Silikon Vadisi Yöneticilerinin Çocukları Neden Teknoloji Girmeyen Bir Okula Gidiyor?

36
108.279 views

Günümüz çocukları teknolojinin içine doğuyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Şimdi bu durumu anne babaların nasıl yorumladığını daha iyi anlamak için başka bir gerçeği daha ortaya koymak lazım: Biz teknolojinin içine doğmadık. Hepimiz yaş kemale erdikten sonraki dönemde, yani lise ve üniversite yıllarında ya da iş hayatına yeni atıldığımız dönemlerde tanıştık teknolojiyle. Belki bu yüzden küçücük çocukların hatta el kadar bebelerin teknolojiyle ilişki kurmasından şaşkınlıkla karışık -ilk kez gördüğümüzden olsa gerek- tuhaf bir zevk alıyoruz.

Çok farklı ve zeki bir nesil yetişiyor duygusu kaplıyor içimizi. Belki bu yüzden bir sürü anne baba, “Oğlum 3 yaşında tam bir profesyonel Google kullanıcısı”, “Bizimkinin mouse kullanmasını bir görsen inanamazsın” gibi tuhaf gururlanmalar yaşıyor.

Şükürler olsun ki, çocukların gelişim çağında teknolojiye (bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler) uzun saatler maruz kalmasının zararlarıyla (gelişimi ve öğrenmeyi olumsuz etkilemesi, obezite ve saldırganlığa sebep olması, radyasyon emisyonu vs.) ilgili çok sayıda araştırma yayınlandı. Ancak, buna rağmen çocuğunu teknolojiden uzak tutmak için çaba gösteren çok az sayıda anne baba var. Aksine çocuğuna dördüncü ya da beşinci yaş gününde tablet almayı hayal eden anne baba sayısı hiç de az değil.

Sonuç olarak, teknolojiyle çok geç yaşta tanıştığımızdan ve kendimizi pek zeki bulmadığımızdan olsa gerek, küçük bir çocuğun harika bir internet kullanıcısı olmasını yüksek zeka göstergesi olarak algılamaya devam ediyoruz.

Bu okulda hiç teknoloji yok

New York Times’ta yayınlanan ve önemli tartışmalara sebep olan bir makale, zeka ve teknoloji kullanımı arasındaki ilişkiye en sağlam darbeyi vurmayı başardı. Dünyada ve ülkemizde pek çok ilkokul, sınıflarını bilgisayarlarla donatma konusunda acele edip bu konuda birbiriyle yarışa dursun, teknolojinin ana vatanı Silikon Vadisi’nin göbeğinde E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını göndermeyi tercih ettikleri bir okul, kendini teknolojiden tamamen arındırmayı seçiyor. Bu okul, Waldorf School of the Peninsula.

Bu okulda hiç teknoloji yok. Bilgisayar ekranı ya da akıllı tahtalar yerine eski karatahtalar, tebeşirler, kağıt ve kalem var. Öğrenmenin diğer temel malzemeleri ise örgü ve dikiş iğneleri ve bazen de çamur. Bunun dışında bolca oyun odaklı öğrenme ve hikaye anlatma var.

El becerisi zekaya dönüşüyor

Google’ın bir üst düzey iletişim bölümü çalışanı olan Alan Eagle, New York Times’a yaptığı açıklamada “App uygulamasının ya da iPad’in çocuğuma okumayı ya da matematiği daha iyi öğreteceği fikri çok komik” diyor. 5.sınıfa giden kızı henüz Google kullanmayı bilmiyor. Bunun yerine kızı, sınıfındaki diğer çocuklar gibi dikiş becerilerini güçlendirmeye çalışıyor.

Hedefleri birgün kendi çoraplarını dikebilmek. Waldorf eğitim sistemine göre problem çözme ve matematik becerisi, örgü örmek, makas ya da bıçak kullanmak gibi ufak el becerileriyle gelişiyor. El becerileri ve atlama, zıplama, tırmanma gibi hareket becerileri, 7 yaşından sonra zekaya dönüşüyor.

Teknoloji becerisini fazlasıyla büyüten günümüz ebeveynlerinin aksine Alan Eagle’a göre teknolojiyi kullanmayı öğrenmek, dişleri fırçalamayı öğrenmek kadar kolay. “Google’da ve diğer her yerde, teknolojiyi, zekası en düşük insanın bile rahatlıkla kullanabileceği kadar basit hale getiriyoruz. Çocuklarımız büyüdüğünde teknolojiyi kullanmayı becerememeleri gibi bir şey söz konusu bile olamaz” diye özetliyor anne babaların yere göğe koyamadıkları teknoloji becerisini Eagle.

