TRENDLER

Neden Bizi Okullarda Yaşlarımıza Göre Ayırmaları Hiç Mantıklı Değil?

Görüntülenme 2438

0
Neden Bizi Okullarda Yaşlarımıza Göre Ayırmaları Hiç Mantıklı Değil?

Neredeyse aklım başımdan gitmişti. Eğitimci bir arkadaşım, çocukları okulda yaşlarına göre ayırmanın mantıklı olmadığını söylemişti. Birkaç saniye şüpheyle karşıladıktan sonra, söylediği şeyi ciddiye almış ve çocukları yaşlarına göre gruplamanın daha önce hiç karşı çıkmadığım bir varsayım olduğunu fark etmiştim.

Gerçekten çocukları neden yaşlarına göre ayırıyorlar? Bunun hiçbir anlamı yok!

Çocuklar için, aşağı yukarı aynı yaşta oldukları diğer çocuklarla birlikte öğrenmek daha doğal ve bariz bir şekilde daha faydalı olduğu için mi?

Bazı şeyleri, hep öyle olageldiği için doğru kabul ediyoruz. Hep öyle olduğunu görerek büyüdüğümüz durumları, bir süre sonra sadece bir tek o şekilde olabilirmiş gibi ve bütün insanlar hep o şekilde yapıyorlarmış düşünüyoruz.

Aslında, dünyayı algılayışımızı bu şekilde geliştirip kuruyoruz. Yeni bilgiler edindikçe bu algımızı güncelliyoruz, ancak geçmiş hakkında kesin bilgiler edinmek zor olduğu için genellikle hayatımız boyunca pek çok yargımızın aslında ne olduğunu fark etmiyoruz.

Çocukların yaşlarına göre sınıflara ayrılması konusundaki tartışma ve araştırmalara daldıkça, aslında çoğumuzun doğal olarak gördüğü şeyin aslında geçen yüzyılın başlarında eğitim bürokratları tarafından geliştirilen hatalı bir fikir olduğunu anladım.

“Bu, bir grup zihnin, tıpkı bir ordu komutanının askerlerini yığınlar halinde yönlendirmesi ve bir araya getirmesi gibi bir araya getirilip kontrol edilebilmesi varsayımına dayanmaktadır. Böylece bütün sınıf sağlam ve dayanıklı bir sütun gibi, aynı hizada ilerleyip sonraki kademelere ulaşır. Bu yanyana hizalanma, sıkıcı rakamlar ve kafası karışmış pedagojinin ortaya koyduğu cebirsel bir mit olan, “ortalama” öğrenciyi esas alır. Sınıf sistemi, çabuk ve hızlı düşünen öğrencilere zarar verir çünkü bu öğrenciler, sözü edilen uydurma “ortalamanın” hızına ayak uydurmak için kendilerini dizginlemek zorundadır. Ancak sınıf sistemi, bu uydurma “ortalama öğrencinin” gerisinde kalan öğrencilere çok daha fazla zarar vermektedir. Bu öğrenciler daha başlarken başarısızlığa mahkûmdurlar.

Varsayımları açısından bundan daha aptalca, koşullar açısından bundan daha imkânsız ve uygulama açısından bundan daha ezici bir sistem var mıdır acaba?”

Öğrencilerin yaşlara göre ayrılması sistemi, San Fransisco’daki Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nin ilk başkanı olan Frederick Burk tarafından 1912’de bu şekilde eleştiriliyor ve daha sonra Charles E. Silberman tarafından Sınıfta Kriz isimli kitapta alıntılanıyor. Daha pek çok yazar, modern eğitim sisteminin aslında Prusya modelinden evrilerek Amerika’ya getirildiğini ve daha sonra tüm dünya tarafından standart olarak kabul edildiğini söylüyor.

Rocìo Hedman, ayrozio

Modelin tüm dünya tarafından yanlış anlaşıldığını değil ama en azından eskidiğini ve yeniden gözden geçirilmeye değer olduğunu tartışabiliriz.

Çocukların ve öğrencilerin en önemli belirleyici özelliklerinin yaşları olması ve bu parametreye göre bir araya getirilmeleri fikri, Sir Ken Robinson’ın, “Eğitimde Paradigmaları Değiştirmek” başlıklı ünlü TED konuşmasında eleştirdiği fikirlerden birisi.

