Okulların Kapalı Olduğu Dönemde Öğrenciler Neden Öğretmenleriyle İletişim Kurmaya İhtiyaç Duyar?

0
17518

Altıncı sınıf öğretmeni Elizabeth Raff, okulunun COVID-19 nedeniyle kapanışının ikinci gününde, öğrencilerine Google Classroom aracılığıyla bir video gönderdi. Videoda, oğlunun ikinci doğum günü kutlaması dahil evde neler yaptığını anlattı. Öğrencilerine onları özlediğini ve neler yaptıklarını duymayı çok istediğini söyledi. Öğrencilerini ona bir e-posta göndermeye davet etti ve herkese cevap vereceğine söz verdi. Raff’ın gelen kutusu birkaç saat içinde e-posta akınına uğradı.

Dünyanın pek çok ülkesinde okullar koronavirüs salgını dolayısıyla çevrimiçi eğitime başlamış olsa da, Amerikalı öğretmen Elisabeth Raff’ın çalıştığı okul ve bölgedeki diğer okullar, tüm öğrenciler için uzaktan eğitim imkanı sağlamakta yaşanan zorluklar nedeniyle henüz çevrimiçi eğitime geçiş yapamadı.

Bu okullardaki öğretmenler ders yapamasa ya da ödev veremese de, bu kaygılı ve belirsiz dönemde iletişim halinde kalarak öğrencilerinin hayatlarında değerli bir rol oynayabilirler. “Sosyal ve duygusal gelişimde öğretmenlerimizle güçlü ve güvenli bağlar kurmanın gerçekten önemli olduğunu biliyoruz. Bu tuhaf ve benzeri görülmemiş koşullar altında öğretmenlerin aniden ortadan kaybolması çocuklar için gerçekten zor olabilir, ”diyor Child Mind Institute Anksiyete Bozuklukları Merkezi’nde klinik psikolog olarak görev yapan Jamie Howard.

“Fiziksel mesafemizin olması gerekliliği, duygusal mesafemizin de olması gerektiği anlamına gelmiyor,” diyor Howard. Raff’ın öğrencilerinde olduğu gibi öğretmenlerinden haber almak, okulların kapanması ve sosyal mesafe zorunluluğu nedeniyle oluşan büyük değişim içinde çocukların rahatlama hissi ve tutarlılık hissi yaşamalarını sağlar.

Duyguları Anlamak ve Güven Telkin Etmek

Raff, okulların kapandığı ilk haftanın sonunda öğretmenlik yaptığı 70 öğrencinin 30’undan haber aldı. “Sınıflarımızın temelini her zaman ilişkilerin oluşturduğu çok açıktı. Şu anda odaklanmamız gereken tek şey bu. Çalışma kağıtlarına odaklanmamız gerekmiyor. Standartlara odaklanmamız gerekmiyor,” diyor Raff. “Bunlar gelecekte bizi bekliyor olacak zaten.”

Raff’ın öğrencileriyle iletişime verdiği öncelik öğrencilerinin sevildiklerini, duyulduklarını, anlaşıldıklarını ve güvende olduklarını hissetmelerini sağlamak içindi. Ona e-posta gönderen öğrencilerin çoğu okulu ne kadar özlediklerini söyledi.

“Ben okulun kapanmasını istemedim. Sizi çok özleyeceğimi biliyordum ve özledim. Sizi tekrar görmeyi çok istiyorum,” diyen bir altıncı sınıf öğrencisi e-postasına köpeğinin fotoğrafını da ekledi. Bir başka öğrenci izlediği bir filmi anlatırken şöyle dedi: “Bu olaydan dolayı biraz gergin hissediyorum. Tek bildiğim okula dönmek ve sizleri (öğretmenleri) tekrar görmek istediğim.”