Waldorf sistemi neredeyse 100 yıllık bir eğitim sistemi ancak bilgisayar konusunda tartışma yaratmaya daha yeni başladı. İyi ki de başladı. Çok daha karmaşık hareketler yapabilen çocuğunuzun mouse kullanmak kadar basit bir hareketiyle gurur duymayı bir kenara koyup, onu dikiş dikmek, makas kullanmak gibi pek önemsemediğiniz, oysa çok daha fazla zeka gerektiren el becerileri konusunda yüreklendirmenin zamanı geldi de geçti bile.

Demet Sunar Caferzat

36 YORUMLAR

  1. “Teknolojiyi basitleştiriyoruz” çok basit ve saçma bir savunma olmuş bence. Teknolojinin alışkanlık yapacağından korkuyoruz dese daha iyi olurdu.

  2. Siz istediğiniz kadar teknolojiden çocuğunuzu soyutlayın, şu an teknolojik aletlerin hiç girmediği ev var mı? Bu Silikon vadisi yöneticilerinin çocukları hiç mi merak edip, babalarının annelerinin uğraştığı aletleri kurcalayıp merak etmez… Bence mantıksız

  3. Doğru olabilir,
    Hangimiz birinin telefonunu ya da bir tv nin marka model tipini hafızada tutuyoruz bas konuş yapıyoruz, onun yerine hafızayı başka işler için kullanıyoruz, o zaman bu mantıkla çamaşır makinasını da atalım kas gücümüzü çalıştırmak için dere kenarında elimizde tokmaklarla çamaşırlardan alalım hırsımızı, pürü pak edelim o hain kirli kıyafetleri!!

    Makas kullanmayı beceremesek ne olacak zaten ananası bile kesen makine var, bıçak kullanmasak ne olur, Teknolojiyi tukaka etmemek lazım bu kadar , silikon vadisinin veletleri üretsin, biz tüketelim!!

    biz niye üretmeyelim teknolojiyi kötü gösterip aa benim ki Google a bir giriyordan ziyade benim oğlum öyle bir yazılım geliştirdi ki Windows peşinde denmesinin ne sakıncası olabilir?

    Soruyorum..

  4. Yazıyı bir daha okuyun..anlamamışsınız..tam sizden istenildiği gibi davranıyorsunuz.. Teknoloji düşünme biz zaten düşündük..sen yapma biz zaten yaptık..sen sadece al ve tüket..mantığını 2. ve 3. dünya ülkelerine pazarladı..makasa kullanmaya gelince elinize sekize katlanmış bir kağıt ve bir makas alın…önce rastgele kesin ve oluşan şekle bakın sonra düşünün neler yapabilirim..hayal gücünüzün sınırlarını zorlarsınız..basit bir makas ve bir parça kağıt ile..14 yıl dır üniversitede hocalık dahil eğitimin içindeyim..Ayrıca ” öğrenmeyi öğrenmek” üzerine Doktora yaptım. Hiç okumayan çok az dinleyen boş konuşan bir toplum olmayalım..

      • O efsaneyi ben de duymuştum, “kağıdı 7′den fazla katlamak imkansızdır” efsanesini… Guinness Rekorlar Kitabı’nda kağıdı 13 kez katlayan bir insan var.

        Bence çoğu kişi bu okulun yöntemine odaklanmalı, eğitim sistemi bizim okullarımız dahil pek çok okuldan daha farklı. Teknoloji bağımlısı bir toplum olduk çıktık. Japonya ve Doğu Asya gibi teknolojiyi çok kullanan ülkelerde “Hikikomori” adında bir hastalık literatürlere geçti. Daha bilimsel veri istiyorsanız, sorgulamadan sorumlu beynin bölgesi ön kortex kısmıdır. Ekran ile çok uzun süre uğraşmak bu bölgedeki beyin hücrelerine zarar verir. Örneğin satranç efsanesi “Bobby Fischer” bu sebeplerden dolayı televizyondan uzak durmuştur.

