REKLAMI KAPAT
TRENDLER

Online Eğitim ile Yüz Yüze Eğitim Arasında Olması Gereken 9 Fark (1. Bölüm)

Görüntülenme 1823

0
Online Eğitim ile Yüz Yüze Eğitim Arasında Olması Gereken 9 Fark (1. Bölüm)

Önümüzdeki eğitim yılında çoğu öğretmenin online derslere devam etmesi oldukça yüksek bir ihtimal. Online eğitim belki tam zamanlı olacak, belki de karma bir model geliştirilecek, ancak şurası kesin: Bu sefer gafil avlanmayacaksınız.

Eğitim yılının sonlanması ve derin bir nefes almak; daha dikkatli ve amaca yönelik planlama yapmak için yeterli vakte sahip olduğumuz bugünlerde akıllara şu soru geliyor; Neyi farklı yapmalıyız? Çevrimiçi eğitimden maksimum faydayı sağlamak adına yüz yüze öğretim uygulamalarımızda ne gibi değişiklikler yapmamız gerekiyor?

Bu sorunun cevabını bulmak için New York’ta Öğretim Teknolojisi ve Personel Gelişim koordinatörü olan Melanie Kitchen’ın yardımına başvurdum. Melanie, karma öğrenimi geliştirme konusunda yıllarca öğretmenlerle birlikte çalışmış ve şimdi de en iyi uzaktan öğrenme metotlarını geliştirmeleri için öğretmenlere yardım ediyor.

Melanie’ye online eğitim ile yüz yüze eğitim arasındaki farkların neler olması gerektiğini sordum. Dokuz madde sıraladı: Bunlardan üçü topluluk bilinci oluşturma ve iletişime odaklanırken diğer altı madde ders planına odaklı. Bu farklılıkların yanı sıra tamamen aynı kalması gereken birkaç şey de paylaştı.

İşte, online eğitim ile yüz yüze eğitim arasında olması gereken 9 fark…


TOPLULUK BİLİNCİ OLUŞTURMA VE İLETİŞİM

1. OKULUN İLK HAFTALARI TOPLULUK BİLİNCİ OLUŞTURMAYA VE DİJİTAL YETKİNLİĞE ADANMALI.

Öğretim yılının başlangıcında doğrudan müfredattaki konuları işleme isteğinize karşı koyun. İlk haftalarınızı öğrencilerinizin birbirleriyle bağ kurmaları için topluluk bilinci oluşturmaya adadığınız takdirde işler daha pürüzsüzce ilerleyecektir. Bu dönemde sosyal duygusal becerilere yoğunlaşabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, öğrencilerinizin kullanacağınız dijital araçlarla pratik yapmaya ihtiyacı olacak. Derslerinizi bunlara yoğunlaştırın ve mümkün oldukça ikisini birlikte işleyin.  

“Örneğin, eğer sebat becerisini öğretiyorsanız,” diyor Kitchen, “Belki de size içerikle ilgili olmayan, ancak uğraşmanızı gerektirecek bir şey veririm. Eğer Google Classroom kullanıyorsam bunu size Google Classroom aracılığıyla gönderirim ve size ödevinizi nasıl açacağınızı, nasıl göndereceğinizi ve nasıl geri bildirim alacağınızı da öğretirim. Yani aslında bu becerileri aynı anda öğretiyor olurum, bu ayrı veya ekstra bir şey değil. Hepsi birlikte yapılıyor.” 

2. EBEVEYNLERLE İLETİŞİM DAHA KAPSAMLI, DÜZENLİ VE TAHMİN EDİLEBİLİR OLMALI.

Ebeveynler de bu yeni okul düzenine alışmaya çalışıyorlar. Öğrenci öğrenimini destekleyici en mühim insanlar arasında yer alan ebeveynlerin de sizden daha fazla desteğe ihtiyacı var. “Ebeveynlerin öğrenme topluluğumuzda ortaklarımız olarak yer almalarına gerçekten ihtiyacımız var,” diye belirtiyor Kitchen.  

