TRENDLER
Fethiye Şenel
Fethiye Şenel

TÜM YAZILARI

IQ Testi Yapılmışsa Dosya Kapanmış Mıdır?

Görüntülenme 450

0
IQ Testi Yapılmışsa Dosya Kapanmış Mıdır?

“On yıl önce, yüksek lisans tezim için, aynı zamanda zeka puanı da veren bir testin standardizasyon ve norm çalışmalarını yaparken uygulama yaptığım öğrencilerden bir tanesinin, daha önce yapılan bir değerlendirme sonucu zaten “üstün zekalı” tanısı almış olduğunu biliyordum. O zaman 9 yaşında olan bu öğrencinin, testi uygularken belirli alt testlerde özellikle arka arkaya dört hata ve daha fazlasını bilinçli olarak yaptığını fark ettim. Daha önce kendisine yapılan değerlendirmede kullanılan ölçek (farklı bir ölçme ve değerlendirme aracı) sayesinde mi yoksa o sırada kendi yaptığı muhakemeyle mi karar verdi bilemiyorum ama bu sayede testin daha çabuk bitirileceğini keşfetmişti. Kendisine, o gün yerine kendi istediği başka bir güne randevu vererek uygulamayı sonlandırdım. Daha sonraki buluşmamızda iş birliği yaparak testin gerçekçi bir şekilde uygulanıp tamamlanmasına yardımcı oldu. Bu şekilde var olan potansiyelinin yansımasını daha net bir şekilde görmüş olduk.”

Genellikle standardize edilmiş bir zeka veya başarı testinde başarılı bir skor elde eden bir öğrenci, yapılan diğer testlerde de yüksek skorlara ulaşır. Testler şanşa veya başka herhangi bir tahmin olayına imkan vermeyecek şekilde düzenlenmişlerdir. Ancak yukarıda verilen örnekte de görüldüğü gibi uygulama esnasında yapılan gözlemler ve çocuk hakkında farklı kaynaklardan alınan gözlem formlarına dayalı bilgiler (öğretmen ve aile gibi) hayati önem taşımaktadır. Testin verildiği koşulların yanı sıra yüksek yetenekli bir çocuğun değerlendirilmesi bazen testin kendisinin ölçebilme sınırlılığı ya da müzik, resim gibi sanatsal veya mekanik alanlardaki özel yetileri ölçmenin verdiği zorlukla (performans kaygısı, görecelilik gibi sebeplerle) düşük skorla sonuçlanabilir.

Okullarda çoğu zaman öğrenciye uygulanan psikolojik bir test sonucu elde edilen skora göre “tanılama” işlemi bitirilir, öğrencinin tüm okul hayatı bu sonuca göre planlanır ve bu da özellikle yapılan değerlendirmelerde mevcut potansiyelini gösteremeyen üstün yetenekli çocukları dezavantajlı bir duruma sokar. Bununla birlikte yapılan grup değerlendirmelerine göre bir karara varmak da oldukça sağlıksız bir yöntemdir. Üstün yetenekli bir öğrenci bireysel yapılan ölçme uygulamalarından, grupla yapılan değerlendirmelere oranla oldukça yüksek bir skor elde edebilir.

Sınıf öğretmenleri ve psikolojik danışmanların öğrenci hakkındaki gözlemleri, test sonuçlarının güvenilirliği açısından çok önemli destekleyici bilgi kaynağı niteliğindedir. Öğrenci yapılan değerlendirme sonucu yüksek bir skor aldıysa genellikle problem yoktur ancak öğretmenlerin gözlemlerine göre söz konusu öğrenci, akranlarına göre farklı gelişen bir öğrenci ise ve belirli alanlarda onlardan daha ileri seviyede iken düşük bir skor aldıysa, yapılan değerlendirmeden çok gözlemlerden elde edilen verilere ve tahminlere güvenmek daha mantıklıdır. Ayrıca her test için, ne zaman ve ne sıklıkta verileceğine dair belirlenen tekrar uygulama süresi vardır. Böyle bir durumda yeterli zaman aralığını verdikten sonra testin tekrar uygulanması, elde edilen verilerin daha doğru olması için alınacak bir tedbir olabilir. Testleri yineleme, rastlantı sonucu yanılgılara karşı atılacak en anlamlı adımdır.

Genellikle üstün yetenekli bir öğrenci okulda bazı problemler sergilemiyorsa ya da ailesi tarafından erken yaşta okula başlatılma (sınıf atlatılma gibi) talebi olmuyorsa, çok ender olarak psikolojik teste tabi tutulmaktadır. Üstün yetenekli öğrencilerin doğru yöntemlerle tespit edilmesi, daha önceki “Üstün Zekalı Mı Değil Mi?” başlıklı yazımda da ele aldığım gibi kendilerine uygun zenginleştirilmiş ve farklılaştırılmış eğitim programlarından yararlanabilmeleri için büyük önem taşımaktadır. Üstün zekalı ve yetenekli bir öğrenciye okullarda uygulanan standart eğitim ve öğretim ortamını sunmak, alışılagelmiş rutin çalışmalarla zamanını geçirmesine sebep olmak ve gelişimini kendi haline bırakmak zamanla körelmesine ve kötü çalışma alışkanlıkları geliştirmesine neden olacaktır. Zaten bildiği bilgilerin yinelenmesi sıkılmasına yol açar, sıkıntı da daha çok tembelleşmesine ve öğrenme isteğinin azalmasına neden olur. Dolayısıyla aradığı “heyecanı” olumsuz davranış biçimleriyle gösterebilir, kendi iç dünyasına dönerek kurduğu hayallerle ortama uyum sağlamakta güçlük çekebilir.

Zenginleştirme programı sayesinde üstün yetenekli öğrenciler yetilerini tamamıyla kullanmayı öğrenebilirler, okul başarıları artar (pek çok üstün yetenekli öğrencinin okulu erken yaşta bıraktığını biliyoruz), derinlemesine bilgi sahibi olurlar, öğrenme aşkları pekişir. Zaten çarpım tablosunu, temel dört işlemi çok iyi bilen, problem çözmekte hiçbir sorun yaşamayan bir 2. sınıf öğencisini matematik dersi için heyecanladırmak istiyorsak, onun ilgi ve yeteneklerine göre tatmin olacağı bir çalışmayı ona sunmak dışında bir alternatifimiz maalesef yoktur. Yaptığı çalışmaların boşuna olduğunu, can sıkıntısının giderek arttığını fark eden bir öğrencinin geleceği için hepimiz aynı derecede sorumluyuz ve gerekli öğretim tedbirlerini alarak mevcut dersleri de çalışması için onun motive olmasını sağlayabiliriz.

Fethiye Şenel

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!