TRENDLER

Oyuncaklardan Kurtulup Yaratıcılığa Yer Açmak...

Görüntülenme 722

0
Oyuncaklardan Kurtulup Yaratıcılığa Yer Açmak...

Geçen yıl, çocuklarımın iyiliği için oyuncakları kaldırıp attım. Ben bunu “oyuncak minimalizmi” diye adlandırıyorum ve size bir şey söyleyeyim mi, çocuklarım bu süreçten çok yarar gördüler. Bunu, büyük bir kitabevinde (Barnes & Noble), çocuklara özel bir alan olan oyuncak trenin çevresinde oyalanarak çok zaman geçirdiğim için biliyorum.

Çocuklarım orada oynarken, ben de çocuk sandalyelerinden birine sıkışarak oturup elimde kahvemle düşüncelere dalarım. Etrafı izler, sesleri dinlerim.

Son yıllarda Barnes & Noble’a uğradıysanız, oranın kitapçı olduğu kadar, bir oyuncak mağazasına da dönüştüğünü görmüşsünüzdür (Çocuk kitapları reyonunun hemen yakınında zekice yerleştirilmiş oyuncaklar yer alıyor). Kahve keyfine dalmış otururken, her boydan çocukların gelip gittiğini gözlerim. Değişmeyen tek bir şey vardır. Çocukların hep aynı şeyi istediğini duyarım: “Bugün ne alabilirim?”

Bu ilk bakışta masum bir istek gibi görünür. Sonuçta, fazladan bir oyuncaktan ne çıkar ki?

Oyuncaklardan neden kurtuldum?

Kendimi kimi zaman bu kitabevine atıyorum, ama buna “oyalanmak” dememin nedeni, Barnes & Noble’dan birkaç kitap ve kahve dışında asla hiçbir şey satın almamam. Çünkü geçen yıl evdeki oyuncakların çoğundan kurtuldum. Onları kaldırıp attım, çünkü artık üzerime gelmeye başlamışlardı.

Oyuncaklardan kurtuldum, çünkü Lego’ların ayaklarıma batıp durduğu bir gelecekten korku duyuyordum. Çocuklarına her gün oyuncaklarını toplamaları için bağırıp çağıran bir anneye dönüşmekten korkuyordum.

Barnes & Noble’a gittiğimizde, gördükleri her oyuncağı almam için bana yalvaran çocuklarım olacağından korkuyordum.

Ama herşeyden önce, çocuklarımın zaman içinde ne çok şey kazanacaklarını bildiğim için oyuncakları kaldırıp attım. Yığınla oyuncakları olmadığı için “bir şey kaçırmış” olacaklarına dair en ufak bir kaygı duymadım.

Çünkü çocukların oyun oynayarak öğrendiklerini biliyorum.

Eğer oyun oynayarak öğreniyorlarsa, o zaman oyun, çocukların işi demektir. Yani çocukların oyun alanı fiilen bir çalışma ve öğrenim ortamıdır. Evin “Patronu” olarak çocuklarım için, işlerini en iyi şekilde yapmalarını sağlayacak ortamı oluşturmam önemli. Oyuncak minimalizimi tam da bunu başardı.

Evdeki oyuncakları azaltmaya bir kez başladık ve bir daha asla dönüp arkamıza bakmadık. Oyuncaklarının azalmasıyla, çocuklarım şu altı şeyi kazandı:

1. Yaratıcılık + Yenilikçilik

Bir zamanlar, süper kahraman giysilerinin neredeyse tamamına sahip olan küçük bir çocuk vardı. Batman, Süperman, Örümcek Adam ve Demir Adam. Ne şanslı, değil mi? Sonra bir de, yatak çarşafı olan bir oğlan çocuğu vardı. Onu boynuna dolar, yukarıda bahsettiğim karakterlerin hepsinin kılığına bürünmüş gibi yapardı. İşi bitince, aynı çarşafı bir kaleye, sonra da kukla gösterisi için perdeye çevirirdi. Az sayıda oyuncak sahibi olmak, yaratıcılık ve yenilikçiliğin artışıyla doğrudan bağlantılı. Ve bunlar, hepimizin çocuklarımızda gelişmesini istediğimiz özellikler.