  5. Waldorf model olarak çocuğun zekasını sürekli olarak etkin kılmayı sağlıyor, çocuk temel bilgileri kendi keşfediyor, ve kendi aklıyla ona çözümler üretiyor, içinde barındırdığı yöntemler de ideal eğitim sisteminin temel taşlarından. Ayrıca model uygulamalarında sistemi denetleyen bir mekanizması var. Biz para kazanacağız zihniyetiyle yarış atına dönen çocukları yetiştiren okullardan tamamen farklı.

  6. Steiner (Waldorf) egitim sistemi dunya capinda olan, cok tartisilan bir egitim sistemi. Mesela birinci sinifta cocuklara okuma yazma ogretmedikleri soylenir, ayrica bu okuldan mezun olanlarin ileriki yaslarda intihara daha meyilli oldugunuda okumustum. Ozel okullardir cocugunuzu gondermek isterseniz ve paraniz yoksa size derlerki mesela gelin badana yapin, kimse bunu ne yadirgar nede gurur konusu yapar. Ama bence NY Times, bu cok iyi oldugu iddia edilen egitim sisteminden istatistiklerle bahsetseydi. Bu okullarda okuyanlarin yuzde kaci ivy league okullara giriyor? yuzde kaci akademide veya senatoda yahut silikon vadisinde? Mesela Zuckerberg ne zaman programlama yapmaya baslamis. Tabiiki mouse’in okunu oynatmakta cok buyutulecek birsey yok ama multimedya bize bilim ve teknolojiyi o kadar gorsel yollarla anlatabilirken bizim bunu yadirgamamiz bence safliktir.

  7. yazıya tamamen katılıyorum.Son yıllarda çocuklarda özellikle 2-4 yaş arası çocuklarda otistik belirtilerin ne kadar arttığının farkındamısınız acaba?değilsinizdir.Bu yaşalardaki çocukların televizyon tablet bilgisayar gibi aletlerle haşır neşir olduktan sonra Ne hallere geldiğini konuşamadıkları, davranış bozuklukları yaşadıkları,bu sorunları yaşayan anne babaların ne hale düştüklerini bir bilseniz…Ben oğlumda akademik çağa geldiğinde ödevini internetten değilde meydan lauress tan buldurucam.Bu yukarda saydığım sıkıntıları yaşayan bir anne olarak (ki neyseki evde tv.pc kapalı o kadar güzel oyuncaklarıyla oynuyor,daha mutlu ve huzurlu,kreşine gidiyor konuşuyor davranışları düzeldi)sizlere tavsiyem çok ta matah aletler değil bunlar sonrada öğrense olur.Önemli olan sağlıklı sosyal çocuklar yetiştirmek

  8. Ozamanlarda internet ve bilgisayar ve ekranli tahtalar vardi da o kullanmadi bence bundan olabilir..vardir bunda da bi keramet hay allahim yaa….

  9. yorumlara bakılırsa bizim “ÇOK ZEKİ “milletimizin işine gelmemiş bu makale.teknoloji, düşünmeyi,muhakeme yeteneğini köreltiyor.daha okuma yazma bilmeden teknolojiyle tanışan çocukların robottan farkı kalmıyor.eğitim sistemimiz zaten evlere şenlik.çocuğunuzun düşünen,fikir üreten,yaratıcı zekaya sahip bireyler olmasını istiyorsanız bu yazılanlara kulak verin.

