TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Soru - Cevap

Görüntülenme 2391

0
Soru - Cevap

Öğretmenlikte düz anlatımdan sonra en çok kullanılan tekniktir soru cevap tekniği. Ekmek gibi, su gibi benzetmesi öğretim teknikleri için kullanılmış olsaydı, sanırım bu deyiş “anlatmak gibi soru-cevap gibi” olurdu. İyi kullanıldığında harikalar yarattığını düşündüğüm bu teknik, kötü kullanıldığında da bir o kadar gereksizleşiyor ve öğrenmeyi olumsuz etkiliyor. Çok yönlü tartışılabilecek ve incelenebilecek bu teknikle ilgili öğrencilik yıllarıma gittim ve sormuş olmak için sorulan sorular aklıma gelince kısa da olsa bir şeyler yazmanın anlamlı olacağını düşündüm.

Öğretmenliğimin ilk yıllarında çok sevdiğim, oldukça tecrübeli bir öğretmenden, “iyi öğretmen iyi soru soran öğretmendir” cümlesini duymuştum. Gençlikten olsa gerek bu cümle üstüne düşünmemiş, söylenen bir kulağımdan girip diğer kulağımdan çıkmıştı. Bunca yılın sonunda o cümleyi işittiğim güne dönüp, cümlenin uzun uzun içimde demlenmesini beklemek isterdim. Belki o zaman öğrenciler için hiçbir yararı olmayan boşa sorduğum soruları geri alabilirdim.

Eğitimlerimde soru-cevap tekniği için bir örnek veriyorum; birinci sınıf düşünün, öğretmen soru soruyor, “akşamları dişlerinizi fırçalıyorsunuz değil mi”, bu soru sırasında da öğretmenin başı evet anlamında aşağıya eğiliyor. Tüm sınıf yanıt veriyor, “eveeeet”. Bu, ilkokulda koro şeklinde verilen hayırrr ve eveeet cevaplarının anlamsızlığını çok merak ediyordum. İlk yurtdışı okul gezimde bir birinci sınıf bularak derse girdim. Tek merak ettiğim şey onlar da “yes”lerini uzatacak mıydı? Hayır, okul ziyaretine gittiğim ülkelerde koro şeklinde evet ya da hayır yanıtı verilmiyordu, bu toplu cevaplama alışkanlığı bize özgüydü. Yanıtı evet ya da hayır olan sorular sormak, bir de bu iki yanıtlı sorular için beden diliyle kopya vermek öğrenciler için nasıl bir gelişim sağlayabilirdi? Doğrulayıcı sorular sormanın öğrencilere yararı ne olabilir? Kökleri Yunan filozofu Socrates’e dayanan, sorgulama temelli soru ve cevap yöntemi nasıl kullanılırsa yararlı olurdu? (Bkz. Eğitim Sözlüğü: Sokratik Tartışma Yöntemi)

Bu stratejiyi bağımsız kullanmak ve tek başına soru-cevapla bir dersi yürütmek yerine başka bir teknikle beraber soru-cevabı kullanarak dersi işlemek daha işlevsel olacaktır. Sorularımızın anlamlı, açık ve net olması çok önemlidir. Sorulacak sorular öğrencileri kışkırtmalı, zihinsel süreçlerini aktif kılmalıdır. Sorulan sorular derse katkı sunmalı ve öğrenciler için açılım sağlayıcı olmalıdır. Soru-cevap yönteminin en önemli özelliği öğrenci katılımını sağlamasıdır. Bu nedenle soru-cevaplar birkaç öğrenciyi değil, tüm sınıfı içine almalıdır.

Sorular sonrası öğrencilere yeterli zaman vermek çok önemlidir, özellikle bilişsel işlemlerde hızlı olan öğrencilerin gelen sorulara hemen cevap vermesi, diğer öğrencilerin gelen soruyu düşünmemesine neden olmaktadır. Yine sıklıkla yaptığımız hatalardan biri, söz hakkı verilen öğrenci biraz düşünmeye başladığında başka bir öğrenciye söz hakkı vermektir. Bu durum soruyu yanıtlamakta olan öğrencinin cesaretini kıracağı gibi, aynı zamanda derse katılımı artırmak amaçlı bu yöntem tersine işlemeye başlayacaktır. Böylesi durumlarda ipucu ile öğrencileri cesaretlendirmek daha anlamlı olabilir.

Genelde sınıfta bilgiyi geri çağırmak için kullandığımız soru-cevap yöntemini, bilgi düzeyinde tutmak yerine üst bilişsel sorularla öğrencilerin düşünme becerilerine katkı sağlayabiliriz.

Sınıfta soracağımız sorularla öğrencilerin sorgulama becerilerini geliştirmemiz mümkün. Onların merak etmelerini sağlamak, şüphe duymalarına fırsat vermek ileriye doğru atılacak önemli bir adım olacaktır. Sadece soru sormak değil öğrencilerin de soru sormasına fırsat vermek önemlidir.

Çocuklar için felsefe derslerinden birine konuk olduğumda öğretmen öğrencilere bir soru yöneltti: Bir simitin ortasındaki boşluk simite dahil midir? Bu basit gibi görünen ilk soru, tartışmanın ve merakın ateşleyicisi olmuştu. Düşünme becerilerini geliştirecek sorular sormak elimizde, yeter ki öğrencilere soracağımız sorular üstüne yeteri kadar düşünelim.

 

Müjdat Ataman

Okul Müdürü

www.mujdatataman.com

[email protected]

Yorum Yazın
Yazarın Diğer İçerikleri
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!