“Öğrenciler, sanki sahip oldukları en önemli özellik üretim tarihleriymiş gibi yığınlar halinde yaşlarına göre eğitim alıyorlar.”

Neden çocukları yaşlarına göre ayırıyoruz? Büyümelerinin ve öğrenmelerinin en iyi yolu bu mu?

Hepimiz (gerçekten hepimiz!) biliyoruz ki, merak ederek öğrendiğiniz şeylere ilgi duymaya devam edersiniz, öte yandan ceza tehdidiyle öğrendiğiniz ne varsa, sınavı geçer geçmez zihninizden silinir gider. Farklı insanların farklı zamanlarda farklı konuları merak etmiş ya da bu konularla ilgilenmiş olduğunu düşünürseniz, eğer mesele gerçekten öğrenme ise, her çocuğu yedi yaşındayken şunu ya da yedi buçuk yaşındayken bunu; on iki yaşındayken şunu ve on üç yaşındayken bunu öğrenmeye zorlayacak bir sistem kurmamanız gerekir.

Yaş o kadar önemli değil. Çocuklar ve öğrenciler, belli bir konuya ilgi duydukları anda meraklarını giderebilecekleri bir ortamda bir araya gelebilmeliler; herkes için aynı olan on beş yıllık bir çizelgede değil.

Ayrıca, gerçek dünyada farklı yaşlardan insanlarla aynı anda etkileşim halindeyiz. Hayatımız boyunca, sadece geleneksel bir okulda geçirdiğimiz zaman içinde yaşlara göre ayrılıyoruz. Yetişkin olduğumuzda, bizden daha genç ya da daha yaşlı insanlarla sürekli olarak bir arada oluyoruz. Öyleyse neden çocuklarımız için sahte bir dünya yaratıyoruz?

Çocuklarımız, farklı pek çok ilişkiyi aynı anda idare edebilmeyi en başından öğrenmeli, hayatın karmaşıklığına alışmalılar. Belli koşullar altında, sadece eşit (akranlarıyla) ve maruz kaldığı (otorite karşısında) ilişkiler arasında geçiş yapmak değil, farklı roller üstlenebilme becerisini geliştirebilmeliler. Bu son derece önemli çünkü ilişkileri algılayışımızı, sıfır ve birlerden oluşan tehlikeli bir basitleştirmeye göre biçimlendiriyoruz. Böylece, dünyanın dâhiler tarafından yönetildiğini ve hocalarının her şey hakkında her şeyi bildiklerini düşünen ama akranlarını ya da kendilerini değerli bulmayan 25 yaşında akıllı üniversite mezunlarınız oluyor.

Bu sonuncusu, çocukların yaşlara göre ayrılması konusuna itiraz eden başka bir iddianın ortaya çıkmasına neden oluyor: Bu iddia da, sadece uzmanların öğretebildiği önyargısından hareket ediyor.

Öğrenme kademeli bir eylemdir. Öğrenmek için daha kısa bir süre önce sizin gibi olan ve şimdi sizin birkaç adım ilerinizde bulunan birine ihtiyaç duyarsınız. O, sizin problemlerinizle bağ kurabilir çünkü kendisinin de deneyimleri henüz tazedir ve bu sorunları onlarca yıl önce yaşamış birine göre, problemlerinizi çözmeniz konusunda size çok daha fazla yardımcı olabilir.

Yaşça daha büyük ve daha küçük öğrenciler öğrenme ortamında farklı roller üstlenirler ve bu çeşitlilik hepsine fayda sağlar. Daha büyük öğrenciler daha küçüklerle ilgilenirler, anlayışlı olmayı ve onlara saygı duymayı öğrenirler. Küçüklere bir şeyler anlatmak, öğrendikleri konular hakkında kendilerine güvenlerini pekiştirmenin en iyi yoludur.

Çeşitlilik; inovasyon, keşif, öğrenme ve gelişmenin garantisidir. Yaş ve deneyimin bir araya gelmesiyle inanılmaz sonuçlar elde edilebilir.

Kaynak: https://medium.com/the-exofiles/why-dividing-us-by-age-in-school-doesnt-make-sense-c6d1b5d79f0c#.wjhv1ersv

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!