TRENDLER

Konuk Yazar: Nilüfer Tırpan - Acelesi Olmayan Çocuk Yetiştirmek

Görüntülenme 357

0
Konuk Yazar: Nilüfer Tırpan - Acelesi Olmayan Çocuk Yetiştirmek

Günümüz anne babaları, çocuklarını kısa zamanda yetkin beceriler kazanmış, akademik, sosyal, sportif alanlarda başarılı, her anı farklı bir aktivite ile doldurulmuş “hiper” bireyler olarak yetiştirmeye çalışmaktadırlar. Bir yandan derslerinden geri kalmasın diye uğraşılan çocuklar, bir yandan da sportif, kültürel, sanatsal yeteneklerini hızlı bir şekilde geliştirmeye çalışıyorlar. Bu kadar çok etkinliği üst üste dizmeye çalışırken de kaygı, dikkat sorunu ve benzeri pek çok sıkıntı ile karşılaşan ebeveynler, nerede hata yaptıklarını düşünüyor ve çareyi etkinlikleri artırmakta ya da uzmanların kapısını çalmakta buluyor.

Ünlü bir psikolog olan David Elkind’in bundan 25 yıl önce “acele ettirilen-hızlandırılmış çocuk” olarak tanımladığı, hayatı sürekli programlanmış, her türlü aktivite ve akademik hayatta yüksek beklentilerle karşılaşan ve hayatı tam anlamıyla yaşayamayan çocukların durumu, günümüzde daha da çarpıcı bir hal almıştır. Elkind’in de vurguladığı gibi çocukları erken olgunlaştırma, onlara yarar sağlamak yerine ruhsal sorunların ve rekabetten başka bir şey düşünmeyen bireylerin yetişmesine neden oluyor.

Hepimiz çocuklarımızın hayatta başarılı olmasını istiyoruz. Ancak başarının anlamı çocuğu her alanda yarış atına çevirip diğer çocuklara yetişmesini ya da onları geçmesini sağlamak değil. Çocuklar hıza ve verimliliğe saplantılı doğmuyorlar, biz onları bu hale getiriyoruz.

Bu koşuşturmalı yaşam içerisinde artık beş yaşındaki çocuklar bile stres yüzünden mide bozukluklarından, baş ağrılarından, uykusuzluktan, depresyondan ve yeme bozukluklarından muzdarip. “Sürekli Hareket” toplumunda, herkes gibi çocukların çoğu da az uyuyor. Bu da onları uykusuz, sinirli ve sabırsız yapıyor. Uykusu noksan çocuklar, arkadaş edinmekte de zorlanıyorlar. Dahası derin uykuda insanların büyüme hormonu çalıştığından, uygun kiloya erişmekte zorlanma ihtimalleri de yüksek.

Öğrenme konusunda da çocukları hızlı bir programa sokmanın yarardan çok zararı bulunmaktadır. Pek çok araştırma çocukların daha yavaş öğrendiklerinde daha iyi öğrendiğine işaret ediyor. Rahat, az disiplinli ve acelesiz yollarla eğitilen çocuklar daha iyi öğrenmekte ve daha uyumlu kişilikler geliştirmektedirler.

Bir masumiyet ve hayal dönemi olan çocuklukta, görme, düşünme ve hissetme kendine özgüdür. Onlardan birer yetişkin gibi davranmalarını beklemek ise doğru değildir. Çocukluk çağını bir kurstan diğerine sürüklenerek geçirmek yerine okuyarak, çizim yaparak, öyküler anlatarak ve doğayı öğrenerek geçiren çocuk, ezberlemekten çok öğrenmeye ve bilginin peşinde koşmaya meyilli olacaktır.

Çok sayıda çalışma, oyuna ayrılan zamanın çocukların sosyal ve dil yetilerini, yaratıcı güçlerini ve öğrenme yeteneklerini geliştirmesinde faydalı olduğunu göstermiştir. Ancak bu oyun zamanının en önemli özelliği, belli bir planlama-başlama-bitiş gibi yapılandırmalardan uzak olmasıdır. Legolardan ev yapmak, parkta çocuklarla oyun oynamak, camdan dışarı bakmak, bir kuşun uçmasını izlemek gibi etkinlikler, çocuğun dünyaya olan tepkisini kendi hızında keşfetmesini sağlamaktadır.

Bazen çocukların da yaşamlarının sıkıcı ve yavaş olması gerekiyor. Çocuklara, tablet ve televizyon ya da öğrenmeyi hızlandırdığı düşünülen çeşitli materyaller olmadan da oyalanma hakkını vermeliyiz. Günün her anı için etkinliklerle dolu bir program yapmadan, onların sadece spontane olarak oyun oynamalarına izin vererek de çocukların zihinsel ve toplumsal gelişimlerine katkıda bulunabiliriz. Unutmayalım, çocuklara aldığımız oyuncak kadar onlara bu oyuncaklarla oynayacak zamanı da vermeliyiz.

 

Nilüfer Tırpan

Rehber Öğretmen

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!