  10. Şu yazıyı yazarken bile teknoloji kullandınız. Bu kadar korkmayın :) 100 yıllık bir sistem belki de biraz gelişmeli artık, değil mi?
    Ben oğlumu teknolojiden uzak tutmuyorum. Sadece denetimli izim veriyorum. Tv izliyor ama sakıncalı şeyler izlemesine izin vermiyorum. Tabletle oyun oynuyor ama oynadığı oyunu inceliyorum, süre limitleri koyuyorum.
    Jimnastik te yapıyor, bilgisayar oyunu da oynuyor. 2,5 yaşında çizgi filmlerden sayıları öğrenmeye başladı, şuan 4,5 yaşında ve basit aritmetik işlemler yapabiliyor.
    Bazen oyuncaklarını alıp 2-3 tane kutu ve boru gibi şeyler verdiğimde onları hayalinde birşeylere benzetip oyun kuruyor. Bazen boyama yapmak istiyor, bazen ipad ile bulmaca çözmek.
    Sonuçta mutlu, sosyal, çevreye duyarlı, teknolojiyi de seviyor bebekleri de, kedileri de…
    Benim oğlumda empati yoktu. Bir gün izlediği bir çizgi filmden etkilendi ve ilk defa empati yaptığını gördüm. Oysa annesi empatiyi geliştirmeye yönelik bir sürü hikaye okumuştu ama etkili olmamıştı.
    Bence böyle paranoyalarınızla çocukları sıkmayın. Dozunda iyidir. Dozaşımı olan herşey zararlıdır.
    “Silikon vadisindeki çalışanların çocukları .. ” kısmını okurken “bu kilimi dokuyan kör oldu” sözü aklıma geldi :) Silikon vadisinde çalışan 2 kişi ile tanıştım, hiç te öyle teknolojiden ürken bir halde değillerdi. Neredeyse üzerlerine bilgisayar giyinip gezeceklerdi.
    Şimdi bu konularda doktora yapmış olmanız tabiiki itibar edilir bir durum fakat prf doktorların biribirlerine 180 derece ters teşhis ler koymaları, fikir beyan etmeleri benim akademik birikimlilere biraz şüphe ile bakmama neden oldu. Kimin doğru söylediğini tayin etmek çok zor. O nedenle biraz kendi gözlemlerim ve deneyimlerime dayanmak zorunda kaldım. Bizim mühendislikte kolay, herkes koyar ürününü ortaya, en iyi çalışan iyidir.
    Şunu bilir şunu söylerim, bu kadar gri bir alanda keskinlik bildirenler cahildir, uzak durun.

