TRENDLER

Okulunuzu Tasarım Atölyesine Dönüştürün!

Görüntülenme 1175

0
Okulunuzu Tasarım Atölyesine Dönüştürün!

Elleriyle keşfeden, kendileri için önemli olan problemleri çözmeye çalışan, sorumluluk ve risk alan ve bu yolda yaratıcılıklarını ortaya koyan insanlar yetiştirmeyi amaçlayan “Tasarım Hareketi”, alışılmışın dışında bir öğrenme süreci olarak Amerika’daki ve dünyadaki pek çok okulda yavaş yavaş yayılmaya başladı. Öğrencilerin boş zamanlarını çevrelerinde gördükleri problemlere çözümler üretmek ve tasarım yapmak için ayırmalarını destekleyen Tasarım Hareketi, kendilerine bir şans verildiğinde öğrencilerin ortaya inanılmaz şeyler çıkarabileceklerini kanıtlamalarını da sağladı. Tasarım Hareketi, el becerilerine dayalı öğrenmeyi ve tamirciliği sınıflara daha fazla getirme konusunda ilerici eğitimcilere ilham verdi. Ve genç öğrencileri tamircilik, yaparak öğrenme ve kendi öğrenmelerinin yönetimini ele alma konusunda teşvik etti.

“İnsanlar çocukların gözlerinden ve ellerinden neyin mümkün olduğunu görüyor ve bu eğitime ilerici ve enerji dolu bir bakış açısı getiriyor” diyor Tasarım Hareketi hakkında yazılan Invent to Learn / Öğrenmek İçin İcat Et isimli kitabın yazarları Gary Stager ve Sylvia Libow Martinez. Martinez ve Stager, okulların Tasarım Hareketi’nden mutlaka bir şeyler öğrenebileceğini düşünüyor.

“Okul büyük bir sistem” diyor Martinez. “Siz onu bir yöne doğru iterseniz, o da sizi geri itiyor.” Bu belki de tasarım atölyeleri gibi alternatif fikirleri geleneksel okulların içine dahil etmenin zor olmasının sebeplerinden biri. Çocuklara sadece 40 dakikalığına karmaşık problemlere yaratıcı çözümler üretmeleri için özgürlük vermek kolay değil. Ancak eğer bir öğretmen olarak tasarım ile değişim yaratmak istiyorsanız bir yerden başlamanız gerekiyor.

“Büyük sistemleri değiştirmenin tek yolu, her seferinde bir adım atmaktır” diye devam ediyor Martinez. “Ve ilk adım herhangi bir ilk adım olabilir. Sadece deneyin ve yapın.”

8048898067_4412e5eb7c_z-e1403994857149

“Ben Bunu Çözebilirim”

“Tasarlamak öğrenmektir. Sınıfta ya da herhangi bir öğrenme ortamında yarattığınız bir atölyede, çocukların yaptıkları şey konusunda inisiyatifi ele almalarıdır. Ve onlara çok zengin, derin ve karmaşık malzeme seçenekleri sunmaktır” diyor Martinez. “Eğitimciler tasarımı müfredata uydurmanın bir yolunu bulabilirler. Çok profesyonel olmanıza gerek yok. Tasarım Hareketi, öğrencilere bir gerçek dünya problemi vermek ve sonra sınıfa esneklik ve öğrenci inisiyatifi davet etmektir. Bu kadar basit! Zaten size yardım edebilecek koca bir dünya var dışarıda.”

Martinez’e göre öğrenciler, her seferinde hangi adımda olduğunu bildirmek ya da bir hareket planı çıkarmak zorunda değil. Esas olan onlara denemeleri ve başarısızlığa uğramaları için geniş bir alan verilmesi. Tekrarlayan süreç, öğrencilerin probleme ve çözümlerine sahip çıkmalarını sağlayan şeyin bir parçası. Ayrıca sonunda keşfetmenin zevkini de sağlıyor.

“Bu, standart eğitime bakmanın farklı bir yoludur” diyor Martinez. “Aslında Tasarım Hareketi’nin özeti şu: Öğrencilerin tutkularıyla birlikte bir şeyler yapmalarına izin verirsiniz ve sonunda bu süreçte öğrencilerin standart eğitimin gerektirdiği temel becerileri öğreniyor olduklarını fark edersiniz.”

Tasarım Hareketi’nin belki de en ilham veren sonuçlarından biri de genç insanların geliştirdiği yaratma özgüveni. Olabilecek en iyi şey bir öğrencinin sizin beklentilerinizin çok ötesine geçmesidir. Ve öğrenciler yapabileceklerinin farkında olmadıkları şeyleri yaptıklarında kendilerini çok güçlü hissederler.

“Çocukların dünyadaki herhangi bir soruna yaklaşırken ‘Tamam, ben bunu çözebilirim’ demelerini istiyoruz” diyor Martinez.

