PISA 2012 ve Türkiye

1
2106

PISA NEYİ DEĞİŞTİRDİ?

Dünyanın “okul/eğitim standartları olimpiyatları” olarak değerlendirebileceğimiz PISA’nın  eğitime bakışımıza getirdiği en büyük yenilik şu:

Bundan sadece on yıl önce uluslararası alanda ülkeler sadece eğitime ayırdıkları bütçeler oranında karşılaştırılıyordu. Ancak ülkeler bazında öğrencilerin aldıkları eğitimi nasıl uygulayabildiklerini gösteren  karşılaştırmalı bir bilgi bulunmuyordu.

Bu yeni bakış açısı eğitime dair pek çok efsanenin çökmesine neden oldu.

En önemlisi 2006’da yayımlanan ilk PISA sonuçlarıyla birlikte eğitime ayrılan bütçenin  eğitim kalitesini sağlayan tek değişken olmadığı açıkça görüldü. İngiltere, Amerika gibi eğitime yüksek bütçeler ayıran ülkelerin yerinde saydıklarını, hatta Almanya gibi ülkelerin gerileme yolunda olduğu  ortaya çıktı.  Finlandiya gibi eğitim kalitesinin çok farklı değişkenler ve mütevazi bütçelerle de sağlanabileceğine gösteren örneklerle karşılaştık.

2006 2009 ve en son 2012 test sonuçlarından öğrendiğimiz başka bir önemli nokta da, ülke bazında eğitime dair yapılan iyileştirme ve geliştirme çalışmalarının üç yıllık zaman dilimi kadar kısa sürelerde bile istatiksel veri olarak görülebilmesidir.  Bu da bize ülkelerin kültürel ve sosyo-ekonomik farkları ne olursa olsun, çok farklı yöntemlerle de olsa olsa okul sisteminin görece kısa süreler içinde dönüştürülebileceğini gösteriyor. Öğrenciler, okullar ya da eğitim sistemi… Nereden başlanırsa başlansın eğitimde hızla iyileştirme mümkün.

TÜRKİYE’NİN PISA SONUÇLARINI NASIL YORUMLAMALIYIZ?

2012 PISA sonuçlarına göre Türkiye 65 ülke arasında Matematik puanında 448 puanla 43. Sırada (OECD ortalaması 494) ,  okuma becerilerinde 475 puanla 42. sırada (OECD ortalaması 496) ve bilimde 463 puanla 46. sırada. (OECD ortalaması 501)

* Açıkça görüldüğü gibi üç ana dalda da OECD ortalamalarının altındayız. Ancak Türkiye özelinde baktığımızda az da olsa ilerleme kaydettiğimizi görüyoruz. 2012’de, 2009’a göre okumada 11, bilimde 9, matematikte ise sadece 3 puanlık iyileşme var. 2012’de, 2006’ya göre bakıldığında, bilim puanı 39 puan artarken, okumada 28, matematikte 24 puan artabilmiş.

* PISA 2012 raporuna baktığımızda değerlendirmeye katılan 64 ülke arasından 40’ının matematik-bilim ve okuma becerilerinden en az birinde ortalama başarısını yükseltmiş olduğunu görüyoruz. Buna rağmen Türkiye genel sıralamada okuma puanında  2 ve bilim puanında 1 sıra yukarıya çıkabilmiş. Yani çok kayda değer olmasa da bir iyileşme gözlemleniyor. Ancak 2009 sonuçlarıyla kıyaslandığında eğitimde iyileşme sürecini hayli yavaşlatmış durumdayız.

* En kötü haberler matematikte. Matematikte yerimizde saymışız. Hatta dünkü e-gazete manşetlerinde yazıldığı gibi resmen sınıfta kalmışız. Türk öğrencilerin %42’si asgari matematik okur-yazarlığı seviyesi olan 2. seviyenin altında. En iyiler, yani 5. seviye ve üzeri sadece %5,9. Bu yılın matematik birincisi Çin-Şangay’la karşılaştırıldığında durum daha da trajikleşiyor. Şangaylı öğrencilerin %55,4’ü 5. Seviyeyi aşarken sadece %3,8’i 2. seviyenin altında kalıyor.

* Yine de matematikte olumlu gelişmeler de olmuş. Matematik okur-yazarlığı açısından en başarısız olarak değerlendirilen öğrenciler 2009 verilerine göre görülür düzeyde bir gelişme kaydetmişler. PISA bu başarının ana nedeni olarak hükümetin başarı oranı düşük okullara ve bölgelere odaklanarak, bu bölgelerin iyileştirilmesi yönünde kaynak yaratmasını göstermiş.

PISA değerlendirmeleri öncelikli olarak global rekabet ortamında ülkelerin ve bireylerin rekabet gücünü koymak amacıyla yapılıyor. Çok farklı yapılarına rağmen tüm ülkeleri tek bir potada değerlendirmekle eleştirilse bile PISA sözcüsü Bay Shleicher global rekabet ortamının özellikle orta ve alt kesimdeki her birey için geçerli olduğunu ve eğitimde global rekabet koşullarına göre bir iyileşmeyi hak ettiklerini söyleyerek kendini savunuyor. Evet, şartlar böyle…

Türkiye’nin şu anki puanlar itibariyle global dünya ekonomisinde ne kadar rekabetçi olacağı sorusu bir yana, aklımıza takılan başka bir soru daha var. Son birkaç yıldır Türkiye eğitimde önemli tartışma ve dönüşümlere sahne oldu. PISA raporları bize eğitim yapısındaki bunca değişikliğe rağmen öğrencilerin eğitim kalitesinde kayda değer bir gelişim/değişim olmadığını gösteriyor.

Belki de bu konu üzerinde biraz daha düşünmeli, kabuğumuzdan çıkıp dünyada eğitim kalitesini arttırmak için neler yapıldığına bakmalıyız.

1 YORUM

  1. Yazınızı okudum ve açıkçası epey hoşuma gitti bu sistem. “Keşke biz de böyle bir eğitim alabilsek” diye içimden geçmedi değil. Ancak hiçbir sistem mükemmel olamaz. Buradan yola çıkarak bir Fransız gazetecinin internette yayınladığı bir makaleye (daha doğrusu İngilizce çevirisine) rastladım, bu yazının ardından okumanızı tavsiye ederim (Linki aşağıda). Hatta eğer o sayfaya giderseniz, Finlandiyalı bir velinin yaptığı yorumu da okuyun, konuya bir de ailelerin gözünden bakın.

    Makale için: http://ecoles.alternative-democratique.org/Limitations-of-the-Finnish
    Fin annenin yorumu için: http://ecoles.alternative-democratique.org/Limitations-of-the-Finnish#forum527

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here