TRENDLER
Fethiye Şenel
Fethiye Şenel

TÜM YAZILARI

Üstün Yetenekliler ve Yaratıcılık

Görüntülenme 710

0
Üstün Yetenekliler ve Yaratıcılık

Josephe Renzulli “üstün zekalılılığın” tanımını yaparken; Genel ve Özel Üstün Zihinsel Yetenek, Motivasyon ve Yaratıcılık kümelerini esas almış ve özellikle akademik başarının yanında, yeni düşünceler üretip bunları yeni sorunların çözümünde uygulayabilmeyi içeren yaratıcılığın ve bir işi sebatla başından sonuna kadar götürebilme niteliklerinin önemini vurgulamıştır.

Yaratıcılık, bilimde, sanatta, teknolojide, yöneticilikte, müzikte ve insan zekasını içeren her faaliyette olabilir. İnsanlar genel olarak yaratıcı değillerdir fakat somut bir eylem içerisinde yaratıcı olabilirler. Örneğin matematiksel bir çalışmada, resim yaparken, bir şarkı bestelerken, roman yazarken… Yaratıcılık zeka seviyelerine göre farklılık gösterebilir ancak yaratıcılık, üstün zeka ve yetenek ile birleştiğinde, insanlığın ve medeniyetin ilerlemesi için gerekli olmazsa olmaz iki bileşenin bir araya gelmesinden bahsedebiliriz.

Yüksek zeka ile birleşen yaratıcılığın toplumun gelişmesine sağlayacağı katkıları düşündüğümüzde, eğitim sistemi içerisinde bu kavramın gelişimi için fırsatlar yaratılmasında herkesin üstüne düşen sorumluğu alması gerektiğini unutmamalıyız. Yaratıcılık elbette sadece entelektüel bir süreçten ibaret değil, özellikle sezgiler, duygular ve imgelem gücü ile desteklenen bir süreçtir. Bu süreçte alışılagelmiş ya da rutin olana bir alternatif sağlamak, özgün bir şey oluşturmak söz konudur. Sanırım tam da bu noktada zorluklar ve çelişkiler başlamaktadır, çünkü öğretmenler öğrencilerinin hem yaratıcı olmalarını istemektedirler, hem de yaratıcılık süreci için gerekli olan koşulları oluşturmaktan kaçınmaktadırlar. Bunun sebeplerine indiğimizde yaratıcı kişilerin özellikleri ile genel olarak öğetmenlerin öğrencilerden bekledikleri davranışların birbirine oldukça zıt bir biçimde geliştiğini söyleyebiliriz.

ABD gibi Ar-Ge çalışmalarına yoğun yatırım yapan ülkelerde, çok sayıda şirketin, yenilikçi fikirlerin oluşması ve eyleme dökülmesi için yaratıcı personelinin yoğun olarak çalışması amacıyla ayrılan yaratıcılığı destekleyen bölümleri vardır. Bu bölümde çalışan kişiler, genellikle kravat takmaz, işe geliş-gidiş saatleri düzensizdir, geç gelmeleri zihinleri bir fikirle meşgul olduğu varsayıldığından tolere edilebilir ve olağanüstü yetenekleri sebebiyle onlara “yaratıcılar” denir.  – (Ken Robinson, Yaratıcılık, 2001)

Peki ya okul ortamında, sınıflarda durum nasıldır? Sürekli belirlenen kurallara göre ve öğretmenlerin isteklerine göre hareket etmek ve düşünmek zorunda kalan öğrenciler yaratıcılıklarını ne kadar geliştirebilirler?

Yaratıcı kişi; hata yapar, ayrıntılı ve rutin çalışmalardan çok fazla tatmin olmaz, aşırı düzenden rahatsız olur, karmaşık fikirleri tercih eder, dış uyaranlara açıktır, otoriteye karşı gelebilir, heyecan ve düşüncede akıllılık ve çocuksuluk gibi zıt uçlarda bulunabilir, hayal gücü zengindir, uyumsuzdur, risk almayı sever, eleştirel düşünür, duygularını bastırmaz, çok meraklıdır, konu dışında sorular sorar, enerjiktir, coşkuludur. Öğrenme sürecinde öğretmenin bir yandan sınıf yönetimini sağlamaya çalışırken bir yandan da bu kişilik özelliklerine cevap verecek çalışmalar yapmak zorunda kalacak olması, durumu güçleştiren nedenlerin başında gelmektedir. Literatüre yaratıcı kişilerin özellikleri olarak geçen bu maddeler, söz konusu ders ortamı olduğunda; şımarık, öğrenme ortamını bozan, aklı beş karış havada diye tabir edilen öğrenciler olarak ifade edilir.

Yaratıcı süreç söz konusu olduğunda; kişinin kendi yaratıcı gücü için en doğru ortamı bulması gerekir. Çizim yapma konusunda yetenekli olan bir kişi için istediği gibi çizim yapabileceği bir ortamın bulunması onun bu yeteneğini ortaya çıkaracaktır. Bu ortamı denetleyebilmesi, ayrıca deney yapmak ve risk almak için bir özgürlük alanının da olması önemlidir. Tüm araştırmalar yaratıcılığın öğretilebilir ve geliştirilebilir bir özellik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda öğretmenlerin belirli dersleri esnek tutumlar sergileyerek, hoş görüsü yüksek ortamlarda, yaratıcılığı geliştiren teknikleri (sonraki yazılarımda bahsedeceğim) kullanarak işlemeleri, çocukların yaratıcılıklarını geliştirme fırsatı bulabilmeleri açısından son derece mühim bir yer oluşturmaktadır.

En başından beri yaratıcılık, zeka ve başarı üzerine yapılan modern araştırmalar, bir grup olarak yüksek IQ’ya sahip öğrencileri (okul hayatları boyunca sürekli iyi not almalarına rağmen) geçen bir grup daha olduğunu göstermiştir. Onlar da sadece IQ derecesi değil, yaratıcılıkları da yüksek seviyede olanlardır. – (Arthur J. Cropley & Klaus K. Urban, Programs and Strategies For Nurturing Creativity, 2000.)

Daha önceki üstün zekalılar ile yazdığım yazılarda, bu çocukların özelliklerinden bahsederken özellikle belirli zamanlarda bağımsız çalışabilme ihtiyaçlarını karşılamanın önemini anlatmıştım. Bir öğrenci hem yüksek IQ seviyesine hem de yüksek yaratıcılığa sahipse, bu alanda kendisini geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu zamanı, alanı ve materyali ona sunmamız gerekir. Bazen bizim hayal gücümüzün de sınırlı kaldığı zamanlarda, yaratıcılığın bağlantısız gibi görünen şeyleri birbirine bağlayabilme becerisi olduğunu anımsayıp bu öğrencilere inanmalı ve içsel motivasyonlarna ket vuracak davranışlardan kaçınmalıyız.

Fethiye Şenel

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!