Öğüt ve Ders Veren Çocuk Kitapları Üzerine…

0
1480

Çok değil daha 15 yıl öncesine kadar eğitimle uğraşan tüm bireylerin en fazla kullandığı cümlelerden bir tanesiydi “Bir çocuk kitabı, çocuklara bir şeyler öğretmelidir.” Bu cümle şöyle devam ediyordu: “Çocuk, kitaplardan yardımseverliği, iyiliği ve iyi olmayı, inatçı olmamayı ve barışmayı ve saygı duymayı öğrenmeliydi.”

Gerek öğretmenler gerek anne babalar, kitap alırken-seçerken bu konuya özellikle dikkat ederdi. Kitaplarda olması gereken bu özellik o kadar içimize işlemiş ki bu yanlıştan bir türlü vazgeçemiyoruz. Bir Bavul Kitap söyleşilerinden edindiğim en önemli farkındalık bu oldu benim için. Bu söyleşilerde dilim döndüğünce yetişkinlere nitelikli kitapların ölçütleri üzerinde durmaya çalışıyorum. “Nitelikli bir kitap, çocuklara bir şeyler öğretmemeli, ders ve öğüt vermemeli” cümlesini duyanlar, bunu yutmakta ve sindirmekte zorlanıyorlar haklı olarak! Çünkü uzun zamandır yukarıda yazdığım, “Kitap, çocuklara bir şeyler öğretmeli ve onlara dersler vererek yaşamda var olmalarını kolaylaştırması gerekiyor,” bilgisiyle çepeçevre olmuş durumdalar. Bu duvarı yıkmak, özellikle de öğretmenlerde yıkmak kolay bir iş değil. 

Öğüt vermek, bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için yol göstermek şeklinde açıklanır.

Ders vermek ise, öğretmek, azarlamak, sert davranmak, yola getirmek şeklinde…

Çocuk kitaplarını nitelikli ya da niteliksiz olarak ayıran temel ölçütlerden bir tanesidir “öğüt ve ders verip-vermemesi.” 

Nitelikli çocuk kitaplarını düşününce özellikle ders vermenin tanımı ne denli anlamsızlaşıyor. Nitelikli çocuk kitaplarında var olan özgürlük, neden-sonuç ilişkisi ile sorun çözme, yaşamın tüm olasılıklarını gözler önüne serme ve çocuğun kendi yaşam döngüsüne göre olasılıklardan birini seçmesi ya da seçmemesi ders ve öğüt veren kitaplarda anlamsızlaşıyor. Suyun buharlaşma hali gibi… Nitelikli Çocuk Kitapları alanında uzun süredir çalışma yapan Sevgili Erkan Çer, Çocuk Edebiyatı 0-6 Yaş Çocuk Kitaplarında Çocuk Gerçekliği ve Çocuğa Görelik adlı kitabında şöyle der:

“…kurallar ve emirler bileşkesi, çocukların davranışlarını ve becerilerini olumsuz etkiler. Çünkü onlar, kendilerini özgürce gerçekleştirmek isteyen canlılardır. Bu yönüyle, çocuğun yeni şeyler öğrenmek istemesi, emir ve kurallarla bastırılmamalıdır. Özellikle, çocuklara ne yapması ya da ne yapmaması gerektiğini söylemek, onların neden-sonuç ilişkisiyle düşünmelerinin önünde engel oluşturur.” 

Bu emir ve kurallar zamanla çocuğu sıkarak, çocuğun kitap okumaktan uzaklaştırarak, kitaba olan ilgisini de azaltıyor, diyebiliriz.

Dünyamız, insanlar ve kurmaya çalıştığımız ilişkiler zamanla değişmektedir. 20 yıl önceki bilginin veya davranışının bugün bir geçerliliği olmayabilir. Buna örnek olarak “İki İnatçı Keçi Masalı”nı verebiliriz. Masal hakkında sanırım herkesin bilgisi vardır. Kitabın son cümlesi okuyucuya işaret parmağını göstererek ”Sen de onlar gibi inatçı olursan, onların düştüğü bu durama düşersin,” der. Alt metin; sakın sen de inatçı olma ve bizim dediğimizi yap… Ancak 20 yıl öncesinde olduğu gibi günümüzde de inatçı olmak konuya ve zamana göre değişkenlik gösterebilen bir davranıştır. Günümüzde çocukların inatçı olması, olayın sonucunu kendisinin belirlemesi ve olası sonuçlarına göre davranışlarını yeniden gözden geçirmesi, çocuğun kendi gerçekliğini var etmesi için en önemli adımlardan bir tanesidir.

Yukarıda “inatçı olma” haline yönelik yazılan örnek, saygılı, yardımsever ve iyi olmak durumlarına göre de düşünülebilir. Nitelikli çocuk kitapları, gelişme bölümündeki problemi çocuğa gösterir. Gerilim ve çatışma bu sorunla başlar. Sonuç bölümünde ise bu sorun ya çözülerek ya da çözülebileceği umudu verilerek hikâye sonlandırılır. Ancak sonunda kesinlikle “sen de böyle yap veya yapmalısın” ya da “bunu öğren ve böyle davran” dememelidir. Çocuk kendi algısına ve düşünsel yapısına göre bir sonuç çıkarır ya da çıkarmaz. Okuyucu her nitelikli kitaptan kendisine veya öyküye yönelik bir anlam çıkaramayabilir. Bu bir süreç meselesidir ve sürekli “nitelikli çocuk kitaplarıyla” desteklenmelidir. Bir süre sonra yani çocuk anlam evrenini geliştirdikçe öyküden sonuç çıkarmaya da başlayacaktır. Kimsenin düşüncesine, öğüdüne ya da dersine gerek duymadan. 

Son olarak, bir çocuğa, çocuklarınıza ya da öğrencilerinize kitap alırken o kitabın öğüt ve ders vermemesi konusunu düşünün derim. 

Murat Moroğlu

Yaratıcı Drama Eğitmeni

@murat.moroglu

[email protected]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here