Sınıfı Atölyeye Çevirmek

Tasarım Hareketi gücünü belirgin bir alet setinden değil, son yıllarda gözden düşen bir öğrenme yaklaşımını tekrar hayat geçirmesinden alıyor. “Dolayısıyla yepyeni bir üç boyutlu yazıcı okulunuzu değiştirmeyecektir. Alışverişe çıkmak ve harika malzemeler almak da okulunuzu değiştirmeyecektir. Bu hiçbir zaman işe yaramadı, yine yaramayacak” diyor Martinez.

Anna-Makerspace

Üstelik pek çok malzeme artık eskisinden çok daha ucuza mal edilebiliyor. İnternette SketchUp ve Tinkercad gibi ücretsiz online tasarım programlarının yanı sıra sayısız hazır tasarım şablonuna ulaşmak da mümkün. Bunlar öğrencilerin diledikleri gibi modifiye edebilmeleri harika temel malzemeler.

Martinez’e göre tasarımı sınıfının bir parçası haline getirmek isteyen bir öğretmene tavsiye edilebilecek en iyi alet MaKey MaKey. Bu basit ve küçük pano sayesinde kullanıcı herhangi bir objeyi bilgisayara bağlayabiliyor. Üstelik düşük oranda elektrik iletimi bile mümkün. Üstelik bir başlangıç kiti olarak oldukça hesaplı.

En inanılmaz tasarımlar genelde en ucuz atıklardan elde ediliyor. Karton kutu en favori aletler arasında yer alıyor. Bakır bant, folyo kağıt, mürekkep, kumaş ve grafit kalemler gibi iletken malzemeler de sevilen malzemelerden bazıları. Öğrenmek İçin İcat Et sitesi de malzemeler ve tasarım fikirleri hakkında çok iyi bir kaynak. “Öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini düşünüyorsunuz? Eğer bu konudaki inancınız sağlamsa, o zaman malzemeleri daha kolay değerlendirirsiniz” diyor Martinez.

Çocuklar dünya üzerinde bir etki yaratmak isterler ve her şeyden çok genel iyiliğe katkıda bulunmak için ciddi bir motivasyon duyarlar. Çocukların çoğu inanılmaz şeyler tasarlar ve inşa ederler. Eğitimcilerin yapması gereken, çocukların tasarımlarını online hale getirerek başkalarının bunu daha da geliştirmesini sağlamaktır. Bunlar aslında eğitimcilerin çocuklarda geliştirmeleri gereken temel niteliklerdir. “Yapmamız gereken tek şey sınıfın kapılarını biraz açmak ve çocukların dünyayı değiştirmelerine izin vermek” diyor Martinez. “Çünkü çocuklar zaten bunu yapmak istiyorlar.”

Öğretmenleri de Değiştiriyor

Stager ve Martinez, öğretmenlerin kendilerini Tasarım Hareketi ve sınıftaki etkisi konusunda daha rahat hissetmeleri için onlara yardımcı oluyor. Her yaz düzenledikleri workshop’a katılan eğitimciler, tekrar öğrenci olmanın nasıl bir duygu olduğunu hatırlıyor ve yeni şeyleri hayatlarında ilk kez yapmanın deneyimini yaşıyorlar.

“Öğretmenler kendi deneyimleri üzerinden en çok sınıfların çok daha özgür olabileceğini öğreniyorlar” diyor Stager.

Bu seneki workshop’a, çoğunluğu herhangi bir şey tasarlama ya da alet kullanma ile ilgili hiçbir deneyimi olmayan 200 kişi katılmış. Bir grup, kendi kendini sulayabilen bitki tasarlamış. Önce elektrik yüküyle toprağın nemini ölçmeyi keşfetmişler, sonra bir çivi ve CAD programı kullanarak tasarladıkları bir bağlantı ile bir sonda yaratmışlar. Hatta toprağın durumu, zamanın geldiğini bildirdiğinde suyu dökebilecekleri legolardan bir robot bile tasarlamışlar.

Kendi yaratıcılıklarına ve gruplar halinde çalışmanın gücüne şaşıran öğretmenler, aynı sihri kendi sınıflarındaki öğrencilere de taşımak istemişler. Bir çalışma sırasında hayal kırıklığı yaşayıp öfkelenen bir öğretmen çalışmayı terk etmiş. Dışarı çıkıp biraz yürüyüş yaptıktan sonra sakinleşen ve tekrar denemeye karar veren öğretmen, öğrencilerinin bir problemden uzaklaşma ve üzerinde tekrar düşünmek için kendine bir alan yaratma şansına asla sahip olmadıklarını fark etmiş. Onları sürekli yaptıkları şeyden uzaklaşmamaları için zorladığını hatırlamış.

“Problemin önemli bir parçası da müfredatı aktarmak dışında kendilerine başka hiçbir şey öğretilmemiş olan bir öğretmen jenerasyonumuzun olması” diyor Stager.

Belki de bu dinamik, eğer öğretmenler el becerisine dayalı öğrenmeden ve öğrencilerin icat ettikleri, tasarladıkları ve paylaştıkları inanılmaz şeylerden heyecan duymaya başlarlarsa yavaş yavaş değişir.

 

Kaynak: http://blogs.kqed.org/mindshift/2014/09/how-to-turn-your-school-into-a-maker-haven/

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!