Neden Temel Aritmetiği ve Okuma Yazmayı Ortaokulda Öğretmeye Başlamıyoruz?

2
3295

Geçtiğimiz günlerde Peter Gray matematik eğitimiyle ilgili bir makale yayınladı. Makaleyi okuduktan sonra uzun zamandır düşündüğüm ve eğitimci sohbetlerinde dile getirdiğim bir soruyu daha yüksek sesle ifade etme cesaretini buldum; “Neden temel aritmetiği ve okuma yazmayı ortaokulda öğretmeye başlamıyoruz?”

Soruyu tersten soracak olursam, neden 6 yaşındaki çocuklara, bilişsel gelişimleri henüz hazır değilken, acı çektirerek matematik ve okuma yazma öğretmeye başlıyoruz? Bu soruyu sormama neden olan çok sayıda olumsuz deneyime tanıklık ettim. Eminim siz de etmişsinizdir. Okuma yazmayı öğrenemediği için uzmanlara gönderilip etiketlenen, çıkarmanın, çarpmanın mantığını anlayamadığı için kendini yetersiz hisseden, annesi babası tarafından “öğrenmesi” için gerginlikle ders çalıştırılan çocuklar her zaman “bu işte bir terslik var diye düşünmeme” neden olur.

Bilişsel gelişimleri henüz hazır değilken” ifadesi aslında kritik bir ifade. Matematik ve okuma yazmayı erken yaşlarda öğretmeye başlamanın çocuğun düşünme becerilerini geliştirdiğini ve bilişsel gelişimini hızlandırdığını varsayıyoruz. Bu yüzden erken yaşlarda öğretmeye başlıyoruz. Çocuğun beyni erkenden daha çok gelişsin ki daha çok bilgi yüklemesi yapabilelim. Akla yatkın bir önerme! Erken başlayalım ki çok yol alalım.

Peter Gray’in makalesine okuyana kadar erken başlama paradigmasının işe yaramayacağına dair inancımı destekleyecek hiçbir kanıtla karşılaşmamıştım. Louis P. Benezet (1878-1961) 1920’li yıllarda okul yöneticisi olarak çalışırken müfredat düzenleme çalışmalarına katılıyor. Müfredatın çok sıkışık olduğu ve azaltılması gerektiği düşünülüyor ve eğitimcilerden hangi konu başlığının çıkartılmasının uygun olacağıyla ilgili görüş belirtmeleri isteniyor. Benezet, çok saçma bir öneriyle çıkageliyor; müfredattan matematiği çıkartalım. Doğal olarak öneri kabul görmüyor ama Benezet çalışmalarına devam ediyor.

Benezet’e göre erken yaşta matematik öğretmek çocukların düşünme becerilerinin körelmesine hatta bilişsel olarak sakatlanmalarına neden oluyor. Matematik felsefesine ve özgür düşünme bakış açısına hâkim olmayan, hatta kendilerini matematik özürlü olarak tanımlayan öğretmenlerden, bilişsel olarak tam hazır değilken matematik öğrenmeye çalışmak çocuğu sakatlıyor. Çok iddialı bir ifade!

Benezet, sosyoekonomik düzeyi düşük mahallelerde aileleri ikna ederek deney sınıfları oluşturuyor. 6. sınıfa kadar matematiği müfredattan çıkartıyor. Müfredata boş zaman etkinlikleri ve okuma dersleri ekliyor. Bu değişikliği özellikle sosyoekonomik düzeyi ve dolayısıyla test skorları düşük bir grup öğrenci üzerinde başlatıyor. Sosyoekonomik düzeyi yüksek ailelerin matematiği programdan kaldırmayı kabul etmeyeceğini öngörüyor.

Bu sınıflardaki öğrenciler 1-5 arasında hiçbir şekilde toplama, çıkartma, çarpma, bölme dersleri almıyorlar. Onlara temel aritmetik öğretilmiyor. 6. sınıfın başında, genel olarak test skorları düşük olan öğrenciler, matematik hiç öğretilmediği için matematikte de diğer sınıflardaki öğrencilerden açık ara kötü skorlar alıyorlar.

6. sınıftayken, diğer öğrencilerin 6 sınıf boyunca maruz kaldıkları matematik müfredatını, 1 yılda bitiriyorlar. Deney sınıflarındaki öğrenciler yıl sonunda açık ara daha başarılı sonuçlar elde ediyorlar.

Köklü bir eğitim geleneğine karşı sadece bir araştırma sonuçlarının yeterli olmadığını biliyorum. Sadece bir araştırmadan yola çıkarak alıştığımız, bildiğimiz, güvende hissettiğimiz yolu değiştirmeyiz. Fakat yaptığımız eğitimi anlamak için gerçek sorular sorabiliriz: Neden 6 yaşındaki çocuklara, bilişsel gelişimleri henüz hazır değilken, acı çektirerek matematik ve okuma yazma öğretmeye başlıyoruz?

Bu sorunun cevabını aramanın ve tartışmanın eğitimi ileriye taşıyacağına inanıyorum. Bugünün eğitim trendlerine baktığımızda bilgi temelli eğitim yerini beceri temelli eğitime bırakıyor. Biliyoruz ki bugünün çocukları büyüdüklerinde bilgiden çok beceriye ihtiyaç duyacaklar. İlköğretim boyunca matematik ve okuma yazma öğretmeye ayırdığımız süre çocuğun bilişsel becerilerini geliştirmiyor hatta çocuğu olumsuz yönde etkiliyor, köreltiyor olabilir mi? Matematik ve okuma yazma için ayırdığımız süreyi beceri eğitimi için kullansak, çocuğun bilişsel olarak daha olgunlaştığı ortaokul döneminde matematik ve okuma-yazma eğitimine başlasak daha iyi olabilir mi?

Peter Gray makalesinde, 200 saatlik matematik eğitimi yetmeyince 400 saate çıkarttığımızı, ilkokulda olmayınca anaokulunda öğretmeye başladığımızı, çocuklar öğrenemedikçe öğrensinler diye hep daha fazla eklediğimizi söylüyor ve çocuk eğitimdeki önemli bir ilkeyi hatırlatıyor; “Az daha fazladır (less is more)”.

Yılmaz Erdal

@yilmazerdalyilmaz

2 YORUMLAR

  1. Yazıyı okudum ancak temel bir hata yapılıyor, veli ve öğretmen tutumları hatalı diye, çocuk hatalı kabul ediliyor ve genelleme yapılıyor. Çocuğu okumaya geçmediği için gerginleşen ve bunu çocuğa yansıtan, veli veya öğretmendir. Büyükler bunu sorun etmezse, çocuk da etmez. Bunlara dayanarak, genelleme yapıp, çocuklar okuma yazmayı ortaokulda öğrensin demek doğru değildir. Okuma yazmaya geçen çoğunluğa da büyük bir haksızlık olur. Benim öğrencilerim birinci sınıfta ama dördüncü sınıf düzeyinde öğreniyorlar. Çocuklar bunu rahatlıkla yapabilir, yeter ki onlar için en uygun yöntemleri ve şartları uygulayın.

  2. Problem çocukların öğrenmesi değil zaten Çocuklar verilen herşeyi alır.Problem sürekli aynı döngüde devam ederken çocukların aslında çok önemli olan hayat becerileriyle ilgili hiçbirşey öğrenememiş olmaları ve düşünme yetilerinin köreltilmesi.Bence çocuklar ilkokul dönemlerini sanatla,sporla, hayat becerileriyle ve doğayı öğrenmeyle geçirmeliler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here