Raff’ın öğrencilerinden bazıları COVID-19 virüsüyle ilgili endişelerini de dile getirdi: “Ben virüsü alırım diye korkmuyorum, çünkü şimdiye dek çocuklar ve ergenler pek etkilenmedi. Ama eğer alırsam dedeme geçiririm diye çok korkuyorum. Onun hastalanmasını asla istemem, çünkü yaşlı insanlar virüsten çok etkilendi ve pek çoğu bu yüzden öldü.”

“Bir çocuk belirli korkularını ifade ettiğinde, öğretmenler problemi çözmeye çalışmadan önce bu duyguları onaylamalılar,” diyor Howard. Güvenilir bir yetişkinin onu dinlemesi bir çocuk için güven verici olacaktır. Aynı öğrenci Raff’a şunları da söyledi: “Size neler yaptığımı anlatmaktan ve aklımdakileri yazmaktan keyif alıyorum. Bu, kendimi özel hissettiriyor.”

Raff, öğrencileriyle video ve e-posta yoluyla bağlantı kururken, sizler farklı iletişim yollarını seçebilirsiniz. Howard’a göre, beş dakikalık bir telefon görüşmesi bile çocukların ihtiyaç duyduğu duygusal desteği sağlayabilir. Ayrıca bir çocuk belli bir korkusunu dile getirdiyse bu konuda velisini bilgilendirmek önemli olabilir. Böylece çocuğu ailesi de yakından takip edebilir.

Sürekliliği Sağlamak ve Esnek Dayanıklılık Konusunda Rol Model Olmak

Yaşadığımız mevcut sağlık krizi yüzünden evde mahsur kalan çocuklar için küçük rutinler teselli edici olabilir. Mesela Raff, her gün aynı saatte – oğlu öğle uykusuna yattığında – öğrencilerine kısa bir video göndermeye çalışıyor.

“Çocuklar rutinlerle büyür ve öngörülebilirliği gerçekten severler,” diyor Howard. Ayrıca Howard öğretmenlere, o an normalde sınıfta olan herhangi bir şeyin devamlılığını sağlayabilmenin yolunu aramalarını öneriyor. Örneğin Raff, okullar kapanmadan hemen önce sınıfta okumakta oldukları bir kitabı okumaya devam ettiği videolar gönderdi öğrencilerine. Pek çok çocuk yazdığı e-postada bu sesli okuma videolarını çok sevdiğini söylerken, bir sonraki bölümü unutmaması konusunda öğretmenlerini teşvik ettiler.

Raff bir süre sonra evde sıkılmak yerine bir şeylerle meşgul olmalarını sağlamak için öğrencilerine günlük olarak “zor görevler” verdi. Örneğin bu görevlerden biri, buz küplerini derin dondurucu dışındayken katı halde tutmanın en etkili yolunu bulmak ya da buz küplerini en hızlı şekilde eritmenin en etkili yolunu bulmaktı. Öğrencilerinden sonuçları, sınıflarında kullandıkları bir video uygulaması olan Flipgrid aracılığıyla paylaamalarını istedi. “Öğrencilerin birbirlerini görmeleri ve duymaları gerçekten harika bir duyguydu onlar için,” diyor Raff. Raff verdiği görevlerin yoğun ve yorucu olmaktan ziyade yaratıcı olmasına dikkat ettiğini söylüyor.

Raff’ın okullar kapandıktan sonra öğrencileriyle sürdürdüğü düzenli iletişim, strese sağlıklı tepki verme ve esnek dayanıklılık konusunda öğrencilerine rol model olmasını da sağladı. “Çocuklar, yetişkinlerin yaşanan olaylara verdikleri tepkilerden çok şey öğreniyor. Birbirimize destek olduğumuzu görmeleri bu yüzden önemli. Umarım bu süreci korkuyla değil, keyifle geçirmeye çalıştığımı ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için uğraştığımı görebilirler,” diyor Raff.

Kaynak: https://www.kqed.org/mindshift/55595/staying-in-touch-why-kids-need-teachers-during-coronavirus-school-closings?fbclid=IwAR0tY_xHXbaILS1s-WQMIggnUK2qbeO4ph4sXRk-pt_4PTraxxXkYHuzOZc

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here