2. Paylaşma Alışkanlığı

Sizce insanoğlu paylaşan bir varlık mı? Hayır. Sizce, mağara adamları ve mağara kadınları paylaşıyorlar mıydı? Ne gezer! Paylaşmak, huzuru korumanın bir yolu olarak gelişmiş bir sosyal tutumdur. Kendiliğinden doğal olarak oluşmaz; bu yüzden bol bol uygulama yapılmalıdır. Daha az oyuncakla yaşamaya başladığınızda, çocuklarınız kendilerine sınırlar ve kısıtlamalar getirmek zorunda kalır ve böylece, bu önemli sosyal beceriyi daha sık deneyimlerler.

3.  Kendi Başına Oynama

Oyuncakları daha az olunca, çocuklar daha bağımsız biçimde oynarlar. Evde özenle seçilmiş daha az sayıda oyuncağı olduğunda, çocuklar ihtiyaç duydukları oyuncakları kolayca bulabilirler. Yani oyuncaklarını kendi kendilerine ortaya çıkarıp, yerine koyabilirler. “Sıkıldım” veya “Oynayacak ne var?” sızlanmaları artık sona erer. Sahip oldukları oyuncakları kullanmanın farklı ve sıra dışı yollarını düşünmeleri, oyun kurmaları ve oynamaya dalmaları için gerekli “sahneyi” sağlayacak seçenekler ortada ve göz önündedir.

4.  Daha Az Stres

Dağınıklık, evde strese yol açar. Oyuncakları temiz ve düzenli tutmayı ben bile beceremezken, bunu küçük çocukların yapmasını nasıl bekleyebilirim ki? Çoğu ebeveyn çocuklarına, “Oyuncaklarını kaldır ortadan” demekten çekinmez ama birçok evde bu pek de kolay başarılan bir şey değildir. Çünkü tüm bu eşyalar nereye gidecek söyler misiniz?! Her şeyin bir yerinin olmasında insana huzur ve rahatlık veren bir şeyler vardır.

5. Bilinçli Tüketim

Ben bir kazak alacağım zaman uzun uzun düşünürüm. Ne kadar işime yarayacak? Ne kadar süre giyebileceğim? Acaba kaliteli mi? İnternet üzerinden alışveriş dünyasında, istediğiniz her şeyi bir tıkla satın alabilirsiniz; bu yüzden, aynı soruları çocuklarımın da kendilerine sormaya başlamalarını istiyorum. Oyuncaklar hiç düşünmeden (dürtüsel) satın alınmamalı. Oyuncaklar, evimizde ve çocuklarımızın yaşamında, yüksek değer taşıyan ve önemli bir yer işgal eden nesneler olmalı.

6. Mutlu Anne

Oyuncak trenin yanında vakit öldürürken, tüm bu değerlerin çocuklarımda gelişmekte olduğunu artık görebiliyorum. Oyuncakların azaltılması, bilinçli tüketiciler olmak için gereken temelin yanı sıra, huysuzluğun azalmasını; paylaşımcılığın, bağımsız oyun zamanının ve yaratıcılığın artmasını sağlayacaktır. Eğer bu size daha mutlu bir anne olmanın reçetesi gibi görünüyorsa, haklısınız. Öyle. Ebeveynler olarak kendi kişisel mutluluğumuz, çocuklarımızı ve ailemizin genel mutluluğunu etkiler. Her şey bizimle başlar.

Öyleyse, ne yapmalı şu oyuncak sepetlerini… Neler neler saklanıyor onların içinde?  Evinizdeki oyuncakların sayısını azaltmakla, çocuklarınızın yaşam boyu sürecek beceriler kazanmalarına ve geliştirmelerine yardımcı olacaksınız. Kim bu fırsatı kaçırmak ister ki?

 

Kaynak: https://www.mother.ly/child/how-to-get-started-with-toy-minimalismand-let-creativity-flourish#close

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!