İşte bazı öneriler: 

  • Bilgi paylaşımı için tutarlı bir alan ve öngörülebilir bir program oluşturun. Ebeveynler sizden nerede ve ne zaman bilgi alacaklarını bildiklerinde, bunlara ayak uydurma ve kendi üstlerine düşen kısımları yerine getirme konusunda da daha iyi bir iş çıkaracaklardır. Haftalık güncellemeler, herkesi sınıfınızda neler olup bittiğinden haberdar etmenin iyi bir yoludur. E-postalar, uyarı metinleri, blog yayınları, web sitesi duyuruları ve haber bültenleri arasında gidip gelmek yerine, paylaşacağınız bilgiler için tek bir platform seçin ve buna bağlı kalın; eğer okulun tamamı aynı şeyi yapabilirse daha iyi sonuçlar elde edersiniz.
  • İletişim için net beklentiler ve sınırlar belirleyin. Öğrenciler ve ebeveynler sizden ne zaman haber almayı beklemeliler? İhtiyaç duyduklarında sizinle nasıl ve ne zaman iletişime geçebilirler? Eğer sınır koymazsanız 7/24 müsait olmak zorundaymış gibi hisseceksiniz, bu da sizi tükenmişlik sendromuna sürükleyecek. Düzenli mesai saatleri belirleyin ve bu bilgiyi erişimi kolay bir yerde duyurun ki ebeveynler size ne zaman ulaşabileceklerini bilsinler.
  • Mesai saatleri dışındaki sorunlar ve teknik destek için yedek bir plan oluşturun. Ebeveynler ya da öğrenciler mesai saatleriniz dışında yardımınıza veya teknik desteğe ihtiyaç duymaları durumunda kiminle iletişime geçecekler? Bu bilgi açık ve erişilebilir olsun. 
  • Farklı biçimlerde iletişim kurun. Paylaşım için tek bir platformu kullanmak önemli olsa da, bilgileri farklı biçimlerde sağlamak da faydalı olabilir. Örneğin, duyuruları önce yazılı şekilde paylaştıktan sonra bunları içeren kısa bir video çekebilirsiniz. Ebeveynler ve öğrenciler de kendilerine en uygun formatı seçebilirler. 
  • Ebeveynlere teknik eğitim sağlayın. Teknolojiyi nasıl kullanacaklarını anladıkları takdirde ebeveynler çocuklarına daha iyi destek olacaklardır, bu nedenle onlara kendi kullandığınız platformlar da dahil olmak üzere teknoloji kullanımına dair eğitimler/dersler hazırlayın.

3. TOPLULUK VE İLİŞKİ ÖĞRETMENLERİN DE ÖNCELİĞİ OLMALI. 

“Öğretmenlerin artık birbirleriyle her zamankinden daha fazla bağlantı kurmaları gerekiyor,” diyor Kitchen. Bu süre zarfında, okul yöneticileriniz meslektaşlarınızla bağlantıda kalabilmeniz için düzenli fırsatlar yaratmalı. Eğer bunu yapmıyorlarsa, bu fırsatları kendiniz yaratın.

  • Çalışanların arasındaki bağı korumak için personel toplantıları – bir video konferans platformu aracılığıyla olsa bile – düzenli olarak yapılmalı.
  • Bu toplantılar sırasında öğretmen refahına ve duygusal sağlığına zaman ayrılmalı ve dikkat gösterilmeli.
  • İhtiyacınız olan desteği alamıyorsanız Twitter gibi platformlara başvurun.

DERS TASARIMI

4. ÖĞRETMEN İŞ BİRLİĞİ ARTIK DAHA DA ÖNEMLİ.

Birlikte çalıştığımızda online eğitimin zorluklarıyla başa çıkmak kolaylaşıyor. “Hepimiz öğrencilerimizi daha iyi tanımaya çalışıyoruz,” diyor Kitchen ve ekliyor, “Bunu başarmak için birlikte çalışmalıyız.” Bu, derslerimizin ve materyallerimizin tüm öğrencilerin ihtiyaçlarını karşıladığından emin olmak için uzmanlarla daha yakın çalışmak; öğretimi planlamak için içerik alanımızdaki meslektaşlarımızla iş birliği yapmak; disiplinlerarası projeler üzerinde birlikte çalışmak ve öğrenciler aynı dersleri tekrar tekrar yapmasınlar ve bizim işimiz de kopyalanmasın diye tüm öğrencilerin ihtiyaç duydukları şeyleri belli bir ekipteki ya da sınıf seviyesindeki öğretmenler arasında bölmek anlamına geliyor.

Neyse ki, çevrimiçi ortamda iş birliği yapmak, hepimizin aynı binada ders verdiği sırada iş birliği yapmaya çalışmaktan çok daha kolay olabilir. Kitchen, “Sanal ortam bize aramızdaki duvarları yıkma fırsatı verdi,” diyor. “Önceden sahip olduğumuz plan-programlardan ve zaman kısıtlamalarından kurtulacağız. Daha önce vaktimiz ya da alanımız olmadığı için birlikte çalışamadığımız insanlarla iş birliği yapma fırsatımız olabilir.”

Kaynak: https://www.cultofpedagogy.com/9-ways-online-teaching/?utm_source=feedburner&utm_medium=twitter&utm_campaign=Feed%3A+CultOfPedagogy+%28Cult+of+Pedagogy%29

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!