söyleyen yönetim, ilk günden tavrını hiç de yapıcı kılmadı. Sonuç olarak aslında ilk yıldan okulun, derslerin yükü atında ezilmeye başlayan oğluma pek de uygun bir okul olmadığını anladık ama uzaklığına (Yeşilköy –Bahçeşehir 47km) ve zorluklara rağmen oğlum, arkadaşlarını ve okul ortamını çok sevdiği için ikinci yıla da aynı koşullarda başladık. İlk dönem beş zayıf getiren oğlum ikinci döneme daha kararlı başladı ama meğer yönetim kararını çoktan  vermiş. Hafta sonu yapılan veli toplantısı sonrası -benim o yıl sonunda zaten okul değiştireceğimi söylememe rağmen- oğlumu bir an önce okuldan almamın daha doğru olacağını söylediler.

Bizimle aynı şekilde bir arkadaşına da uyarı gitti. Anlaşılan başarı odaklı bir okul olma yolunda ilerleme kararındaki yönetim, çürük elmalardan arınmak için kolları sıvamıştı…

Bu karara karşı önce ‘Zaten ayrılacaktık’ düşüncesiyle aşırı tepki vermediysem de hafta içinde okul arayışlarımın sonuçsuz kalmasıyla öfkeye kapıldım. Salı günü kendilerine bugüne kadar başvurmadığım raporundan artık faydalanmak istediğimi, sonuçta yasal bir hakkım varken kullanmak istediğimi, derslerinden bu şekilde geçerse zaten seneye bu okulda devam etmeyeceğimizi söylediysem de kabul edilmedi. Hatta bana raporu okul açıldıktan sonra aldığımı (oysa ki yenileme prosedürü idi o…) ve de okulun baştan bunu kabul etmediği için hiçbir yükümlülüğü olmadığını söylendi. Görüşme sonunda bana okulda kalıp kalmamızın bizim kararımız olduğunu ancak hiç de hayırlı olmayacağını ima edercesine oğlumun başarısızlık hissini davranışlarına yansıttığı için sınıf ortamından uzaklaştırılabileceğini hatırlatılarak doğru kararın şimdiden değişiklik yapılması olduğu söylendi.

Müdire Hanım’ın disiplin suçu dahi olmayan bir öğrenciyi bu zamanda ortada bıraktığını unutarak not meselesinin ‘okulun ahlakı’ olduğunu söylemesi ve de okulun kurucusunun oğluma söylediği sözlerle onun üzerinde psikolojik baskı kurarak taciz etmesi beni gerçekten okuldan soğuttu.

Oğlum okulda kalmak istese de ne okulun tutumuna ne de baskı altında kalacak olan oğlumun tepkilerine güvenebildiğim için son görüşmemizden sonra kararımız kesinleşti. Ayrıca yönetimden güç alan bazı genç ve sabırsız hocaların da en ufak hareketlilik halinde bu kez disiplin cezası vs. gibi bahanelerle bıktırma politikası sergilemelerinden korktum.

Bu arada, Ankara’dan Hiperaktivite Derneği Başkanı ile telefon görüşmeleri yaptım ve elimde rapor olduğu sürece okulun öğrenciden sorumlu olduğu teyidini de aldım. Ancak, karşımda eğitime gayet teknik ve ticari açıdan bakan bir kurum olduğu için benim hak–hukuk arayışım onların umurlarında dahi olmayacağının, bilakis ters tepeceğinin bilincindeydim. Sonuç olarak, büyük bir çaresizlik içinde evimize yakın bizi kabul eden bir okula kayıt yaptırdık. Lise son sınıfı da dışardan tamamlamak zorunda kaldı.

Ben de bir öğretmenim ve özel eğitim konusunun ülkemizde birçok konuda olduğu gibi büyük bir boşluk olduğunu biliyorum. Bu konuda öğrencisine sahip çıkan tek tük kurum olduğunu biliyorum ve bu okulların yönetimini takdir ediyorum. Artık sadece başarı odaklı ticarethaneler olarak gördüğüm bu okullar, o kadar rahat öğrencilerini harcıyorlar ki! İsyan ediyorum. Üstelik müdür vicdanını aklarcasına oğluma okula ne zaman isterse gelebileceğini aslında sorunun sadece akademik olduğunu söylüyor, arkadaşlarını ise özellikle toplayıp okuldan bir nevi baskıyla ilişiği kesilen iki arkadaşlarının kesinlikle ‘atılmadıklarını’ kendilerine daha uygun bir okula gittiklerini (Sanki öyle bir okul varmışçasına!) söylüyor.

Beni asıl üzen, oğlumun uğradığı haksızlık sonucunda beslediği sitem ve kaybettiği özgüven…

Eğitim gündeminde tartışılacak en son konu da olsa, bir gün bu alanda bir şeyler yazmak, çözüm üretmek veya aracı olmak isterseniz beni de bu duruma isyan edenler listesine katabilirsiniz. En azından bir veli olarak yaşadıklarımı paylaşabilir, gün geçtikçe artmakta olan, özel eğitim gerektiren çocukların velilerine örnek olabilirim.

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürlerimi sunuyorum.”

Her türlü özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar ve aileleri adına, hak ettikleri tutum ve imkanların onlarla birlikte olmasını diliyorum.

Fethiye Şenel

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!