TRENDLER
Didem Akpınar
Didem Akpınar İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı

İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Birçok okulda Türk Dili ve Edebiyatı, Türkçe, tarih, coğrafya öğretmenleri ile bu derslerin ihtiyaçları ve kazanımları doğrultusunda içerik geliştirme ve teknoloji entegrasyonu için eğitmen olarak görev aldı. 2015 yılında Apple Distinguished Educators seçilerek Apple'ın yurtdışı eğitim programına katıldı. Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe derslerinin ihtiyaçları ve teknoloji entegrasyonu üzerine çalışmalarına devam ediyor. Halen Türkçe öğretmeni olarak görev alıyor.

TÜM YAZILARI

Öğrenmede Evrensel Tasarım Modeli ile Derslerimde Uygulamaya Başladığım 10 Harika Strateji

Görüntülenme 2780

0
Öğrenmede Evrensel Tasarım Modeli ile Derslerimde Uygulamaya Başladığım 10 Harika Strateji

Öğretmenlerin sürekli hizmet içi eğitimde olduğunu hepimiz biliyoruz ancak aldığımız bu eğitimlerin derslerimizde nasıl karşılık bulduğu konusunda hepimizin aklında soru işaretleri olur hep. Öğrenmede Evrensel Tasarım Modeli yani UDL (Universal Design for Learning) bu soru işaretlerinin hepsini sildi diyebilirim.

Öğrenmede evrensel tasarım modeli; öğretim ortamlarında uzman öğrenciler olmayı teşvik eden ve başlıca öğrenme engellerini ortadan kaldırma ve “öğrenciyi değil müfredatı onarma” ile ilgilenen bir çerçeve. Mustafa Balkaş Hoca’dan aldığımız üç tam günlük eğitim sonrası derslerimde uygulamaya başladığım 10 stratejiyi sizinle paylaşmak istiyorum:

  1. Niçin öğretiyorum?

Öğrenciye, “Öğrendiğim bu bilgi benim hayatımda ne işe yarayacak?” sorusuna cevap vermeden üniteye başlamamak.

2. Kolb’un Öğrenme Döngüsünü unutmadan dersi tasarlamak.

Beynin nasıl öğrendiğini (öğrenme psikolojisi) bilmeden öğrencilerde kalıcı anlamayı sağlamak mümkün olmadığına göre tasarladığım ders Kolb’un öğrenme döngüsüne uygun mu, öğrencilerin beynin her bölümünü kullanmalarına imkan veriyor muyum, öğrencilerin bağlantılar kurmalarına (reflection) yetecek kadar süre veriyor muyum diye kontrol etmek.

3. Bireysel farklılıkları her süreçte esas almak.

Öğrencilerin bilgiyi anlama ve algılama biçimleri çok farklı, bu nedenle tüm öğrenciler için uygun materyal diye bir şey yoktur. Öğrencilerin ön bilgilerini üniteye başlamadan önce belirlemek; bizim değil, öğrencilerin bulunduğu yerden başlamak; öğrencinin seçim yapmasına imkan vermek. Beynin görsel kapasitesini dikkate alarak, sunum aşamasında farklı görsel materyale (resim, video, kitap, sesli kitap, e-kitap) mutlaka yer vermek.

Öğrencilerin aktif olarak katıldığı anlarda kendilerini farklı şekillerde ifade etmelerine imkan vermek. (yazarak, çizerek, şiirle, akıl haritası doldurarak vb..)

Öğrencilerin etkinliklere katılımını bireysel, eşli, grup çalışması ve sınıfta hareket edebilecekleri şekilde organize etmek, öğrenmede en önemli faktör olan motivasyonu artırmaktadır.

4. Öğrenciye doğru geri bildirim verebilmek.

Öğrenciye doğru ve  anında geri bildirim vermek. Geri bildirim “zeka” ve “yetenekten”  ziyade “çaba” ve “uygulama yapmayı” vurgulamalı ve motive edici olmalı.

5. Öğrencinin kendini değerlendirebilmesine imkan vermek.

Öğrencilerin kendini değerlendirebilme becerisini geliştirmek. Bunu sağlamanın yolu ise öğrencinin kendi yaptığı çalışmayla ilgili değerlendirme yazısı yazdırmaktan geçiyor. 

6. Video izletmenin en verimli halini kullanmak.

Çalışma belleğinin kapasitesinin sınırlı olduğunu unutmadan, 15 dakikalık bir videoyu 3-4 dakikalık zaman dilimlerine bölerek ve aşağıdaki 3 strateji ile ders tasarımına katabiliriz.

  • Videoyu izle 3 soru yaz.
  • Videoyu izle aklında kalanı yaz.
  • Aklında kalanı arkadaşınla paylaş

7. Her zaman yanlışı değil doğruyu vurgulamak.

Öğrenme nöral ağ oluşturmaktır. “Bildiğini unut” dediğimiz zaman yanlış oluşmuş nöral ağ silinmez. Dolayısıyla yanlış ağı güçlendirme anlamına gelen yanlışı vurgulamak yerine, yeni nöral ağ oluşturmak gerekir. İster ödev kontrolünde verdiğimiz geri bildirimde ister davranış yönetiminde yanlışı değil doğruyu vurgulamak.

8. Yönergeyi mutlaka ama mutlaka önceden hazırlamak.

Ders içinde verilecek yönerge mutlaka önceden hazırlanarak tahtaya yansıtılmalı. Sözlü yönergeler tekrarlar nedeniyle vakit ve motivasyon kaybından başka bir şey değil, üstelik istediğimiz, okuduğu yönergeyi anlayan ve uygulayan çocuklar. Dil derslerinde gerekli olduğu takdirde, yönergeler farklılaştırılmalı.

9. Konunun sonunda öğrencilerden benzetme yapmalarını veya metafor bulmalarını istemek ve derslerde sıklıkla hikayeleştirme yapmalarını istemek.

Çözdükleri problemi gerçek hayattan örneklerle hikayeleştirmelerini açıklamalarını, yorumlamalarını istemek ve kullandıkları formülleri yorumlamalarını istemek üst düzey düşünme becerilerini geliştiren ve anlamayı sağlayan etkili yöntemlerdir.

10. Öğrencinin derste aktif katılım sağladığı süreyi sorgulamak.

Ders sonunda doğru ders tasarımı yaptığımı anlamak için pusulam şu: Konu anlatımı kaç dakika sürüyor? Öğrencinin aktif katılım sağladığı süre kaç dakika sürüyor?

(Aktif katılımdan anladığımız “sen söyle, sen söyle çocuğum” olmamalı.)

Ve son olarak güler yüzlerin olduğu ve öğrencilerin aktif olarak katıldıkları (beynin bütününün aktif olduğu, sadece duyusal korteksin değil) ortamda amigdalanın biraz rahatladığını ve beynin daha iyi öğrendiğini unutmamalıyız…

 

Didem Akpınar

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!