  11. Yazıyı ve ilgili bağlantılarını, birde yorumları okuyunca yazmak istedim. Birincisi kesin teşhisler koymamak hususuna katılıyorum. Biraz şüpheci biraz da ateş olmayan yerden duman çıkmaz gözlükleriyle beraber değerlendirilmeli. Konuya gelince: Kendi eğitim tecrübeme binaen şunu belirtmek isterim. El aletleriyle, insanın fonksiyonel veya görsel bir amaca yönelik olarak, yapmak için harcadığı bir çaba olağanüstü eğitici. Neye kıyasla olağan üstü derseniz. Öğrenme yolu olarak kıyaslayabileceğiniz her türlü metoda kıyasla. İster VR gözlük olsun, İsterse en süper 3D veya 2D aplikasyon, herhangi bir şeyi, yaşı kaç olursa olsun, insanın eliyle oluşturma çabasının ona kazandırdığı kazanımı verebilecek başka bir araca rastlayamadım. Hem çok etkin bir teknoloji kullanıcısıyım, tasarımcıyım, eğitmenim ve de Kendi ahşap/mekanik atölyem var. Karşılaştığım teknik problemlere kendim çözüm yaratırken gözlemledim bunu öncelikle. Parçaları zihinde tahayyül edip, elimle, makinalarla, aletlerle bir araya getirirken uğraştığım ve çözdüğüm ardışık yüzlerce problemle boğuşuyorum. Beyin, el, araçlar bir amaç için tutkuyla birbirine bağlanıyor. Denemeler, düzeltmeler, yeni farkındalıklar, malzemenin kusurlarını görme, yeni çıkarımlar yapma, hayal gücü, mantık, strateji, hatalar, geri dönüşler, daha pratik metotları görme, keşifler. Bunların hepsini amacınıza doğru hızla ilerlerken zamanı ve hatta yemeyi içmeyi bile unuttuğunuz 5-6 saatin içerisinde yaşanıyor. Bittiğinde, bazen o güne hayatınız da çok az şeyin, o yaptığınız nesnenin oluşması için harcadığınız zihinsel ve fiziksel enerjiyi talep etmiş olduğunu fark ediyorsunuz. Bunu 22 yıllık ve meslek hayatında çok insanın yapılamaz dediği birçok şeyi gerçekleştirmiş bir mühendis olarak söylüyorum. 40 yaşından sonra bir mühendis insanın, el emeğine bakışı bu kadar değişebilir mi? Değişebilir. Matematiğe, fiziğe algoritmaya bile bakışınız değişiyor. Aynı durum yaşı ne olursa olsun tüm çocuklar içinde geçerli ve hatta daha fazla geçerli. Bunun böyle olduğunu 4-5 yıl evvel Robotik sistemler üreten bir şirketin sahibiyken fark ettim. Kaybettiğim zamanlara üzülmüştüm. Ne de olsa ne yapsak kendimize yeterli gelmeyen bir psikolojiyle büyüdük biz. Elimizi A-Z’ye üretime 30 yıl kadar evvel sokmuş olsaydık, bugün yaptıklarımızın çok çok daha fazlasını yapabilirdik mühendislik olarak. Çok daha yaratıcı tasarımlara ve eserlere imza atabilirdik. Bu farkındalığımı çocuklara ve gençlere yansıtabilmek için o vakittir elimden geleni yapıyorum. Konu ya dönersek, bir şeyi Silikon Vadisi yöneticilerinin yapıyor olması o şeyi evrensel bir kanun yapmaz. Bu nedenini analiz etmemek için bir sebepte olmaz. Sebepleri üzerine düşününce de haklı olabilecekleri taraflar var diye düşünüyorum. Bir tanesi yukarıda anlattığım sebep. Diğerleri; Televizyon?. Unutmak lazım. Sadece çocuklar için değil yaşayan tüm canlılar için zararlı bir nesne haline dönüştü televizyon. Bilgisayar? Evet, amaca yönelik olarak. Bilgisayarın sizi değil, sizin bilgisayarı kullandığınız kadar. Cep telefonu?. Ne güzel icat. Geçen hava alanında dikkat ettim. 104 kişiydik bekleme salonunda. Sadece ben telefonumla uğraşmıyordum. (Şarjım bitmişti). Baktım. Kişileri saydım. Kendim dışında bir tane insan aradım. Bulamadım. Bu konuda hepimiz aşağı yukarı hasta olmuş durumdayız zaten. Bunu kabul etmediğimiz için çocuklarımız da da normal karşılar hale geldik. Bu konu da toplum olarak 4-97 yaş arası bilinçlendirme seferberliği başlatılması gerekiyor. Bilemiyorum o da faydalı olur mu? Geçenler de 70 yaşlarında bir kadının yanında ki arkadaşına, senin akıllı telefonun nasıl olmaz diye çıkıştığına şahit oldum. Artık gerisini siz düşünün. Çocuklara cep telefonu ve bilgisayar kullanımının amaçları, kriterleri ve riskleri hakkında gerçekten aklı başında insanlar tarafından ciddi eğitim verilmesi gerekiyor. (“Teknoloji sizi değil, siz teknolojiyi kullanın kampanyası”.) gibi. Yurt dışında yüzdesi oldukça az belirli bir eğitim seviyesinin üstünde olan insanlar bu konuda oldukça muhafazakarlar. Onu da şuna benzetiyorum. Herkes fast -food yiyor mesela. Müptela gibi. Fakat yurt dışında dikkatimi çekti. Bazı insanlar fast food’un yanına uğramıyorlar. Sordum neden diye?. O halk yiyeceği dediler. Asil bedenleri ancak organik, nerde, nasıl üretilip pişirildiğine emin oldukları yiyeceklerle beslenebilirmiş. Ağız nasıl mideye giden yolun kapısıysa. Gözler ve kulaklar da zihnimizin kapıları. Bize beğenimizi dayatan reklam kampanyalarına, davetsiz misafirlere, seslere ve görüntülere zihnimizi açarken çok daha seçici olmalı ve çocuklarımıza da bu seçiciliği aşılamaya çalışmanın, zararından çok faydası olacağı kanaatindeyim.

  12. Mrhb Değerli arkadaşlarim bence yöneticilerin tezi çok doğru nedeni ise kendim şahit olduğum bir durum arkadaşımın bir oğlu var yaşı işe 3 4 civarlarında normalde istatisliklerle ve günümüzde o yaşlardaki çocukların daha yeni gelişme dönemleri oldugundan konusmaya ögrenmeye yeni başladığı dönemler konuma geri döneyim arkadaşımın cocugu sürekli bişiler söylemeye calışıyr fakat biz anlıyamiyoruz bişi dikkatimi cekti cocuga anneannesi bakıyor ve tabletten vakit gecirmesi dikkatini cekmesi için acılan çizgi film karakterinin konusmaları çince bu dikkatimi cekti ve uyarıda bulundum türkce çizgi filmler izletmeye basladılar ve cocuk cizgi film kahramanlarının konusmalarındaki cümleleri daha net dillendirmeye başladı bilmem anlatabildimmi sanirim bu örnek bakıs acılarınıza bir farkli tecrübe olur saygılarımla;

CEVAP VER